HAKSÖZ HABER
Halil konakçı geçtiğimiz günlerde Kemalist sistemi ezan yasağı konusunda dolaylı yoldan eleştirdiği bir vaazıyla gündeme gelmiş ve Laik-Kemalist çevrelerde ciddi bir rahatsızlığa sebep olmuştu. Zafer Partisi ve İyi Parti gibi ırkçı-milliyetçi partiler de Konakçı’nın mevzubahis sözlerine tepki göstermişti. Hatta Türkiye’nin Geert Wilders’ı olan, ırkçılığıyla bilinen Ümit Özdağ da Konakçı hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.
Halil Konakçı şu sözleriyle gündeme gelmişti: “Hatay’ın çoğunluğu Arap’tır. Kürt ve Arap kardeşlerimiz var orada. Hala da öyle. O zaman da öyleydi. 1938’e kadar Fransız işgalindeydi. Sınırın içinde mi kalsın dışında mı kalsın tartışmaları vardı. Ezan yasağı 1932’de geldi. Fransızlar, ezanı Hatay’daki Müslüman köylerinde, camilerinde yasaklamadılar. Yine Fransız işgalindeki Hatay merkezinde, köylerinde ezan ‘Allahu ekber’ diye okundu 1938’e kadar. 1938’de Hatay Türkiye topraklarına katıldığında ilk yapılan iş ezanın yasaklanması oldu. Yani Fransız’ın yapmadığı zulmü bu topraklarda yaptılar."
Laik-Sol-Irkçı-Kemalistlerin büyük tepkisi ardından Diyanet İşleri Başkanlığı Halil Konakçı hakkında soruşturma başlatmıştı.
Mustafa Kemal’e dokunan sözlerden dolayı açılan bu soruşturma Diyanet için bir ilk değil, Kemalistlerin isteği üzerine açılan başka soruşturmalar da mevcut.
2015’te Elvan B. de 10 Kasım’da sosyal medya hesabında “Müslümanlar, 10 Kasım kurtuluş bayramınız kutlu olsun.” ve “Müslümansan Hilafeti neden yıktın? Ezanı neden yasakladın? Latife Hanım senden neden ayrılmak istedi? Neden soy ağacın çıkartılmıyor?" şeklinde paylaşımlar yaptığı için de o zamanın Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in talimatıyla hakkında soruşturma başlatıldığı aktarılmıştı.
Bir başka örnek de Ayasofya’nın ilk açıldığı dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı bir hafızlık töreninde konuşmasında “Ayasofya gibi mabetler, mabet olarak kalması için inşa edildi. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze haline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir? Yarabbi bir daha bu zihniyetin bu ümmetin başına gelmesini mukadder buyurma” şeklinde dua eden Mustafa Demirkan’dı. Mustafa Kemal’i kastederek edildiği belli olan dua Mustafa Kemal tapıcılarını oldukça rahatsız etmişti. Demirkan’a verilen tepkiden sonra da Diyanet İşleri Başkanlığı Demirkan’ın emekli olması hasebiyle hakkında yapılacak işlem olmadığı şeklinde açıklama yapmıştı.
Bu tür örnekler hatırlandığında akıllara gelen soru şu oluyor: Devlet ve hatta Diyanet, statükoya, Kemalizm’e dokunan her memuruna soruşturma açıp zorba Kemalistlerin istediğini mi yapacak. Bu imamların ülkenin en büyük problemlerinden biri olan Kemalizm hakkında, yapılan zulümler, baskılar, dinin ve dinin sembollerinin engellenmesi hakkında doğruyu söylemeye hakları yok mu? İmamlar, vaaz kürsüsüne geçenler bunları dillendirmeyecekse kim dillendirecek? Şunu da sormak gerekiyor: İlerleyen süreçte Diyanet, Kemalistlerin tepkilerinden ötürü Cuma hutbelerinde Mustafa Kemal’i tazim edip, rahmet okuyup, anmaya da başlayacak mı?


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.