"Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır”

"Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz." (Taha: 124)

"Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz."

"Onun için bu dünyada sıkıntılı bir geçim vardır." Bu, dünyada fakirlik anlamında değildir. Böyle bir kimse, bir milyoner veya büyük bir imparatorluğun sahibi olabileceği halde, vicdan rahatlığından yoksun olacaktır. Çünkü "zikr"den yüz çeviren kimse tüm dünyevi başarıları haram yollardan kazanacak ve bu nedenle sürekli vicdan azabı çekecek ve gerçek mutluluk ve huzurdan yoksun olacaktır.

İnsan oğlunun dünyadaki imtihanı şuydu: İtaati veya isyanı seçme özgürlüğüne sahip olduğu halde Rabbine itaat edecek mi, yoksa etmeyecek mi? Eğer unutursa veya arzulara uyup kandırılırsa, hatasını fark ettiğinde uyarı ve "öğüt"lerle pişman olup tövbe edecek mi? Yoksa etmeyecek mi? Aynı zamanda Rabbi onu, iyi veya kötü tüm amellerin yazıldığı ve hüküm gününde onlara göre değerlendirileceği konusunda uyarmıştı. Bu sınavdan başarıyla çıkanlara sürekli ve şeytanın onları aldatmakta kullandığı ebedi bir hayat ve sonu gelmez bir mülk verilecektir. Salih kullar, Rablerine itaat etmişler veya "unuttuktan" sonra tövbe etmişlerse cennetin varisleri olacaklardır.

Cennetteki hayatın sadece "yemek, içmek ve eğlenmek"ten ibaret olmadığına, bunların yanısıra orada bugün hiçbir insanın hayal bile edemeyeceği çok yüce şeylerin de elde edileceğine dikkat etmekte fayda vardır. İşte bu nedenle Kur'an'da sadece bu dünya insanlarının kavrayabileceği cennet nimetleri sayılmıştır.

Rabb’inin uyarıcı mesajından yüz çeviren, savurganlık yapmıştır. Savurganlık yapmış, en kıymetli hazine ve en büyük servet olan elinin altındaki doğru yolu bir kenara itmiştir. Gözlerini, asıl yaradılış amacının dışında kullanıp, Allah’ın ayetlerini hiç görmeyen insan da savurganlık yapmıştır. Artık dayanılmaz bir sıkıntı içinde yaşamayı hak etmiştir. Kıyamet gününde ise kör olarak mahşere getirilecektir!

TEFHİMUL KURAN

1- Fahruddin er-Râzî, ayette geçen "zikir" kelimesi üzerinde durur ve müfessirlerin görüşlerini aktararak kendi tercihini ortaya koyar:

Kur'an ve İlahi Kitaplar: Zikir, Allah'ın indirdiği vahiydir. Ondan yüz çevirmek, onun hükümlerini yalanlamak ve amel etmeyi terk etmektir.

Akli ve Kalbi Deliller: Râzî zikri daha geniş ele alır: Allah’ın varlığına, birliğine ve sıfatlarına delalet eden hem afakî (dış dünya) hem enfüsî (insanın kendi iç dünyası) delillerden yüz çevirmektir.

2. "Maîşeten Danka" (Sıkıntılı Geçim) Mümin ve Kafir İçin Ne Anlama Gelir?

Râzî, bu ifadenin tefsirinde "Bir kafirin dünyada çok lüks ve refah içinde yaşamasına rağmen, nasıl olur da sıkıntılı bir geçim içinde olduğu söylenebilir?" sorusunu sorar. Bu paradoksu çözmek için şu harika izahları sunar:

Dünyevi Sıkıntı (Psikolojik ve Kalbi Açıdan)

Râzî'ye göre kafirin veya Allah'tan gafil olanın dışarıdan görünen zenginliği bir aldatmacadır.

Bitmeyen Hırs ve Korku: Allah’ı tanımayan kişi, elindeki nimetleri kaybetme korkusuyla yaşar. Hep daha fazlasını ister. Kalbi hiçbir zaman tatmin (itminan) bulmaz. Dolayısıyla maddiyat içinde yüzse bile ruhsal olarak "dank" (dar, sıkıntılı) bir hayat yaşar.

Kanaatsizlik: Mümin az bir rızıkla kanaat edip huzur bulurken, gafil insan saraylarda bile kalbi daralarak yaşar.

Kabir Azabı (Berzah Hayatı)

Râzî, Abdullah b. Mesud ve Ebu Said el-Hudrî gibi sahabilerden nakledilen görüşe büyük ağırlık verir: Ayetteki "sıkıntılı geçim", kabir hayatındaki darlık ve azaptır. Kabir, kafiri ve asiyi sıktıkça sıkar.

3. Kıyamet Günü "Kör Olarak Haşredilmek" (Amâ)

Râzî, ayetin ikinci kısmındaki "körlük" meselesini iki temel vechile açıklar:

Bilgi ve Delilden Mahrum Olma (Mecazi Körlük)

Ayetin devamındaki "Rabbim, beni niye kör haşrettin, oysa ben görüyordum?" sorusuna verilen cevaba dayanarak Râzî der ki: Bu körlük, hakkı, hakikati, kendisini kurtaracak delilleri ve cennete giden yolu görememek demektir. Dünyada Allah'ın ayetlerine karşı kör olan, ahirette de Allah'ın rahmetine karşı kör ve mahrum bırakılır.

Baş Gözünün Kör Olması (Hakiki Körlük)

Kafirler kabirlerinden kalktıklarında mahşer meydanının dehşetini artırmak adına fiziksel olarak da kör, dilsiz ve sağır olarak haşredilirler.

Râzî’nin Tefsirinden Çıkan Temel Hikmet

Tefsîr-i Kebîr'in bu ayete dair sunduğu nihai ufuk şudur: İnsanın huzuru maddiyata değil, aidiyete bağlıdır. Allah'ı unutan bir ruh, kainat kendisine verirse yine daralır, yine zindandadır. Gerçek genişlik ve refah (maîşet-i tayyibe) ancak Allah'ın zikriyle kalbin mutmain olmasıyla mümkündür.

TEFSİRİ KEBİR

Kur'an Haberleri

Dedi ki: 'Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan (cennetten) inin!
"Sonra Rabbi Onu (peygamber) seçti"
“Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler”
Şeytan "Ey Adem, sana ebedîlik ağacını ve yok olmayan bir mülkü göstereyim mi?" dedi
“Doğrusu cennette ne acıkacaksın, ne de çıplak kalacaksın”