“Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler”

“Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp görünüverdi. Üzerlerini cennet yaprağı ile örtmeye başladılar. Adem, Rabbine asi oldu da şaşırdı.”

“Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp görünüverdi. Üzerlerini cennet yaprağı ile örtmeye başladılar. Adem, Rabbine asi oldu da şaşırdı.” (Taha: 121)

Emr"e karşı gelir gelmez Adem ve Havva tüm kolaylıklardan mahrum bırakılmışlardır; fakat doğal olarak onların hissettikleri ilk etki, elbiselerden soyunmuş olmalarıdır. Daha sonra yavaş yavaş susuzluk, açlık v.s. hissetmeye başladıklarında, cennetteki tüm nimet ve kolaylıklardan mahrum bırakıldıklarını fark etmişlerdir.

İnsanın tabiatında var olan ve şeytanın Adem ile Havva'yı kandırmasına neden olan zayıflığı anlamakta fayda vardır. Onlar bu hileye aldanmışlardır. Çünkü şeytan onlara, onun düşmanları olduğunu bildikleri halde, bir dost ve arkadaş olarak yaklaşmıştır. Çünkü Adem'in, kendi huzurunda soyunu saptırmak tehdidinde bulunan şeytanın düşmanlığı ve kıskançlığı konusunda kesin ve direkt bir bilgisi vardı. Allah da onları şeytanın düşmanlık ve aldatmalarına karşı uyarmış ve onlara itaatsizliğin sonuçlarını bildirmişti. Her şeyin ötesinde Adem ve Havva hâlâ Allah'a inanıyor ve kasten isyan etmeyi düşünmüyorlardı. Fakat buna rağmen şeytan onlara bir dost kılığında yaklaştığında Rablerine isyan ettiler: Kararda sebatsızlık göstererek o an için "Emr"i unuttular. Ve o zamandan itibaren bu zayıflık tüm çağlarda onların bütün torunlarında görülmeye devam etti.

Ayeti kerimede geçen “Sev’at” kavramı, onların avret yerleri anlamında olduğu açıktır. Daha önce bu yerleri kendilerine gizli iken şimdi görünmüştür. Yani bu, her ikisinin bedenlerindeki iffet yerleridir. Onların bu davranıştan sonra cennet yaprakları ile oraları örtmeye başladılar. Bu, onların bünyelerinde zaten var olan cinsel duyguların uyarılmasına yol açan bir nesne de olabilir. Bu cinsel duygular uyanmadan insan iffet yerlerinin açılması halinde utanmaz ve onlara karşı uyanık bulunmaz. Cinsel duygular harekete geçtiğinde ise insan avret yerlerine karşı hassaslaşır ve onların açılması halinde utanır.

Bu ağacın onlara yasak edilmesinin nedeni, yasak meyvenin Allah’ın dilediği bir zaman sonra onların bedenlerinde bu cinsel duyguları uyarmak içindi. Aynı zamanda Allah’ın yasağını unutup ona karşı gelmeleri, onların azimlerini kırmış ve yaratıcıları olan Allah ile bağlarını koparmış bu nedenle de bedensel arzuları onlara egemen olup cinsel duygularını uyarmış da olabilir.  Yüce Allah ayeti kerimede “Ayıp yerleri meydana çıktı” demiyor. “Ayıp yerlerinin farkına vardılar” diyor. Bu da gösteriyor ki, onların bu ayıpları kendilerine kapalıydı. İçten gelen bir dürtüyle onlar bunun farkına vardılar…

FİZİLALİL KUR’AN

Zemahşerî’nin bu ayete dair tefsirindeki temel vurgular şunlardır:

1. "Ayıp Yerlerinin Açılması" (Bedevet Lehumâ Sev'âtuhumâ)

Zemahşerî’ye göre buradaki "açılma", fiziksel bir soyunmanın ötesinde bir izzet kaybını temsil eder:

Nurdan Elbiseler: Onların üzerinde başlangıçta nurdan veya cennete özgü bir örtü/elbise vardı. Günah işledikleri anda bu ilahi koruma ve vakar üzerinden kalktı.

Hicap Duygusu: "Ayıp yerlerinin görünmesi", insanın fıtratındaki haya duygusuna işaret eder. Günahın ilk sonucu, kişinin kendi çıplaklığından (hem maddi hem manevi) rahatsızlık duymasıdır.

2. "Âdem Rabbine Karşı Geldi" (Ve Asâ Âdemu Rabbehû)

Zemahşerî, "İsyan" (asâ) kelimesini şu şekilde açıklar:

Emre Muhalefet: Zemahşerî, buradaki isyanın kasten bir başkaldırı değil, bir içtihat hatası veya unutma sonucu oluşan bir muhalefet olduğunu savunur.

Peygamberlerin İsmeti: Peygamberler büyük günah işlemezler. Zemahşerî, bu "isyanı" bir "zelle" (küçük hata) veya evlad-ı kirama yakışmayan bir davranış olarak niteler. Ancak lafzın ağırlığını (isyan kelimesini) inkar etmez; bunun, makamı yüksek olanın hatasının da büyük görüneceği ilkesine dayandığını söyler.

3. "Yolu Şaşırdı" (Fe-Gavâ)

Ayetin sonundaki fe-gavâ kelimesine dair Zemahşerî iki temel mana üzerinde durur:

Umduğuna Ulaşamamak: Âdem, ebediyet umuduyla o ağaçtan yemişti ama tam tersine elindekinden de oldu. Yani "maksadına ulaşamadı, hayal kırıklığına uğradı."

Şaşkınlık: Doğru yoldan (istikametten) anlık bir sapma yaşadı. Ancak Zemahşerî, bu "sapmanın" kalıcı bir sapıklık (dalalet) olmadığını, sonrasındaki tövbe ile telafi edildiğini vurgular.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

Kur'an Haberleri

Şeytan "Ey Adem, sana ebedîlik ağacını ve yok olmayan bir mülkü göstereyim mi?" dedi
“Doğrusu cennette ne acıkacaksın, ne de çıplak kalacaksın”
"Ey Adem, şüphesiz bu iblis, senin ve hanımının düşmanıdır”
Meleklere "Adem´e secde edin" demiştik
"Andolsun, biz bundan önce Adem'e ahid vermiştik, fakat o, unutuverdi"