Mısır’daki tutuklu ailelerini temsil eden FEDA, ülke genelindeki cezaevlerinde yaşanan ihlallere ilişkin endişelerini dile getirdi. Dernek, bazı tutukluların 7, 8 ve 9 Ekim tarihlerinde açlık grevine başlayacağını açıkladı.
Dernek tarafından yayımlanan açıklamaya göre, Mısır dışında farklı ülkelerde yaşayan tutuklu yakınları, insan hakları kuruluşlarının yöneticilerinin de katıldığı çevrim içi bir toplantıda bir araya geldi.
Toplantıya katılanlar, açlık grevinin, azami tutukluluk sürelerini aşan biçimde uzun süreli tutuklu bulunan binlerce kişinin serbest bırakılma umutlarını yitirmesinin ardından başlatıldığını belirtti.
Açıklamada, tutukluların cezaevi yönetimleriyle ihlallerin sona erdirilmesi amacıyla daha önce çeşitli girişimlerde bulunduğu, ancak bazı cezaevlerinde durumun fiziksel saldırılar ve tıbbi tedaviden mahrum bırakılma düzeyine ulaştığı ileri sürüldü. Açıklamada, tedaviye erişememeleri nedeniyle bazı tutukluların hayatını kaybettiği iddiasına da yer verildi. Tutukluların ayrıca düzenli açık hava egzersizi ve ziyaret haklarından mahrum bırakıldığı savunuldu.
Toplantıya katılanlar, açlık grevine başlayacak tutuklularla dayanışma içinde olduklarını belirterek, özgürlüklerine kavuşmaları ve ailelerine dönmeleri için medya, hukuk ve siyasi alanlarda destek sağlayacaklarını açıkladı.
Mısır makamlarına da cezaevlerindeki gerilimin nedenlerinin ortadan kaldırılması, tutukluların yasalar ve cezaevi yönetmelikleri kapsamında sahip oldukları hakların güvence altına alınması ve yasal tutukluluk sürelerini dolduran kişilerin serbest bırakılması çağrısı yapıldı.
Açıklamada ayrıca kadınların, yaşlıların ve hastaların serbest bırakılması; siyasi tutuklulara yönelik ihlallerin sona erdirilmesi ve cezaevlerindeki siyasi tutukluluk dosyasının kapsamlı biçimde ele alınması istendi.
Tutuklu yakınları ve insan hakları kuruluşlarından, Mısır cezaevlerindeki gelişmeleri daha yakından takip etmeleri ve yetkililere ihlalleri derhal sona erdirme çağrısı yapmaları istendi.
“Mısır Tutukluları Çatısı” kuruldu
Bu gelişmelerin yanı sıra “Mısır Tutukluları Çatısı” adıyla, gözaltı ve tutukluluk merkezlerinde ortaya çıkan girişim ve çabaları bir araya getirmeyi amaçlayan bir insan hakları koordinasyon platformu kuruldu.
Platform, kuruluş bildirisinde öncelikli taleplerinden birinin “döngüsel tutuklama” politikasının sona erdirilmesi olduğunu açıkladı. Buna göre serbest bırakılma kararlarının fiilen uygulanması ve serbest bırakılan kişilerin aynı veya benzer suçlamalarla yeniden tutuklanmasının önüne geçilmesi talep edildi.
Platform ayrıca uzun süreli tutukluluğun sona erdirilmesini ve tutukluluğun yalnızca istisnai, geçici ve ihtiyati bir tedbir olarak uygulanmasını istedi. Yasal tutukluluk sürelerini dolduran veya gözaltılarının sürdürülmesi için hukuki gerekçe bulunmayan kişilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Tutukluların temel hakları arasında düzenli aile ziyaretleri, açık hava egzersizi, tıbbi ve ilaç hizmetlerine erişim, avukatlarla iletişim, kişisel ihtiyaçların karşılanması ve insan onuruna uygun tutukluluk koşullarının sağlanması gerektiği vurgulandı.
Platform ayrıca siyasi ve adli tutukluların barınma ve ziyaret koşullarında birbirlerinden ayrılmasını, tutuklular ve yakınlarına yönelik aşağılayıcı olduğu belirtilen arama uygulamalarının sona erdirilmesini talep etti.
Yeterli delil bulunmayan kişilerin serbest bırakılması için ciddi bir hukuki süreç başlatılması, uzun süredir tutuklu bulunan kişilerin dosyalarının yeniden incelenmesi ve yıllarca kesin bir sonuca bağlanmadan tutuklu kalan kişilerin durumlarının çözüme kavuşturulması da talepler arasında yer aldı.
