Gannuşi’nin kızı Tesnim el-Harici tarafından aile adına yapılan yazılı açıklamada, 85 yaşındaki Gannuşi’nin temmuz ayı boyunca sağlık durumunun kötüleşmesi nedeniyle cezaevinden 6 kez hastaneye sevk edildiği aktarıldı.
Açıklamada, Gannuşi’nin yaklaşık iki hafta önce hastaneden cezaevine döndükten sonra avukatıyla görüşmesi sırasında yüksek tansiyon nedeniyle fenalaşarak yeniden hastaneye kaldırıldığı, ardından 11 gün boyunca ailesi ve avukatlarının kendisini ziyaret etmesine izin verilmediği belirtildi.
Bu süreçte Gannuşi’nin ziyaret hakkının tanınması talebiyle yemek yemeyi ve ilaç almayı reddettiği aktarılan açıklamada, cezaevine geri gönderilmesinin ardından dün sağlık durumu yeniden kötüleşen Gannuşi'nin temmuz ayı içinde altıncı kez hastaneye sevk edildiği kaydedildi.
Açıklamada, hastaneye sevk edilen mahkumların aileleri ve avukatlarının 21 güne kadar mahkumları ziyaret edememesine yönelik yeni bir uygulamanın hayata geçirildiği ve bunun hukuka aykırı olduğu vurgulandı.
Gannuşi’nin sağlık dosyasına erişim talebinde bulunan aile, bağımsız doktorların sağlık durumunu incelemesine izin verilmesini istedi.
Açıklamada ayrıca, Birleşmiş Milletler Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu’nun 2025 yılında yayımladığı 63 sayılı görüşe ve Afrika İnsan ve Halkların Hakları Mahkemesinin 28 Ağustos 2023 tarihli geçici tedbir kararına atıfta bulunularak, Tunus makamlarından bu kararları uygulamaları talep edildi.
Gannuşi’nin derhal serbest bırakılması, hastanedeki tıbbi izolasyon uygulamasına son verilmesi, ailesi ve avukatlarının kendisini ziyaret etmesine izin verilmesi, sağlık dosyasının şeffaf biçimde paylaşılması ve bağımsız doktorların muayene yapmasına imkan tanınması çağrısında bulunuldu.
Raşid el-Gannuşi, 2023 yılından bu yana hakkında açılan çeşitli davalar kapsamında tutuklu bulunuyor.
Tunus makamları daha önce yaptıkları açıklamalarda, cezaevlerindeki tüm tutukluların gerekli sağlık hizmetlerine erişiminin sağlandığını ve sağlık durumları gerektirdiğinde hastanelere sevk edildiklerini belirtmişti.
Eski Tunus Meclis Başkan Yardımcısı'ndan Gannuşi ve Şabbi için "acil müdahale" çağrısı
Eski Tunus Meclis Başkan Yardımcısı Mahir el-Mezyub, Nahda Hareketi lideri Gannuşi ile muhalif siyasetçi Ahmed Necib Şabbi'nin sağlık durumları ve cezaevi koşullarına ilişkin Parlamentolar Arası Birliğe (IPU) acil müdahale çağrısı yaptı.
Mezyub, IPU Başkanı Tulia Ackson ile IPU'nun İnsan Hakları Komitesine hitaben yazılı açıklama yayımladı.
Açıklamada Mezyub, Gannuşi ve Şabbi’nin yaşam hakkı ile fiziksel güvenliklerinin korunması için acil adım atılmasını istedi.
Eski Meclis Başkanı ve Nahda Hareketi lideri Gannuşi'nin 85 yaşında, eski Kurucu Meclis üyesi Ahmed Necib Şabbi’nin ise 82 yaşında olduğuna dikkati çeken Mezyub, bu kişilerin 2023’ten bu yana siyasi nitelikli davalar kapsamında tutuklu oldukları ve adil yargılanma ilkelerine uyulmadan ağır cezalara maruz kaldıklarını belirtti.
Çağrıda, ileri yaşları, sağlık durumlarının kötüleşmesi ve Tunus'ta etkili olan yüksek hava sıcaklıkları nedeniyle iki siyasetçinin yaşamından endişe duyulduğunu belirten Mezyub, insani sonuçlar yaşanmadan önce uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.
Mezyub, IPU Parlamenterlerin İnsan Hakları Komitesine, yaşanan gelişmeler hakkında Birliğin Yürütme Komitesini acilen bilgilendirmesi ve Tunus makamlarıyla temas kurarak Gannuşi ile Şabbi'nin güvenliğinin sağlanması ile uygun sağlık hizmetine erişimlerinin temin edilmesi için girişimde bulunması çağrısında bulundu.
