Katil İsrail’in Thiago Ávila’yı gözaltına alması üzerine Latin Amerika’da öfke artıyor

Brezilya'da kamuoyu baskısı resmi açıklamaların ötesine geçti.

Eman Abusidu’ın Middle East Monitor’da yayınlanan yazısı, Haksöz Haber için tercüme edilmiştir.


İsrail güçlerinin uluslararası sularda “Global Sumud Filosu”nu durdurup Brezilya vatandaşı Thiago Ávila’nın da aralarında bulunduğu aktivistleri gözaltına almasının ardından, Latin Amerika’nın bazı bölgelerinde öfke yayılıyor. Olay, Brezilya’dan diplomatik baskı, sivil toplum örgütlerinden eleştiriler ve bölgedeki Şili ve Filistinli toplum önderlerinden daha sert hukuki ve siyasi tepkilere yol açtı. Bu sabah, Thiago'nun İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan oğlunun yasını tutarken vefat ettiği yönündeki haberlerin yayılmasıyla öfke daha da arttı.

Brezilya'da kamuoyu baskısı resmi açıklamaların ötesine geçti. Salı sabahı São Paulo'da yaklaşık 20 protestocu, Orta Doğu'daki insani yardım görevi sırasında İsrail güçleri tarafından gözaltına alınan Ávila'nın serbest bırakılmasını talep etmek için bir araya geldi. Aktivistler, Brezilya'nın Dışişleri Bakanlığı'na iletilmek üzere bir belge sundular ve bu belgede sadece Ávila'nın derhal serbest bırakılmasını değil, aynı zamanda Brezilya'nın İsrail ile ilişkilerini kesmesini de talep ettiler.

Tweet’in Türkçesi:

Brezilyalı aktivist Thiago Ávila’nın annesi Teresa Regina vefat ederken, oğlu hâlâ İsrail işgal güçlerinin gözaltında tutuluyor.

Gazze ablukasını kırmak amacıyla düzenlenen “Özgürlük Filosu”na katılırken uluslararası sularda kaçırılan Thiago.

Brezilya, Ávila’nın gözaltına alınmasını kınama konusunda öncülük etti.

Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva, Brezilyalı aktivistin derhal serbest bırakılmasını talep ederek, onun tutukluluğunun devam etmesini “İsrail hükümeti tarafından gerçekleştirilen haksız bir eylem” olarak nitelendirdi.

Lula, bu gözaltının ciddi endişe yarattığını ve “herkes tarafından kınanması gerektiğini” söyledi.

Brezilya cumhurbaşkanı ayrıca Ávila'nın davasını filonun durdurulmasıyla ilişkilendirerek, uluslararası sularda aktivistlerin gözaltına alınmasının uluslararası hukuka ciddi bir ihlal olduğunu savundu. Brezilya'nın tutumu konsolosluk düzeyinde bir endişeyle sınırlı kalmıyor; bu, diplomatik bir talep haline geldi. Lula, hükümetinin, bir vatandaşının gözaltına alındığı İspanya ile birlikte, aktivistlerin güvenliği ve derhal serbest bırakılmaları için tam garantiler talep ettiğini söyledi.

Latin Amerika’daki tepkiler tek tip olmamakla birlikte, siyasi gerginlik giderek artıyor. Brezilya’da da bu olay, Filistin yanlısı aktivistleri ve sivil toplum örgütlerini harekete geçirdi. Göstericiler ve dayanışma ağları, Ávila’nın gözaltına alınmasının münferit bir konsolosluk olayı değil, Gazze’ye yönelik insani yardım faaliyetlerine karşı yürütülen daha geniş kapsamlı bir kampanyanın parçası olduğunu öne sürerek, Brezilya Dışişleri Bakanlığı’nı somut adımlar atmaya zorladı.

Kolombiya, filonun durdurulmasını kınama ve gözaltına alınan aktivistlerin serbest bırakılmasını talep etme konusunda Brezilya ile aynı çizgide yer aldı.

Şili’de, çeşitli Arap ülkelerinde eski Şili büyükelçisi ve Şili’deki Küresel Sumud Filosu girişiminin yasal temsilcisi olan Nelson Hadad’ın eleştirileri özellikle sert oldu.

Hadad, İsrail'in uluslararası sularda filoyu durdurmasının uluslararası hukuka doğrudan aykırı olduğunu söyledi.

Hadad, MEMO'ya verdiği demeçte, “Olanlar hukuken yasadışı durdurma, kaçırma ve zorla alıkoyma suçu olarak nitelendirilebilir ve bazı hukuki sınıflandırmalara göre, özellikle insani yardım misyonuna katılan sivilleri hedef aldığı için korsanlık eylemi olarak değerlendirilebilir” dedi.

