Genişleme komiseri Olli Rehn ile Türkiye ziyareti öncesi Brüksel'deki Türk basın mensupları ile bir araya gelen Barraso, AK Parti'ye karşı açılan davaya ilişkin yorumlarında "normal değil, tuhaf, endişe verici" gibi sıfatlar kullanırken Anayasa Mahkemesi'nin vereceği kararı etkileme gibi bir niyetinin olmadığını vurguladı. Avrupa'da siyasi partilerin kapatıldığına ancak "bu çapta" bir kapatmanın yaşanmadığına işaret eden Barroso, "seçimleri yeni kazanmış ve bu kadar oy almış bir partinin Avrupa'da kapatılmasına rastlamıyoruz." dedi. Türkiye'yi ziyaret eden ikinci komisyon başkanı unvanı alacak olan Barraso, Türkiye'nin üyeliğine verdiği güçlü destek ile biliniyor. Barroso, mülakatında Türkiye'ye ders vermeye gitmediğini sadece "reformlara devam edilmesi" gerektiği mesajını ileteceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı şahsen tanıdığını ve her ikisi ile de "çok iyi ilişkileri olduğunu" kaydeden Barroso, AK Parti'nin Türkiye'yi "şeriat devletine" çevirme gibi bir gizli gündemi olduğunu düşünmediğini söyledi. AB'nin "demokratik laiklikten" yana olduğunu vurgulayan Komisyon Başkanı, "Teokratik devlet düzenine karşıyız, din ve devletin birbirinden ayrılmasını istiyoruz. Ama aynı zamanda laikliğin yeni bir din olamayacağını da biliyoruz. Avrupa'da laiklik var ama dine büyük saygı da var. Dini de laikliği de bir topluma empoze edemeyiz." dedi. Anayasa Mahkemesi'nin AK Parti'ye ilişkin vereceği kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Venedik Komisyonu'nun kriterlerini göz önünde bulunduracağını umduğunu kaydeden Barroso, "AK Parti'ye karşı açılan dava AB'nin hangi üye ülkesinde olursa olsun çok tuhaf karşılanacaktır" dedi.
AB'nin açıklamalarını Türkiye'nin iç işlerine müdahale gibi yorumlayanların olduğu hatırlatılan Barroso, Türkiye'nin herhangi bir ülke olmadığını, aday ülke olarak Brüksel ile müzakereler sürdürdüğünü ve AB'nin bu konuda sadece hakkı değil, ödevi olduğunu vurguladı. Barroso, Türkiye'de reform sürecine destek için Hırvatistan'a olduğu gibi bir üyelik tarihi verilip verilmeyeceğinin sorulması üzerine, "son yaşanan gelişmeler bunun mümkün olmadığını gösterdi." dedi.