
Priyedor: Dünyanın “soykırım” demekten kaçındığı şehir
“Priyedor’da yaklaşık 3176 masum sivil öldürüldü. Aralarında 100’den fazla çocuk vardı. Bu rakam yalnızca sayı değil. Her biri bir hayat, bir aile, yarım kalan bir çocukluk, yıkılan bir gelecek.”
Priyedor: Dünyanın “Soykırım” Demekten Kaçındığı Şehir
Emine Şeçeroviç Kaşlı / Fokus+
Priyedor’da 31 Mayıs 1992’de başlayan etnik temizliği, uluslararası mahkemelerin "soykırım" tanımından kaçındığı süreci ve Beyaz Kurdele Günü'nün hafıza mücadelesini Fokus+ için kaleme aldı.
31 Mayıs 1992 sabahı Bosna Hersek’in kuzeybatısındaki Priyedor şehrinde bir anons yapıldı. Yerel radyo üzerinden yapılan duyuruda Sırp olmayan vatandaşlardan evlerinin camlarına beyaz çarşaf asmaları, dışarı çıktıklarında ise kollarına beyaz kurdele takmaları istendi.
Bugün dönüp baktığımızda bunun yalnızca bir “güvenlik önlemi” ya da “kimlik tespiti” olmadığını biliyoruz. Bu, planlı bir etnik temizliğin başlangıcıydı. O gün beyaz kurdele takmak zorunda bırakılan insanlar çoğunlukla Boşnaklardı. Yani Priyedor’un Sırp olmayan halkı. Evler işaretlendi, insanlar fişlendi, mahalleler ayrıştırıldı. Ardından tutuklamalar başladı. Sonra toplama kampları, işkenceler, tecavüzler, katliamlar, toplu mezarlar.
Ve bugün hâlâ dünyanın büyük bölümü maalesef Priyedor’u yeterince tanımıyor. Oysa Srebrenitsa kadar bilinmesi gereken bir yerdir. Srebrenitsa’da yaşanılanları uluslararası mahkeme resmen soykırım olarak tanıdı. Peki ya Priyedor?
İşte mesele tam da burada başlıyor çünkü Priyedor’da yaşananların boyutu, sistematikliği ve planlı yapısı aslında açık biçimde soykırım niteliği taşımasına rağmen uluslararası mahkemeler bunu resmen soykırım olarak kabul etmedi. Mahkemeler katliamları, insanlığa karşı suçları, etnik temizliği ve savaş suçlarını kabul etti ancak hukuki tanım olarak “soykırım” kararını vermedi.
Oysa Priyedor’da yaşananlara baktığınızda sıradan bir savaş suçu değil, planlı bir halkı yok etme girişimi görürsünüz. 1992 yılında Bosnalı Sırp güçleri Priyedor’un kontrolünü ele geçirdikten sonra sistematik şekilde Boşnak sivillerini hedef almaya başladı. İnsanlar işlerinden çıkarıldı. Evlerinden alındı ve birçoğu bir daha hiç geri dönmedi.
Binlerce kişi Omarska, Keraterm ve Trnopolje gibi kamplara götürüldü.
Bugün Bosna savaşının en korkunç sembollerinden biri hâline gelen toplama kampı görüntülerinin önemli kısmı Priyedor’dan çıktı. Zayıflamış, aç bırakılmış insanların teller arkasındaki görüntüleri tüm dünyaya yayıldı. O görüntüler Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde insanların ilk kez yeniden Nazi kamplarını hatırlamasına neden oldu. Ama dünya yine de yeterince hızlı hareket etmedi.
Priyedor’da yaklaşık 3176 masum sivil öldürüldü. Aralarında 100’den fazla çocuk vardı. Bu rakam yalnızca sayı değil. Her biri bir hayat, bir aile, yarım kalan bir çocukluk, yıkılan bir gelecek.
Bugün Priyedor denildiğinde akla gelen en korkunç yerlerden biri de Korićanska Kayalıklarıdır. 1992 yılında yaklaşık 200’den fazla Boşnak erkek burada uçurum kenarında kurşuna dizildi. Yetmedi, öldüklerinden emin olmak için üzerlerine bomba atıldı. Yalnızca çok az kişi hayatta kalabildi.
İnsan bazen bazı cümleleri yazarken bile zorlanıyor çünkü bu kadar büyük kötülük, insan zihninin sınırlarını aşıyor. Ama Priyedor’un en ağır tarafı yalnızca yaşanan katliamlar değil. Aynı zamanda uzun yıllar boyunca yeterince konuşulmaması ve bilinmemesi.
İnsanlar yalnızca kimliklerinden dolayı hedef alındı. Evleri işaretlendi. Kamplara kapatıldı. Sistematik işkenceler yapıldı. Kadınlara tecavüz edildi. Çocuklar öldürüldü. İnsanlar toplu mezarlara gömüldü. Bugün Priyedor çevresinde yaklaşık 100’e yakın toplu mezar bulundu. Hâlâ bulunamayan kayıplar, evlatlarının kemiklerini bekleyen anneler var.
Bosna’da savaş biteli onlarca yıl oldu ama bazı aileler için savaş hâlâ bitmedi. Çünkü mezarı olmayan bir insan için yas da tamamlanmıyor.
İşte bu yüzden 31 Mayıs yalnızca bir anma günü değil. Aynı zamanda bir hafıza mücadelesi. Bu tarihte, yani 31 Mayıs’ta insanlar Bosna’da ve dünyanın farklı ülkelerinde kollarına beyaz kurdele bağlayarak Priyedor’u hatırlıyor çünkü beyaz kurdele artık sıradan bir kumaş parçası değil, insanların kimliklerinden dolayı işaretlenmesini simgeliyor. Belki de tam bu yüzden birçok insan beyaz kurdeleleri Yahudilere İkinci Dünya Savaşı sırasında taktırılan işaretlerle kıyaslıyor. Çünkü mantık aynıydı: Önce işaretle, sonra ayır, sonra insanlıktan çıkar, sonra yok et.
Priyedor’un acısı bugün yalnızca geçmişle ilgili değil. Aynı zamanda dünyanın hangi acıları görünür kıldığıyla da ilgili. Bazı trajediler dünyanın hafızasında büyük yer ederken bazıları daha sessiz kalıyor. Bosna’da birçok insan için Priyedor işte bu sessizliğin adı.
Belki de bu yüzden “Beyaz Kurdele Günü” yalnızca geçmişi anmak için değil, insanlığın aynı nefret diline tekrar sürüklenmemesi için de önemli. Çünkü Priyedor bize şunu gösterdi: Soykırım bir gecede başlamaz. Önce insanlar “öteki” ilan edilir, sonra hedef gösterilir, sonra işaretlenir ve dünya uzun süre sessiz kalır.
31 Mayıs’ta koluna beyaz kurdele bağlayan insanlar aslında tam da bunu hatırlatmaya çalışıyor. Priyedor yalnızca Bosna’nın meselesi değildir. Priyedor, insanlığın ne kadar kolay susabildiğinin hikâyesidir.


HABERE YORUM KAT