Bu zalimler gizlice şöyle fısıldaştılar; “Şu Muhammed, sadece sizin gibi bir insan değil mi?

Kalpleri oyundadır. Bu zalimler gizlice şöyle fısıldaştılar; “Şu Muhammed, sadece sizin gibi bir insan değil mi? Gözünüz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?” Enbiya/3

            

Kalpleri oyundadır. Bu zalimler gizlice şöyle fısıldaştılar; “Şu Muhammed, sadece sizin gibi bir insan değil mi? Gözünüz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?” Enbiya/3

Evet kâfirler Allah’ın Kitabını eğlenceye alıyorlar ve gizli toplantılarında da şöyle diyorlar: Ne oluyor? Şimdi de sihre mi uyacağız? Bir sihirbazın dediklerine mi tabi olacağız? Mekke’de kâfirler kendi aralarında toplanıp Rasulullah efendimizin durumunu konuşuyorlardı. Bu adam asla bir peygamber olamaz. Çünkü bizden biridir. Bizimle hiçbir farkı yoktur. Bizim gibi yiyip içen bir beşerdir. O bir sihirbaz olduğu için kendisiyle ilgi kuran, kendisini dinleyen herkesi sihirliyor. Kimse onun etkisinden kendisini kurtaramıyor. Onun içindir ki ne yapıp, yapıp kendimizi ve çevremizi ondan uzak tutmalıyız diyorlardı. 

Onlar kalplerinin ölmüşlüğüne, hayat belirtilerinden yoksun oluşlarına rağmen bu Kur’anın etkisi ile sarsılmaktan, titremekten kendilerini alamıyorlardı. Etkisinin ezici gücü karşısında bahanelere sığınıyorlar ve “Muhammed bir insandır, kendiniz gibi bir insana nasıl inanacaksınız? O’nun getirdiği büyüden başka bir şey değildir, göz göre göre nasıl büyüye inanıp bağlanacaksınız?” diyorlardı.

Gerçekten de bir kerecik onu dinleyen kişi mutlaka onun etkisi altında kalıyordu. Ebu Cehil, Velid Bin Muğıre gibi toplumun en akıllı, en önde gelen insanları, İslâm’ın en amansız düşmanları bile bunu itiraf ediyorlar. İşte bunun için tedbirler alıyorlar. Mekkelilere ve taşradan gelenlere ısrarla onun bir sihirbaz olduğunu, okuduğu kitabın bir sihir olduğunu ve kesinlikle ondan uzak durmaları gerektiğini tavsiye ediyorlardı. 
     

BASAİRUL KUR’AN


Zemahşerî’nin bu ayete dair tefsirindeki öne çıkan temel vurgular şu şekildedir:

​1. "Kalpleri Eğlencede Olmak" (Lâhiyeten\ Kulûbuhum) İfadesi

​Zemahşerî, ayetin başındaki bu kısmı dilbilgisel açıdan bir "hâl" cümlesi olarak inceler.

​Müşriklerin Kur'an'ı dinlerken veya Hz. Peygamber’in davetiyle karşılaştıklarında kalplerinin tamamen dünya işleriyle, oyun ve eğlenceyle meşgul olduğunu belirtir.
​Onların bu gaflet hâlini derin bir psikolojik tahlille açıklar: Hakikati duymamak ve üzerinde düşünmemek için kalplerini kasten başka yönlere çevirmektedirler.

​2. Gizli Fısıldaşma (Ve\ Eserrû’n-Necvâ) 

​Zemahşerî, ayetteki "O zalimler aralarında şu gizli fısıltıyı yaptılar" kısmını şöyle açıklar: Ayette fısıldaşmayı yapanların "zalimler" olarak açıkça zikredilmesi, onların bu gizli konuşmaları hakkı gizlemek ve zulümlerini pekiştirmek amacıyla yaptıklarını tescillemek içindir. Yani onlar, sadece fısıldaşmıyorlar; bu fısıldaşmanın arkasında derin bir haksızlık ve inat (zulüm) yatmaktadır.

​3. Beşer Resul İtirazı ve Büyü İddiası

​Müşriklerin fısıldaşmalarının içeriği olan "Bu da sizin gibi sadece bir insan değil mi?" sözünü Zemahşerî şöyle yorumlar:

​İnsanüstü Varlık Beklentisi: Müşrikler, bir peygamberin melek olması gerektiği yönündeki cahiliye ön yargısına sahiptiler. Bir insanın peygamber olmasını akıllarına sığdıramıyorlardı.

​Büyü (Sihir) İthamı: Hz. Peygamber'in getirdiği Kur'an'ın insan sözü olmadığını, onun muazzam ve büyüleyici etkisini fark ediyorlardı. Ancak bunu "ilahi bir mucize" olarak kabul etmek yerine, nefislerine ağır geldiği için "göz göre göre büyüye kapılmak" olarak nitelendiriyorlardı. Zemahşerî’ye göre onlar, Kur'an'ın kalpler üzerindeki güçlü etkisini kırabilmek ve halkın ona inanmasını engellemek için bu "sihir" propagandasını gizlice örgütlüyorlardı.

​4. ​Zemahşerî ayette geçen bu durumları insanların kendi cüz'î iradeleriyle seçtikleri bir sapkınlık olarak

okur. Müşriklerin kalplerinin gaflet içinde olması Allah'ın onları zorla gafil yapması değil; kendilerinin hakkı inkâr etme, fısıldaşarak tuzak kurma ve mucizelere "büyü" diyerek sırt dönme konusundaki iradî tercihlerinin bir sonucudur.
   

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

Kur'an Haberleri

Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir uyarı/hatırlatma gelse...
İnsanların hesaba çekilecekleri gün yaklaştı
"Herkes akıbetini beklemektedir. Siz de bekleyin”
Eğer biz onları bundan önce bir azapla helâk etseydik...
“‘O, Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya!’ dediler”