Operasyonu açık bir hukuk ihlali olarak nitelendiren Hadad, saldırının niteliği ve uluslararası sularda gerçekleşmiş olması nedeniyle Şili'nin çok daha sert bir tepki vermesi gerektiğini söyledi. Hadad, Şili Dışişleri Bakan Yardımcısı'na olayın “Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin açık bir ihlali” olduğunu bildirdiğini ve hükümetin daha sert bir tutum sergilemesi gerektiğini savundu.

Hadad, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu aleyhine hukuki işlem başlatılmasının değerlendirildiğini de doğruladı. Kendisine göre, bir avukat ekibi, Netanyahu’ya yönelik savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım iddiaları üzerine uluslararası bir ceza davası açmak üzere hazırlık yapıyor. Hadad, davanın kısmen Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme’ye dayandırılacağını belirtti.

Eski büyükelçi, insani boyut konusunda özellikle açık sözlüydü. “Açlığı bir savaş yöntemi olarak kullanmanın” soykırımın bir unsuru olabileceğini savundu. Gazze’deki sivilleri, özellikle de çocukları gıda, su ve temel ihtiyaç malzemelerinden mahrum bırakmanın, onlara hayatta kalmak için gerekli temel koşulları kasten mahrum bırakma girişimi olduğunu söyledi.

Hadad ayrıca, Şili Dışişleri Bakanlığı'nı, zayıf bulduğu resmi tepkisi nedeniyle eleştirdi. Bakanlığın açık bir kınama yayınlamak yerine sadece “endişesini” dile getirmesinden “büyük hayal kırıklığı” duyduğunu söyledi. Ona göre, Şili'nin tutumu “zayıf ve yumuşak”tı ve bu tür bir dil gerçek bir siyasi veya hukuki baskı yaratmıyordu. Bunun yerine, İsrail'in hesap vermeden ihlallere devam etmesine olanak tanıdığını savundu.

Şili’deki Filistin topluluğu da hükümetin olayı ele alış biçimini eleştirdi. Topluluk yaptığı açıklamada, Şili vatandaşı Macarena Chahuá, Brezilyalı Thiago Avila ve diğer aktivistlerin gözaltına alınmasına yönelik yetkililerin yetersiz tepkisi karşısında “derin endişe, kınama ve hayal kırıklığı” duyduğunu ifade etti. Topluluk, uluslararası sularda gerçekleşen bu gözaltı olayını “yasadışı ve keyfi bir kaçırma” olarak nitelendirerek bunun uluslararası hukuka açık bir ihlal olduğunu belirtti.

Topluluk, Şili hükümetinin tepkisinin yetersiz olduğunu ve olayın ciddiyetine yakışmadığını belirtti. Sadece diplomatik prosedürlere ve konsolosluk takibine güvenmek yerine, açık bir kınama ve derhal ve koşulsuz serbest bırakılmaları için doğrudan çağrı da dâhil olmak üzere net bir resmi tutum sergilemesini talep etti.

Şili’deki Filistin topluluğunun mesajı netti: Şili’nin dış politikası tarihsel olarak uluslararası hukuka ve insan haklarına saygı üzerine inşa edilmiştir ve Şili vatandaşları, topluluğun yasadışı bir operasyon olarak gördüğü bir olayda gözaltına alındığında bu miras zayıflatılmamalıdır. Topluluk, hükümeti tutumunu düzeltmeye, tepki düzeyini yükseltmeye ve “netlik, tutarlılık ve kararlılıkla” hareket etmeye çağırarak mesajını sonlandırdı ve “vatandaşlarımızı savunurken belirsizliğe yer olamaz” diye vurguladı.

Brezilya, Kolombiya, Şili’deki hukukçular ve Latin Amerika’daki Filistinli toplulukların tepkileri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Thiago Ávila’nın gözaltına alınmasının artık sadece bir Brezilya konsolosluk meselesi olmaktan çıktığı görülüyor. Bu olay, İsrail’in tutumu, uluslararası hukuk ve diplomatik dilin sınırları üzerine uzanan daha geniş kapsamlı bir bölgesel tartışmanın parçası haline gelmiştir.

*Eman Abusidu, Middle East Monitor’ün Brezilya muhabiridir.

Çeviri Haberleri

Gazze'ye yönelik abluka karşıtı filolar boşuna mı?
Birleşik Arap Emirlikleri'nin OPEC'ten ayrılması bölge için ne anlama geliyor?
Batı’nın İsrail ve kendisi hakkında kurduğu yanılsama balonu nihayet patlıyor
İran savaşı için 60 günlük süre
Metropolitan Polisi'nin ‘Filistin yürüyüşleriyle’ ilgili yalanları