Mısırlı foto muhabiri Hamdi Muhtar, kamuoyunda “Hamdi ez-Zaîm” adıyla biliniyor. Ez-Zaîm, 1 Ekim'de yürürlüğe girmesi beklenen yeni Ceza Muhakemesi Kanunu ile birlikte, gözaltına alınmasının üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen tutukluluğunun sürmesini protesto etmek amacıyla duruşmalarına katılmama kararı aldı.
Gazeteciler Sendikası Başkanı Halid el-Belşi ile 16 insan hakları kuruluşu da gazetecinin serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Ez-Zaîm, cezaevinden gönderdiği mesajında yeni Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 1 Ekim'de yürürlüğe girmesiyle özgürlüğüne kavuşmayı umduğunu belirtti. Gazeteci, yasanın 124. maddesinde tutukluluk için azami sürenin 18 ay olarak belirlendiğini ifade etti.
Ez-Zaîm, Gazeteciler Sendikası'na gönderdiği mesajda bazı avukatların, yasanın 363. maddesinin tutukluluğunun devamına imkân verdiği yönündeki değerlendirmelerini de reddetti.
Gazeteci, 1 Ekim'den itibaren duruşmalara katılmama kararı aldığını, ancak tutukluluk ve buna bağlı yasal süreçle mücadelesinin başlamasının üzerinden tam 10 yıl geçmesine denk gelen 27 Eylül'deki duruşmaya katılacağını belirtti.
Ez-Zaîm ilk kez 26 Eylül 2016'da, gazetecilik faaliyetleri kapsamında röportajlar yaptığı sırada Gazeteciler Sendikası binasının önünde gözaltına alındı. 15060/2016 sayılı Kasr el-Nil kabahatler davası kapsamında tutuklanan gazeteci, yaklaşık iki yıl cezaevinde kaldı.
Haziran 2018'de serbest bırakılan Ez-Zaîm, hakkında adli kontrol tedbirleri uygulanması şartıyla dışarı çıktı. İnsan hakları kuruluşlarının açıklamasına göre bu tedbirler, Ocak 2021'de yeniden gözaltına alınmasına kadar sürdü. Gazeteci, kendisine uygulanan tedbirlere uyduğu halde polis merkezinden çıktıktan sonra yeniden gözaltına alındı.
Ez-Zaîm, 16 Ocak 2021'de Yüksek Devlet Güvenliği Savcılığı önüne çıkarılmadan önce 12 gün boyunca ailesi ve avukatlarıyla iletişim kuramadığını belirtti. Gazeteci bu kez 955/2020 sayılı dava kapsamında tutuklandı.
Davanın 5 Ocak 2025'te mahkemeye sevk edildiğini belirten Ez-Zaîm, kendi ifadesine göre yaklaşık iki yıllık süreçte yalnızca dört duruşma yapıldığını söyledi. Bu duruşmalar sırasında bir hâkim veya avukatla görüşmesine izin verilmediğini savundu.
Ez-Zaîm ayrıca dava dosyasında güvenlik soruşturması tutanağı dışında herhangi bir delil, maddi bulgu veya olay kaydının bulunmadığını ileri sürdü. Söz konusu tutanağın tek başına delil teşkil etmediğini, yalnızca soruşturmayı yapanların değerlendirmelerini yansıttığını belirtti.
Terör örgütüne üyelik ve "yalan haber" suçlamaları
Ez-Zaîm, savcılığın kendisi hakkında terör örgütüne katılmak, yalan haber yaymak ve internet sitesi yönetmek suçlamalarıyla soruşturma yürüttüğünü söyledi. Ancak bu suçlamaları destekleyen herhangi bir delil sunulmadığını belirten gazeteci, davanın mahkemeye sevki sırasında “yalan haber yayma” suçlamasının çıkarıldığını, terör örgütüne katılma suçlamasının ise korunduğunu aktardı.
Ez-Zaîm, davanın sevk kararını imzalarken kendisine daha önce soruşturulmadığı bir başka suçlamanın da yöneltildiğini gördüğünü belirtti. Buna göre kendisine, yalan haber yaymak amacıyla suç örgütü niteliğinde bir anlaşmaya katılma suçlaması yöneltildi. Gazeteci, Mısır Yüksek Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu suçlamaya ilişkin hükmü anayasaya aykırı bulduğunu savundu.
Ez-Zaîm, Gazeteciler Sendikası avukatlarından kendisinin zorunlu olarak serbest bırakılması talebiyle hukuki bir memorandum hazırlamalarını ve bu süreci savunma ekibinden bağımsız biçimde yürütmelerini istedi.
El-Belşi'den serbest bırakılması çağrısı
Gazeteciler Sendikası Başkanı Halid el-Belşi de mahkeme heyetine çağrıda bulunarak Ez-Zaîm'in serbest bırakılmasını istedi. El-Belşi, gazetecinin yasal tutukluluk sürelerini aştığını belirtti.
El-Belşi, Facebook hesabından yaptığı açıklamada Ez-Zaîm'in davasının, 10 yıllık tutukluluk ve adli kontrol süreçlerinin ardından görüldüğünü hatırlattı. İlk gözaltının Eylül 2016'da Gazeteciler Sendikası önünde gerçekleştiğini belirten El-Belşi, o dönemde sendikanın Özgürlükler Komitesi Başkanı olduğunu aktardı.