Komitenin dosyayı izlemeyi sürdürmesini isteyen Mezyub, Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’e Gannuşi ile Şabbi’nin derhal serbest bırakılması yönünde çağrı yapmasını istedi.
Mezyub, parlamenterlerin yaşamı ve onurunun korunmasının uluslararası parlamenter camianın ortak sorumluluğu olduğuna dikkati çekerek, zamanında yapılacak müdahalelerin ciddi insani sonuçların önlenmesinde belirleyici olabileceğini ifade etti.
Gannuşi ailesi adına Tesnim Gannuşi'nin yaptığı açıklamanın tam metni:
ACİL ÇAĞRI
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla
Temmuz ayı boyunca babam, Tunus makamları tarafından haksız ve keyfî biçimde tutulduğu cezaevinden tam altı kez acil olarak hastaneye sevk edilmiştir. Son iki ay içerisinde sağlık durumu sürekli ve hızla kötüleşmektedir.
Yaklaşık iki hafta önce, hastaneden cezaevine döndükten hemen sonra avukatıyla görüşmesi sırasında aşırı sıcaklık nedeniyle bilincini kaybetmiştir (tansiyonu 23’e kadar yükselmiştir). Hastaneden yeni dönmüş olmasına rağmen derhâl beşinci kez acilen hastaneye kaldırılmıştır.
Yaklaşık iki hafta önce, hastaneden cezaevine döndükten hemen sonra avukatıyla görüşmesi sırasında aşırı sıcaklık nedeniyle bilincini kaybetmiştir (tansiyonu 23’e kadar yükselmiştir). Hastaneden yeni dönmüş olmasına rağmen derhâl beşinci kez acilen hastaneye kaldırılmıştır.
Tunus makamları 11 gün boyunca babamın etrafında tam bir tecrit uygulamış; ailesinin ve avukatlarının kendisini ziyaret etmesini, sağlık durumu hakkında bilgi almasını engellemiş ve durumuyla ilgili tüm bilgileri ailesinden ve savunma heyetinden gizlemiştir.
Babam, sağlık durumunun son derece ağır ve hassas olmasına rağmen bu 11 günlük süre boyunca ziyaret hakkının tanınması ve temel haklarından yararlanabilmesi talebiyle yemek yemeyi ve ilaçlarını kullanmayı reddetmiştir (ölüm orucuna ve ilaç grevine girmiştir).
Bu zorunlu tecrit döneminin ardından yeniden cezaevine gönderilen babamın sağlık durumu dün bir kez daha ağırlaşmış ve bu nedenle yalnızca bu ay içerisinde altıncı kez hastaneye sevk edilmiştir.
Tunus Halk Temsilcileri Meclisinin eski Başkanı, muhalefet lideri ve 85 yaşındaki Raşid el-Gannuşi’nin ailesi olarak uluslararası medya kuruluşlarına, dünya kamuoyuna ve Tunus kamuoyuna resmî ve acil bir çağrıda bulunuyoruz.
Babamızın sağlık durumunun hızla kötüleştiği, hastaneye nakledildiğinde Tunus makamları tarafından tam bir tecride tabi tutulduğu, ziyaretçilerle görüşmesinin engellendiği ve sağlık durumuyla ilgili ciddi bir bilgi karartması uygulandığı konusunda kamuoyunu uyarıyoruz.
Babamızın sağlık durumunun hızla kötüleştiği, hastaneye nakledildiğinde Tunus makamları tarafından tam bir tecride tabi tutulduğu, ziyaretçilerle görüşmesinin engellendiği ve sağlık durumuyla ilgili ciddi bir bilgi karartması uygulandığı konusunda kamuoyunu uyarıyoruz.
Aile olarak ayrıca Tunus makamlarının uygulamaya koyduğu yeni, keyfî ve hukuka aykırı bir işlem karşısında büyük bir şaşkınlık ve endişe içerisindeyiz. Bu uygulama uyarınca, bir tutuklunun hastaneye sevk edilmesi hâlinde aile ve avukat ziyaretleri 21 güne kadar tamamen yasaklanabilmektedir.
Ailesinden ve savunma heyetinden bilgi saklanması, özellikle kendisini ziyaret etmelerine izin verilmemesi ve sağlık dosyasının gizlenmesi, babama yönelik açık bir kötü muamele ve en temel haklarından mahrum bırakma girişimidir.
Babamın Tunus cezaevlerinde maruz kaldığı muamele artık siyasi bir anlaşmazlığın sınırlarını aşmış, Tunus yönetiminin intikamcı ve düşmanca yaklaşımını yansıtan bir hâl almıştır.
