
Kurbanların etleri de kanları da hiçbir zaman Allah´ın rızasına ulaşamaz. Ona ulaşan ancak sizin takvanızdır. İşte böylece kurbanlık hayvanları Allah emrinize verdi ki, sizi hidayete erdirdiği için onu yüceltesiniz. Ey Muhammed, iyiliklerde bulunanları müjdele. Hacc/37
Mü’minler bu hayvanları kurban etmekle emrolundukları zaman
“Bu hayvanların ne etleri ve ne de kanları Allah’a ulaşacaktır.”
Kuşkusuz kan ve et yüce Allah’a ulaşmaz. Kalplerde yer eden Allah korkusu (Takva duygusu) ve kalplerin yönelişleri O’na ulaşır. Sapık ve iğrenç şirk bataklığına dalmış Kureyş müşriklerinin putlarını, düzmece tanrılarını kurbanların kanlarına bulaştırmaları gibi çirkin şeyler geçerli değildir İslâmda.
Bu, Allah'a ibadet için kesilen kurbanın önemli bir şartını belirtmektedir. Bir kurban, ancak samimiyet ve takva ile kesilmişse Allah tarafından kabul edilir. Nitekim burada onun ancak takva ile kesilirse kabul edileceği belirtilmektedir: Bu ayetle aynı zamanda, cahiliye günlerinde Arapların kurban etlerini Kabe'ye götürüp kanlarını Kabe duvarlarına bulaştırarak uyguladıkları bir âdeti de yasaklamış olmaktadır.
"... Allah'ı tekbîr edesiniz.": Bu hayvanların başkasına değil Allah'a ait olduğunu kabul edip tasdiklemeniz için kurbanı keserken Allah'ı sözlü olarak da ululamalısınız. Kurban kesilirken söylenilen sözlerden biri de şudur: Allahümme minke ve leke (Allah'ım, bu hayvan sendendir [senindir] ve senin içindir [sana sunuyorum.]).
36 ve 37. ayetlerde yer alan kurban kesme emri sadece hacılar için değildir ve hacc döneminde sadece Mekke ile de sınırlı değildir. Bu, varlıklı olan tüm müslümanlar için genel bir emirdir. Müslümanlara Allah'a şükretmeleri emredilmektedir, çünkü O, tüm insanların faydası için bu hayvanlara boyun eğdirmiştir.
Böylece, müslümanın hayatı boyunca attığı hiçbir adım, gece-gündüz sergilediği hiçbir hareket yoktur ki, Allah’ı gözetmemiş olsun, kalbi O’nun korkusuyla ürpermemiş olsun, O’nun hoşnutluğunu istememiş olsun. Böylece hayat bütünüyle ibadet olur. Yüce Allah’ın kulları yaratmadaki iradesi gerçekleşir.
FİZİLALİL KUR’AN
Fahruddin er-Râzî Hac Suresi 37. ayeti tefsir edilirken öne çıkan temel izahlar şunlardır:
1. İhlas ve Amellerin Şekli Değil, Özü Esastır
Râzî, bu ayetin cahiliye geleneklerini tamamen reddettiğini vurgular:
Maddi Unsurların İmkânsızlığı: Allah Teâlâ maddeden, mekândan ve bedenî ihtiyaçlardan münezzehtir. Dolayısıyla etin veya kanın O’na ulaşması aklen ve itikaden imkânsızdır.
Manevi Ulaşım (Takva): Ayetteki "Allah'a ulaşır" ifadesi mecazidir. İbadette "Allah'a ulaşan" şey, kulun kalbindeki samimiyet (ihlas), Allah korkusu ve ibadeti sırf O’nun rızası için yapma arzusu yani takvadır.
2. İbadetlerin Hikmeti ve Amellerin Kabul Şartı
Râzî, kurban ibadetinin zahirî şeklinin (kesim, et, kan) bir araç, asıl amacın ise kalbin imarı ve takva olduğunu belirtir:
Mecaz Kullanımı: Kan ve et cansız nesnelerdir, hareket edip bir yere ulaşamazlar. Burada kastedilen, amelin neticesi ve sevabıdır. Allah katında makbul olan amel, sırf Allah emrettiği için ve takva bilinciyle yapılan ameldir.
Riya ve Gösterişin Reddi: Kurban keserken veya başka bir ibadeti eda ederken gösteriş (riya), övünme veya gelenek kaygısı varsa, bu ibadetin Allah katında hiçbir değeri yoktur.
3. "Sizi Doğru Yola İletmesine Karşılık Allah'ı Tekbir Etmeniz İçin..."
Kurban mahlukatı kulun hizmetine veren Allah’tır. O’nun büyüklüğünü ve yüceliğini (Tekbir) idrak etmek, bu imkânı veren Allah'a bir şükür borcudur.
TEFSİRİ KEBİR

