Tokat'ta faaliyetlerine devam eden Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği (TOKAD) bu dönemki haftalık seminerlerinin üçüncüsünü gerçekleştirdi. Ahmet Örs'ün konuşmacı olduğu seminerde "Kemalizm'in Kurtuluş Savaşı ve Lozan Anlatımı" konusu işlendi.
"Kurtuluş Savaşı" söyleminin efsanevi bir çerçevede oluşturulduğunu belirten Örs, yeni cumhuriyetin bütün destansı anlatımların büyüleyici gücünden yararlanmak istediğini vurguladı.
Anadolu'da M. Kemal'den önce özelikle ittihatçılar tarafından direnişin örgütlendiğini, müdafaa-i hukuk cemiyetlerinin kurulduğunu, M. Kemal'in çok geniş yetkilerle padişah tarafından Anadolu'ya gönderildiğini, bu durumun resmi ve bağımsız tarihçilerle yoğun bir şekilde tartışıldığını hatırlatan Örs, özellikle Ermeni tehcirinden sonra ortada kalan malları gasp edenlerin müdaafa-i hukuk cemiyetlerinde öne çıktıklarını, gidenlerin geri dönüp malları almak istemelerinden bu kişilerin korktuğunu, anti-emperyalist bir duruşun pek sezilmediğini ifade etti.
Manda tartışmalarının Anadolu'daki kongrelerde ve İstanbul'daki basında çokça yapıldığını, birçok aydın ve devlet adamının mandaya razı olduğunu, Erzurum kongresinde bağımsızlığa halel gelmediği takdirde mandanın kabul olunacağına dair beyanat olmakla birlikte Nutuk'ta bu maddenin "manda ve himaye kabul olunamaz" diye değiştirildiğini ifade eden Ahmet Örs, kutsal belge olarak kabul edilen misak-ı millîye de Lozan'da uyulmadığını, emperyalist bloğun bütün dayatmalarına boyun eğildiğini, Osmanlı borçlarının ödenmesinin kabul edildiğini, beş yıl boyunca yabancı hukuk heyetinin ülke hukuk sistemini inşa ettiğini sözlerine ekledi.
Yunan savaşı esnasında Rusya'dan para ve silah talep edildiğini, bunun da Buhara Müslümanları tarafından karşılandığını ama bunun gazetelerde "Rus yardımı" olarak anlatıldığını, Hint Müslümanlarının yüz elli bin İngiliz lirası gönderdiğini, Anadolu'dan çekilen İtalyanların silah depolarını Kuva-yi Milliyecilere bıraktığını söyleyen Örs, "yedi düvele karşı savaş" efsanesinin gerçeği yansıtmadığını, bu süreçte zayıf Ermenistan, çetelerin savaştığı ve sonra bölgeden kendi isteğiyle çekilen Fransa ve Yunanistan'la savaşıldığını, İngiltere ile herhangi bir çatışmanın olmadığını, söylem olarak da Kemalistlerin bundan uzak durduklarını da ifade etti.
Lozan konferansının Kıbrıs ve misak-ı millî konularında hezimet olmasına rağmen ulusalcı çevrelerce zafer olarak kutlandığını belirten Ahmet Örs, emperyalistlerce batı dünyasına bağlı, halifesi ortadan kaldırılmış bir Türkiye'nin arzu edildiğini, sürecin de bu şekilde gerçekleştiğini sözlerine ekledi.


