"Dedi ki: Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir?"

Dedi ki: "Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım."

قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَاَت۪ي عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِيًّا ﴿٨﴾

8- Dedi ki: "Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım."

Ya Rabbi, bu durumda benim nasıl bir çocuğum olabilir? 

Zekeriya (a.s) hem kendisine bir evlât isteyecek Allah’tan, bunun için dua dua yalvaracak Rabbine, hem de hayret ederek diyecek ki: Ya Rabbi, bu yaşta bu şartlarda bizden nasıl bir çocuk dünyaya gelecek? Tabii Onun bu sözleri böyle bir ihtimali uzak görmesi anlamına gelmiyordu. Rabbinin böyle bir şeye gücünün yeteceğine kesin inanıyordu Zekeriya (a.s). Rabbinin olmazı olduracak bir mutlak bir güç ve kudret sahibi olduğunu biliyordu. 

Lâkin bir insan olarak, bir beşer olarak Allah’ın kendisine müjdelediği o çocuğun nasıl olacağını açıkça öğrenmek için böyle diyordu. Acaba kendisi ve karısı böyle çocuk doğuracak bir yaşta olmadıkları halde mi çocuğa kavuşacaklardı? Yoksa her ikisi de çocuğa ulaşacak bir yaşa mı indirilecekler, yâni gençleştirilecekler miydi?

Allah’ın kutlu elçisi önce Allah’tan bir oğul istedi. Yolunu devam ettirecek, dinine inancına, dâvâsına vâris olacak tertemiz bir vâris istedi, bir zürriyet istedi. Hem istedi, hem de Allah’ın müjdesiyle karşı karşıya gelince de sarsılıverdi, heyecanlanıp hayretini izhâr ediverdi, Nasıl olacak bu iş diye. İnanıyordu, şekki şüphesi yoktu. Allah’ın olmazı oldurma gücüne sahip olduğunu çok iyi biliyordu.  

 BASAİRUL KUR’AN

Buradan anlaşılmaktadır ki Zekeriyya aleyhisselam kendisine çocuk ve­rilmesini garip karşılamıyor fakat çocuğun ne şekilde verileceğini merak ediyor. Zira kendisine çocuk verilmesini isterken de, ihtiyar olduğunu, hanımının da kı­sır olduğunu bilmekte ve bunu zikretmektedir. Bu itibarla kendisine çocuk veri­leceği müjdesini garip karşılaması mümkün değildir.

Hz. Zekeriyya, somut gerçekle yüzyüze olduğu gibi yüce Allah’ın vaadi ile de yüz yüzedir ve Allah’ın vaadine güvenmektedir. Fakat karşısında bulunduğu bu olumsuz gerçeğe rağmen bu ilahi vaadin nasıl gerçekleşeceğini bilmek ve içini kemiren kuşkuların baskısından kurtulmak istemektedir. Bu da son derece doğal bir psikolojik duygudur. Örnek bir peygamber olan Hz. Zekeriyya’nın yerinde kim olsa aynı arzuyu duyar. Çünkü o da bir insandır. Somut gerçeği gözardı etmeyi başaramadığı için yüce Allah’ın onu nasıl değiştireceğini öğrenmek için sabırsızlanan, meraktan yanıp tutuşan bir insan!

İşte bu noktada beklediği cevap geliyor, sorusunun rahatlatıcı karşılığını alıyor. Bu olay yüce Allah için kolaydır, basit bir şeydir. Yüce Allah, ona bu konuda çok yakınından, kendisi ile ilgili bir örnek veriyor. Kendisi daha önce bir hiçken yoktan varedilmiş değil miydi?

   FİZİLALİL KUR’AN

Kur'an Haberleri

"Ey Zekeriya, şüphesiz biz seni, adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz..."
"Doğrusu ben, kendimden sonra yerime geçecek yakınlarımdan en­dişelendim"
"(Bu,) Rabbinin kulu Zekeriya'ya rahmetinin zikridir"
"Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa salih amelde bulunsun"
“Deniz mürekkep olsa ve yardım için bir o kadarını dahi getirsek..."