İnsan ve Değer Vakfı mensuplarının dijital olarak yayınladıkları ANLAM ve DEĞER Dergisinin 6. Sayısında “Türkiye’nin İstikamet Arayışı” başlığı altında Hamza TÜRKMEN’e yönelttiği sorulara verilen cevapların yedinci bölümünü sunuyoruz:
Soru: 29 Ekim sonrası Cumhuriyet’in kuruluş ideolojisi Kemalizm ile günümüz politik yönelimleri arasında nasıl bir süreklilik ya da kopuş söz konusudur?
Cevap: Kemalizm, 29 Ekim 1923’te Türk devletinin ve Türk ulusunun inşasında rehberlik yapan kurgusal bir ideolojiydi. Kurgusaldı; çünkü Kemalist ideoloji Batılılaşma hedefini ve yeni bir ulusun inşasını Mustafa Kemal’in hatırat anlatılarıyla, Hakimiyeti Milliye’deki yazılarıyla, Meclis kürsüdeki konuşmaları ve geceleyin sofrabaşı muhabbetlerinde aldığı kararlarla, iktidar mevkiindeki gücüyle ve özellikle I. Meclis’teki Birinci Gurup içinde kontrgerilla mantığı ile iş gören Meclis içinde mevzilenmiş 35 kişilik Selamet-i Umumiye Komitesi’nin kuralsız infaz ve icraatlarıyla gerçekleştirmişti. Ama ulus toplum ve devlet inşası ve bekası için oluşturulan Kemalizm söylemi, zaman aşındıkça kurgusal değişimlere uğradı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kırılma noktaları olan 1945, 1960, 1980, 1997 ve 2016 dönemlerindeki Kemalizmin kurgusu yerel ve küresel konjonktüre bağlı olarak değişimler geçirdi.