El-Belşi, o dönemde harekete geçerek Ez-Zaîm'in bulunduğu cezaevine gittiğini, ancak gazetecinin daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına rağmen yeniden gözaltına alındığını söyledi.
Ez-Zaîm'in serbest bırakılma hakkı bulunduğunu belirten El-Belşi, tutukluluğun istisnai ve geçici bir tedbir olduğunu, suçlamalar hakkında hüküm verilmeden yıllarca devam eden bir cezaya dönüşmemesi gerektiğini ifade etti.
El-Belşi ayrıca Ez-Zaîm'in diyabet, yüksek tansiyon ve bel fıtığı rahatsızlıkları bulunduğunu, bunların sürekli tıbbi bakım gerektirdiğini ve bu bakımın cezaevi koşullarında yeterli düzeyde sağlanmadığını söyledi.
Ez-Zaîm'in dört çocuk babası olduğunu belirten El-Belşi, gazetecinin ailesinin geçimini sağlayan kişi olduğunu ve ailenin yıllardır onun yokluğunun sonuçlarına katlandığını ifade etti.
16 insan hakları kuruluşundan çağrı
Aralarında 16 insan hakları kuruluşunun bulunduğu grup da Mısırlı yetkililere Ez-Zaîm'i derhal serbest bırakma ve 10 yıldır devam eden tutukluluk ile yargı süreçlerine son verme çağrısında bulundu.
Kuruluşlar ortak açıklamalarında Ez-Zaîm'in özgürlüğünden farklı biçimlerde mahrum bırakılmasının 10 yılı doldurduğunu belirtti. Açıklamada bu süreçte tutukluluk, adli kontrol tedbirleri ve devam eden yargılamaların bulunduğu, ancak gazeteci hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilmediği ifade edildi.
Kuruluşlara göre yıllar süren tutukluluk Ez-Zaîm'in mesleki ve özel hayatını olumsuz etkilerken ailesinin de ağır yüklerle karşı karşıya kalmasına neden oldu. Açıklamada, tutukluluğun devamının özgürlük ve kişi güvenliği hakkının yanı sıra adil yargılanmanın temel güvencelerini de etkilediği savunuldu.
İnsan hakları kuruluşları, tutukluluğun istisnai ve geçici bir tedbir olması gerektiğini, suçlamalar hakkında karar verilmeden önce uzun süreli bir cezaya dönüşmemesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada Ez-Zaîm'in sağlık sorunlarının tutukluluğunun devamını daha da ciddi hale getirdiği belirtildi.
Kuruluşlar, Ez-Zaîm'in davasının Mısır'daki basın ve ifade özgürlüğünün durumundan ayrı değerlendirilemeyeceğini belirterek gazetecilerin ve medya çalışanlarının mesleki faaliyetleri veya barışçıl ifade haklarını kullanmaları nedeniyle gözaltına alınmaya, uzun süreli tutukluluğa ve yargısal takibata maruz kaldığını savundu.
Açıklamada ayrıca yüzlerce internet sitesinin engellenmesi de dahil olmak üzere bilgi akışına yönelik kısıtlamalara dikkat çekildi. Bu kısıtlamaların medya çoğulculuğunu azalttığı ve bağımsız medya kuruluşlarının bilgi aktarma ve kamuoyu tartışmasına katkıda bulunma kapasitesini zayıflattığı ifade edildi.
Kuruluşlar, Ez-Zaîm hakkında 10 yıl geçmesine rağmen kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığını belirterek tutukluluğun ve yargılamanın uzatılmasının artık gerekçelendirilemeyeceğini savundu. İstisnai ve geçici olması gereken adli tedbirlerin gazeteci ve ailesi açısından ağır sonuçlar doğuran uzun süreli bir cezaya dönüştüğü ileri sürüldü.
Yetkililere basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaları sona erdirmek için somut adımlar atma ve gazetecilik faaliyetleri ya da temel haklarını barışçıl biçimde kullanmaları nedeniyle tutuklanan gazetecileri serbest bırakma çağrısı yapan kuruluşlar, bunun Mısır Anayasası ve ülkenin insan hakları alanındaki uluslararası yükümlülükleriyle uyumlu olması gerektiğini belirtti.
Hamdi ez-Zaîm'in davası, Mısır'da tutuklu yargılanan gazeteciler ve gazetecilik faaliyetleriyle bağlantılı yargı süreçleri konusunu yeniden gündeme taşıdı.
Sınır Tanımayan Gazeteciler tarafından yayımlanan 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Mısır, 180 ülke arasında 169. sırada yer aldı.
Gazetecileri Koruma Komitesi'nin 2025 raporuna göre de Mısır, gazetecilerin hapsedilmesi bakımından dünyadaki en yüksek oranlara sahip 10 ülke arasında yer aldı.
Mısır Gazeteciler Sendikası verilerine göre en az 20 gazeteci hâlen cezaevinde bulunuyor. Bunların bir bölümünün yasal azami tutukluluk süresini aştığı belirtiliyor.