Babam, 82 yaşındayken keyfî biçimde tutuklanmadan önce son derece sağlıklı ve hareketli bir hayat sürmekteydi. Parkinson hastalığıyla, sıkı bir beslenme programı, sağlıklı yaşam düzeni ve düzenli spor sayesinde başarılı biçimde yaşamaktaydı. Bu disiplinli yaşam tarzı, sağlık durumunun dengede kalmasını ve faaliyetlerine kesintisiz ve etkin biçimde devam etmesini sağlamıştı.
Tutuklanmasının ardından daha önce hiç yaşamadığı ölçüde şiddetli tansiyon yükselmeleri ve aktif kişiliğiyle hiçbir şekilde bağdaşmayan ağır bir yorgunluk yaşamaya başlamıştır.
Bu belirtilerin, cezaevinde kendisine verilen ilaçların düzensiz ve kontrolsüz biçimde uygulanmasından kaynaklanmasından endişe ediyoruz. Ayrıca birbiriyle uyumsuz ilaçların reçete edilmiş olabileceği ve bu ilaçların vücudunda toksik etkileşimlere yol açmış olabileceği ihtimalinden ciddi kaygı duyuyoruz.
Şeyh Raşid el-Gannuşi’nin ailesi, sağlık durumuna ilişkin teşhislerin ve kendisine kullandırıldığı belirtilen ilaçların güvenliğini ve doğruluğunu bağımsız biçimde inceleyebilmek amacıyla sağlık dosyasının tamamına erişim talep etmektedir.
Babamın sağlık durumunun bağımsız veya dışarıdan bir tıbbi heyet tarafından takip edilmesi hakkından mahrum bırakılması ve geçmişte gerekli olmadığı düşünülen bazı cerrahi operasyonlara ikna edilmeye çalışılması, ailesi tarafından onun hayatına ve fiziksel bütünlüğüne yönelik doğrudan ve kasıtlı bir tehdit olarak değerlendirilmektedir.
Tunus makamlarının uygulamaları, bağlayıcı nitelikteki uluslararası kararların açık bir ihlalidir.
Birleşmiş Milletler Keyfî Tutuklamalar Çalışma Grubu, 63/2025 sayılı görüşünde, Raşid el-Gannuşi’nin tutukluluğunun “keyfî ve hukuka aykırı” olduğuna hükmetmiş; derhâl serbest bırakılmasını, kendisine tazminat ödenmesini ve maruz kaldığı ihlaller hakkında bağımsız bir soruşturma başlatılmasını talep etmiştir.
Afrika İnsan ve Halkların Hakları Mahkemesi ise 28 Ağustos 2023 tarihinde bağlayıcı bir ihtiyati tedbir kararı vermiştir. Bu kararda, ailesi ve avukatlarıyla iletişim kurmasının önündeki bütün engellerin kaldırılması, kendi seçeceği doktorlar tarafından muayene edilmesine izin verilmesi ve tutukluluğunun hukuki dayanağının açıklanması istenmiştir.
Buna rağmen Tunus makamları, uluslararası toplumun bu kararlarına meydan okumayı sürdürmekte; babamızın tecrit edilmesini ağırlaştırmakta ve sağlık dosyasını gizlemeye devam etmektedir. Bu durum, Tunus’un uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerinin açık ve ağır bir ihlalidir.
Yukarıda belirtilenler doğrultusunda Tunus makamlarından acilen şu adımları atmasını talep ediyoruz:
- Birleşmiş Milletler Keyfî Tutuklamalar Çalışma Grubunun 63/2025 sayılı görüşüne ve Afrika İnsan ve Halkların Hakları Mahkemesinin kararına eksiksiz biçimde uyulması,
- Hastanede uygulanan tecridin derhâl sona erdirilmesi ve ailesiyle avukatlarının kendisini hiçbir koşula bağlanmaksızın ziyaret etmesine izin verilmesi,
- Sağlık dosyasının tamamının şeffaf biçimde ve hiçbir kısıtlama olmaksızın ailesine ve savunma heyetine teslim edilmesi,
- Bağımsız doktorların kendisini muayene etmesine ve sağlık durumunu değerlendirmesine izin verilmesi,
- Derhâl ve koşulsuz olarak serbest bırakılması.
85 yaşındaki bir siyasetçinin üç yılı aşkın süredir keyfî biçimde cezaevinde tutulmaya devam edilmesi, zamana yayılmış bir ölüm cezası anlamına gelmektedir. Bu durumun hiçbir hukuki veya ahlaki gerekçesi bulunmamaktadır.
Tunus makamları, Raşid el-Gannuşi’nin fiziksel güvenliğinden, sağlığından ve hayatından hukuki, cezai ve ahlaki olarak tamamen sorumludur.
İnsan hakları kuruluşlarını, uluslararası medya organlarını ve dünya kamuoyunun bütün vicdanlı güçlerini, çok geç olmadan onun hayatını korumak için acilen harekete geçmeye çağırıyoruz.

