1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Mearsheimer: ABD çaresiz durumda
Mearsheimer: ABD çaresiz durumda

Mearsheimer: ABD çaresiz durumda

Mearsheimer: "Bizi felaket sonuçlar doğuran politikalara sürüklüyorlar. Bu yalnızca Amerika için değil, dünya için de kötü."

02 Nisan 2026 Perşembe 20:26A+A-

HAKSÖZ-HABER

ABD’li ünlü siyaset bilimci Prof. John Mearsheimer, Judging Freedom programında yaptığı açıklamalarda, ABD’nin mevcut İran politikasına sert tepki gösterdi.

Trump'ın “NATO'dan çekilmeyi değerlendiriyoruz” çıkışını değerlendiren Mearsheimer, "ABD ve İsrail, İran’a saldırarak devasa bir hata yaptı. Bu savaştan çıkış yolumuz yok. Kartların tamamı İran’ın elinde. Çaresiz bir durumdayız." dedi.

Hüseyin Korkmaz’ın X’te Mearsheimer’ın röportajından öne çıkan vurguları derlediği paylaşımları ilginize sunuyoruz:


 

Mearsheimer, Trump’ın NATO çıkışını, stratejik bir planın değil çaresizliğin göstergesi olarak yorumluyor. Ona göre Trump “debeleniyor” ve savaştaki çıkmazı örtmek için NATO meselesini gündeme taşıyor.

Mearsheimer'a göre “hızlıca çözeriz, ateşkes olur, Amerikalılar İran’ı bombalamayı bırakır, İran da mutlu olur” fikri ciddi bir argüman değil. "Çok derin bir bataktayız. Bu savaşı başlatmanın ne kadar büyük bir hata olduğunu küçümsememek gerekir ve buradan çıkmak son derece zor olacak."

"Başkan Trump, aklı başında ve rasyonel bir kamu görevlisinin yapmayacağı ölçüde uç açıklamalar yapıyor. Açıkçası nutkum tutuluyor ve daha önce böyle bir şey görmedim. O sürekli bunları yapıyor. Hikâyeler uyduruyor, masallar anlatıyor. Ve bu, dünyanın en güçlü ülkesinin başkanı. Onu böyle davranırken görmek büyük endişe sebebi."

Mearsheimer İran'ın uluslararası ekonomiye ve altı Körfez ülkesine muazzam zarar verme kapasitesine sahip olduğunu düşünüyor. Mearsheimer: "Bölgedeki askeri varlığımız ciddi biçimde etkilendi. Çok pahalı ve çok önemli uçaklar ile radar sistemleri zarar gördü. İsrail tarafına baktığınızda da İsrailliler artık İran füzelerinin yüzde 80’inin savunmayı geçip isabet ettiğini bildiriyor."

Mearsheimer'a göre İran, Amerika ile İsrail'i köşeye sıkıştırmış durumda. Bu noktada İran'ın baskıyı arttıracağını ve çıtayı daha da yükselteceğini düşünüyor. Mearsheimer: "Bu yüzden İranlıların bundan sonra daha az uzlaşmacı olacağını düşünüyorum."

Konuşmasının belki de en ilginç yerinde Mearsheimer şu soruyu soruyor: "Pete Hegseth ile Trump’ı İran savaşı ve dış politika hakkında konuşurken dinlediğinizde, bir de İran Dışişleri Bakanı Arakçi’nin nasıl konuştuğunu ve nasıl muhakeme yürüttüğünü karşılaştırdığınızda, sizce bu üçlü içindeki gerçek yetişkin kim?" Sonrasında şu cevabı veriyor: "Temel stratejik mantığı gerçekten anlayan, uluslararası siyaseti tutarlı, düşünceli ve etkileyici biçimde konuşabilen kişi kim? Cevap bence açık: İran dışişleri bakanı."

Mearsheimer'a göre işte bu nedenle ABD çaresiz durumda. Mearsheimer: "Bizi felaket sonuçlar doğuran politikalara sürüklüyorlar. Bu yalnızca Amerika için değil, dünya için de kötü."

Mearsheimer: "Savaşlara giren ülkelerde sıkça görülen şey hızlı ve kesin zaferlerdir. Ancak iki-üç yıl sonra kendilerini uzun bir yıpratma savaşının içinde bulurlar. Hitler 22 Haziran 1941’de SSCB'ye saldırdığında 1945 Nisanı’nda Berlin’de bir sığınakta intihar edeceğini düşünmüyordu. Tam aksine Fransa’da 1940’ta yaptığını tekrarlayacağını sanıyordu. Tıpkı burada olduğu gibi: Büyük bir zafer kazanacağımızı düşündük. Irak’ı ve Afganistan’ı hatırlayın tanıdık geliyor, değil mi?"

NATO konusuna da değinen Mearsheimer, Trump’ın mantığının, NATO müttefikleri Hürmüz Boğazı’nın açılmasına katılırsa bir tür zafer elde edilebileceği varsayımına dayandığını söylüyor. Mearsheimer bunu açıkça “çılgınlık” olarak nitelendiriyor. Ona göre Avrupalılar savaşa girse de girmese de sonuç değişmeyecek çünkü ne Amerikan ne de Avrupa deniz kuvvetleriyle boğazın açılması mümkün görünmüyor.

Mearsheimer röportajının en güçlü yanı, Washington’ın İran savaşına ilişkin stratejik körlüğünü teşhir etmesi. Özellikle Hürmüz, enerji akışı ve savaşın ekonomik maliyeti konusundaki vurguları önemli. Mearsheimer, Trump’ın savrukluğunu doğru teşhis ederken İran tarafını yer yer fazlasıyla rasyonel, bütüncül ve stratejik bir aktör gibi resmediyor. Oysa savaş ortamında bütün aktörler yanlış hesap yapabilir. Ancak özetle İran'ın bütün yıkıma karşın stratejik anlamda bir avantaja sahip olduğu ve ABD-İsrail hattını ziyadesi ile zorladığı görülüyor.

HABERE YORUM KAT