HAKSÖZ HABER
Avrupa’da Hristiyan değerlerin ve fıtrî aile yapısının tasfiye edilmesine ses çıkaramayan, hatta kendi kurumları içerisindeki örtbas edilen skandallarla anılan Alman Hıristiyan din adamları, Türkiye’nin aileyi korumaya mebni değerlerini hedef alan açıklamalarla yine sahneye çıktı. Kendi ülkelerindeki manevi, ahlaki ve kültürel erozyonu "modernlik" maskesiyle kabullenen bu çevreler, fıtrata ve aile kurumuna sahip çıkan toplumsal refleksleri hiçe sayarak küresel LGBTİ dayatmalarının sözcülüğüne soyunmaktadır.
Türkiye'deki LGBTİ+ operasyonlarını eleştiren Alman Piskoposlar Konferansı'ndan "Tanrı'nın yarattığı her insan, korunması gereken dokunulmaz bir onura sahiptir" tepkisi geldi.
Alman Piskoposlar Konferansı'nın (DBK) queer konularından sorumlusu Ludger Schepers, Alman Katolik Haber Ajansı'na (KNA) yaptığı açıklamada, Türkiye'de son dönemde yaşanan gözaltı dalgasını eleştirdi.
Essen Yardımcı Piskoposu Schepers, insanların "sadece oldukları gibi oldukları ve sevdikleri kişiyi sevdikleri için" güvenliklerinden ve özgürlüklerinden endişe duymalarının "tüm toplumu ilgilendiren bir durum" olduğunu savundu.
Eşcinsel sapkınlığı insan hakları düzleminde ele alan Schepers, "İnsan hakları; cinsel yönelimi veya toplumsal cinsiyet kimliği ne olursa olsun, her insan için, her yerde ve istisnasız geçerlidir. Tanrı'nın yarattığı her insan, korunması gereken dokunulmaz bir onura sahiptir" dedi.
Ekinin ve neslin ifsadına gayret edenleri savunmak Hıristiyan piskoposlara mı kaldı?
Alman piskoposların Hz. İsa'nın davasına ihanetlerini yansıtan bu çıkışları, Batı merkezli odakların Türkiye'nin iç siyasetini domine etme ve küresel sapkınlık lobilerini koruma stratejisinin bir parçasından ibarettir. Kendi toplumlarını modernist bir kıskaca mahkum edenlerin, Türkiye’nin aile yapısını, ahlaki hudutlarını ve gençliğini koruma iradesinden rahatsız olması manidardır.
Aileyi ve fıtratı hedef alan küresel projelerin taşeronluğunu yapan hiçbir odağın ahlak ve insan hakları dersi vermeye hakkı yoktur. Alman piskoposların ve Batılı mihrakların bu tepkileri, hakikatin ve adaletin sesi değil; Batı merkezli kültürel emperyalizmin ve ahlaki yozlaşmanın ihraç çabasıdır. Sırtını İslam ve ümmetinin köklü kadim değerlerine yaslayanlar, küresel sapkınlık lobilerine ve onların yerli-yabancı sözcülerine teslim olmayacaktır!
Kendisini Hz. İsa'ya nispet eden, nübüvvet geleneğinin müntesibi olduklarını iddia edenlerin eşcinsel sapkınlığı ve neslin ifsadını hedefleyen küresel ifsadın örgütlü aparatlarını müdafaa etmeye teşebbüs etmesi ayrıcı düşündürücüdür, bizatihi Hz. İsa ve öğretine ihanettir.




