Emperyal heveslerin kaçınılmaz sonu

Abdullah Muradoğlu, ABD’nin İran’a yönelik saldırısının küresel krizleri tetiklediğini ve imparatorlukların kibirle çöküşüne benzer bir sürece işaret ettiğini ifade ediyor.

Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu

Ne dilediğinize dikkat edin!

Trump Yönetimi’nin İsrail’in ayartmasıyla İran’a savaş açmasının sonuçları hakkında pek düşünmediği belli oluyor. Sert bir kılıç darbesiyle vehmettikleri sonuçları kolayca elde edebileceklerini düşünmüş olmalılar. Tarih sert bir öğretmendir. Kısıtsız güç ile birleşen kibirin nice imparatorlukları ve uygarlıkları çöküşe götürdüğüyse çoğun unutuluyor.

Kapalı kapılar ardında Netanyahu ile kafa kafaya veren Trump Avrupalı müttefikleriyle istişarede bulunma ihtiyacı bile hissetmedi. Amerikan-İsrail ortak saldırısının sonuçları İran’ı aştı ve küresel etkileri her geçen gün daha da derinleşiyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, bu savaşı istemedikleri halde Amerikalıların günlük yaşamlarını da olumsuz olarak etkiliyor.

İran’a saldırı ABD için bir yeni “geri-tepme” vakası oldu. Hava yoluyla rejim değiştirmenin, petrole çökmenin, koşulsuz teslime zorlamanın vehmedildiği gibi gerçekleşmemesinin Trump’ın kimyasını fena halde bozduğu aşîkâr. Bu yüzden olsa gerek, Trump Avrupalı müttefiklerini İsrail’in savaşına iştirak etmedikleri için suçluyor, hakaret ediyor, aşağılıyor.

ABD, “Amerikan Cumhuriyeti” ile “Amerikan İmparatorluğu” arasındaki gerilimin yol açtığı bir kıstakta sıkışmış durumda. “İmparatorluk” cezbedici gelebilir ama genişleme hırsı “eski Roma”nın başına geldiği gibi çöküşünün sebebi olabilir. Önce yavaş yavaş, sonra aniden.

Yine, önceki birkaç yazımda yer verdiğim tarihsel örnekten devam edeceğim. Milattan önce 431-404 yılları arasında emperyalist Atina ile militarist Sparta arasındaki “Peloponez Savaşlar”ı iki gücü de tüketti. 27 yıl kadar süren uzun savaşı nihayetinde Sparta kazandı, Atina çöktü. Sparta ise sadece 12 yıl kadar Yunan dünyasına rakipsiz olarak hükmedebildi. “Peloponez Savaşları”nda Sparta’nın müttefiki “Thebai şehir devleti” ise hızla yükseliyordu.

Bir imparatorluk olarak Atina’nın çöküşünden sonra Yunan dünyasında güç dengesi ve buna bağlı olarak ittifaklar değişti. Bu kez Sparta ve Thebai arasında güç rekabeti başladı. 362’deki “Mantinea Savaşı” bu rekabetin sonucuydu. Sparta ve Thebai arasında ilk kriz Atina’nın kaderiyle ilgiliydi. Atina yenildiğinde, Thebai, Atina halkının ortadan kaldırılmasını istemişti.

Atina 416’da Melos halkının yetişkin erkeklerini boğazlamış, kadınlarını ve çocuklarını köle yapmıştı. Thebai, Atinalılar’a da aynı şekilde davranılmasını istemiş, Sparta ise reddetmişti. Sparta, Atina’nın Thebai’ye karşı bir denge unsuru olarak ayakta kalmasında fayda görmüştü.

“Peloponez Savaşları”nın tanığı olan Atinalı General Thukydides’in kitabı Milattan Önce 431’den 411’e kadar olan savaşları anlatır. Atina’lı Ksenophon ise “Hellenika” isimli kitabını Thukydides’in bıraktığı yerden devam ettirerek “Mantinea Muharebesi”ne kadar getirir.

Ksenophon “Mantinea Muharebesi”nin ardından tüm Yunanlar’ın beklediğinin tersine bir durumun ortaya çıktığına dikkat çeker. Buna göre Yunanlar, Thebai ve Sparta ligleri etrafında iki karşı taraf haline gelerek birbirine düşman olmuştu. Savaşta mağlup olanların galiplerin boyunduruğu altına gireceğini bilmeyen yoktu. Ksenophon sözlerine şöyle devam ediyordu:

“Tanrı onlar için öyle bir tuzak kurmuştu ki her iki taraf da savaşı kazanmış gibi birer zafer anıtı dikmiş ve birbirlerine engel olmaya çalışmamıştı. Her iki taraf da zafer kazanmış gibi bir ateşkesle ölüleri teslim etmiş ve yenilgiye uğramış gibi ölüleri teslim almıştı. Ve yine her iki taraf da zafer kazandığını ileri sürdüğü halde ne toprak ne de şehir elde edebilmiş ne de savaş öncesi duruma göre egemenlik açısından güç kazanabilmişti. Bu savaşın ardından Hellas’a eskisinden daha büyük bir kargaşa ve düzensizlik ortamı hakim oldu.”

Ksenophon’un son sözleri böyleydi. Mantinea’dan sonraki 25 yıl içinde ise Yunan kent devletleri Kuzey’de yükselen Makedon Krallığı karşısında çil yavrusu gibi dağılacaklardı. Makedon Kralı II. Philippos ve oğlu İskender Yunan dünyasının hakimi olacaklardı. Oysa Yunanlılar küçümsedikleri Makedonlar’ı “medeniyetsiz bir halk” olarak görüyorlardı.

Persler’in devasa istila dalgalarını püskürtmeyi başaran Yunanlar’ın Makedonlar’a boyun eğmeleri tarihin komedilerinden biridir. Makedonlar’dan sonra Yunan dünyası “Roma”nın, “Doğu Roma”nın(Bizans)ve daha sonrasında “Osmanlılar”ın hakimiyeti altına girecekti.

415-413’teki Atina’nın feci bir hezimetle sonuçlanan Sicilya’yı işgal girişimi “Peloponez Savaşları”nın seyrini değiştirmişti. Bu savaşlar Yunan uygarlığının sönümlenmesine de yol açmıştı. Sicilya’yı işgal girişiminin Atina tarafından tahmin edilmemiş “sonuç zinciri” böyleydi.

Yorum Analiz Haberleri

Küresel sistem ABD/İsrail-İran Savaşı'ndan ne öğrendi?
Sevinç ve üzüntülerle imtihan
Elektrik fiyatları üzerinden siyaset üretmek
Soykırım sevici siyonistlere yargı yolu açılmalı
“Ortadoğu’da yaşananlar bir savaştan fazlası”