Platform, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edildiğini düşündüğü davalarda verilen hükümlerin yeniden incelenmesi ve sanıkların dosyalara ve delillere erişerek savunma haklarını eksiksiz kullanabilmeleri çağrısında bulundu.
Platform, nihai hedefinin yalnızca tutukluluk koşullarını iyileştirmek veya uzun süreli tutukluluk ile “döngüsel tutuklama” uygulamasını sona erdirmek olmadığını; hukuka uygun ve adil bir süreç sonunda serbest bırakılması gereken tüm kişilerin özgürlüğüne kavuşmasını sağlayacak kapsamlı bir çözüm olduğunu bildirdi.
Platform, 7, 8 ve 9 Ekim'deki açlık grevine katılacağını ve grevin bir parçası olacağını açıkladı.
İçişleri Bakanlığı “işkence” iddialarını reddetti
Öte yandan Mısır İçişleri Bakanlığı, “Matsaddaksh” (متصدقش) platformunda çalışan ve fiziksel ihlallere maruz kaldığı ve gerçeği yansıtmayan açıklama ya da kayıtlar vermeye zorlandıkları yön aralarında Gazeteciler Sendikası üyesinin de bulunduğu tutukluların işkence veya kötü muameleye maruz kaldığı yönündeki iddial gözaltında bulunan altı gazetecinin işkence veya kötü muameleye maruz kaldığı iddialarını reddetti.
Bakanlık açıklaması, Gazeteciler Sendikası'nın söz konusu gazetecilerin fiziksel ihlallere maruz kaldığı ve gerçeği yansıtmayan açıklama ya da kayıtlar vermeye zorlandıkları yönündeki açıklamasının ardından geldi.
İçişleri Bakanlığı, bir güvenlik kaynağına dayandırdığı açıklamada, aralarında Gazeteciler Sendikası üyesinin de bulunduğu tutukluların işkence veya kötü muameleye maruz kaldığı yönündeki iddiaları “asılsız” olarak nitelendirdi.
Bakanlık, söz konusu iddiaların tutuklulara yöneltilen suçlamalardan kurtulma girişimi olduğunu savundu ve davanın yargıeteciler Sendikası yönetim kurulunun yaklaşık beş saat süren olağanüstü toplantısının ardından geldi. Sendika yönetimi, altı gazetecinin gözaltı sürecinde fiziksel ihlallere maruz kaldığı ve gerçeğe aykırı açıklama veya bazılarının mesleki deneyimlerinin sınırlı olduğunu belirterek, sendika güvencesi veya başka uygun gü makamlarının önünde bulunduğunu, suçlamalar hakkında karar verme yetkisinin yalnızca yargıya ait olduğunu belirtti.
İçişleri Bakanlığı'nın açıklaması, Gazeteciler Sendikası yönetim kurulunun yaklaşık beş saat süren olağanüstü toplantısının ardından geldi. Sendika yönetimi, altı gazetecinin gözaltı sürecinde fiziksel ihlallere maruz kaldığı ve gerçeğe aykırı açıklama veya kayıtlar vermeye zorlandığı iddialarıyla ilgili olarak Başsavcılığa suç duyurusunda bulunma kararı aldı.
Sendika ayrıca zorla alınmış olabilecek itirafların geçersiz sayılması talebinde bulundu. Yönetim, gazetecilerin durumunu takip etmek üzere Sendika Başkanı Halid el-Balşi başkanlığında daimi bir komite oluşturdu ve altı gazeteciye hukuki destek sağlanacağını açıkladı.
Sendika, gazetecilerin yaşlarının genç ve bazılarının mesleki deneyimlerinin sınırlı olduğunu belirterek, sendika güvencesi veya başka uygun güvenceler karşılığında serbest bırakılmaları talebini yineledi.
Sendika yönetimi, gelişmeleri takip etmek üzere sürekli toplantı halinde olacağını ve altı gazetecinin tamamını, sendika üyesi olup olmadıklarına” platformundan altı gazetecinin işkence ve kötü muamele gördüğü iddialarını yargıya taşırken, İçişleri Bakan bakmaksızın, hukuki ve mesleki yollarla savunacağını bildirdi.
Gözaltındaki altı gazetecinin Abdullah Kadri, Muhammed Eşref Ebu Umeyra, Muhammed Adil, İslam Berekat, Muhammed Mahmud ve Ömer Hilal olduğu belirtildi. Sendikaya göre gazetecilerden beşi stajyer. Altı gazetecinin 28-29 Eylül 2026 tarihlerinde evlerinden veya bazılarının sokaktan gözaltına alındığı bildirildi.

