İşgalcilerin Gezici İşkence Araçları: Cezaevi Nakil Araçları

İşgalcilerin Gezici İşkence Araçları: Cezaevi Nakil Araçları

​​​​​​​Siyonist İsrail’in cezaevi nakil araçları, Filistinli esirlerin maruz kaldığı baskıcı ve tahkir edici rejimin ete kemiğe bürünmüş halidir.

Esir ve Kurtulmuş Esirler İşleri Heyeti, esirlerin başka hapishanelere veya hastanelere nakilleri sırasında kullanılan ve posta adı verilen cezaevi nakil araçlarının baskıcı ve vahşi rejimin ete kemiğe bürünmüş hali olduğunu belirtti.

Heyet, postanın hareket eden demir bir zindan olduğunu belirterek esirlerin burada her türlü sıkıntıyı çektiğini kaydetti.

Heyetin yayınladığı raporda Filistinli esirlerin hapishane nakli sırasında zor saatler ve işkence yaşadığı, nakil sürecine de Nahşun denilen işgal birliğinin baktığını ve bu birliğin baskıcı ve işkenceci olduğu ifade edildi.

Nahşun birliği; nakil sırasında küçük-büyük, çocuk-yaşlı, hasta demeden gün içinde birkaç defa esirleri çoraplarına kadar arama, arama sırasında küfür etme ve darp ile ön plana çıkıyor.

Çok soğuk demir oturakları olan bu araçlarda Filistinli esirler, elleri ve ayakları da kelepçeli olduğundan dolayı tamamen rahatsız bir şekilde naklediliyorlar. Ortalama 6 saat süren nakil sırasında esirlere ne yemek, ne de su veriliyor. Tuvalet ihtiyaçlarını gidermelerine de izin verilmiyor. Esirler, havanın azlığından dolayı nefes almakta sıkıntı çekmekle beraber aynı araçta ağır suçlularla birlikte olduklarından dolayı korku yaşıyorlar.

Mahkemeye gidiş, 3 gün sürüyor.

7 haziran 2010 tarihinde tutuklanan esir Cemal Selim Zayid, Mecdu hapishanesinden Ofer mahkemesine naklinin 3 gün sürdüğünü belirterek şöyle diyor: Posta ile giderken akşam beşe kadar araçta oturduk. Posta, başka hapishanelerden esirleri de naklediyordu. Mi’baru’r-Ramle denilen yerde bir gece geçirdik. Sabah saat beşte de yeniden posta arabasına bindik ve saat dokuzda mahkemeye vardık. Akşama beşe kadar orada kaldık. Dönüşte de Mi’baru’r-Ramle’de bir gece kaldıktan ve yaklaşık12 saatlik bir yolculuktan sonra hapishaneye vardık. Esirler, bundan dolayı hapishaneden çıkmak istemiyorlardı.

Mi’baru’r-Ramle, Ramle hapishanesinde esirlerin 1 ile 3 gece beklediği bir odadan ibaret. Bu oda, bir insanın yaşayamayacağı bir yer. 4 kişinin ancak sığabildiği odaya 15-20 esir konuluyor. Eğer esir, uzak yerlerdeki hapishanelerden geliyorsa 8-10 gün burada kalmak zorunda kalabiliyor. Esirlerine ifadesine göre oda; karanlık, yazları çok sıcak, kışları çok soğuk, yemekleri çok pis, yerleri çok pis, bazen de kanalizasyon sularının bastığı bir yer.

Esirler, mahkemeye ulaştıklarında elleri ve ayakları kelepçeli bir şekilde saatlerce bekledikleri bir odaya konuluyor. En fazla 4 metrekare olan bu oda, daha çok kabre benziyor ve içine 20-25 esir konuluyor. Esirler, bu odada sabahın erken saatlerinden öğleden sonra üçe kadar beklemek zorunda kalıyorlar. Odayı Nahşun birliği koruyor ve esirlerin dışarıdan herhangi birisiyle konuşmaları yasak. Bunun yanında esirlerine lavaboya ve namaz kılmaya gitmelerine izin verilmiyor.

Dört yıl hapse mahkum edilen ve iç kanama geçiren Gazzeli esir Muhammed Mustafa Ebu Celale, postayla hapishaneden hastaneye gitmenin tedavi değil, daha fazla eziyet ve sıkıntı çekmek anlamına geldiğini belirtiyor.

 Ebu Celale, süreci şöyle anlatıyor: Tedavi için saat dokuzda Nefha hapishanesinden Ramle hastanesine nakledildim. Öncelikle hapishanenin bekleme odasında öğlen saat bire kadar bekledim. Bu odada ne yemek, ne de su verdiler. Saat sonra posta ile yaklaşık 70 kilometrelik yolu gittik ve Nekap hapishanesinde serbest bırakılacak olan esirleri araca aldılar. Aynı şekilde Bi’ru’s-Seb’ hapishanesinden de hasta esirleri araca aldılar. Zahiriye hapishanesinde serbest bırakılacak olan esirleri bıraktılar. Daha sonra 100 kilometre uzaklıktaki Askalan hapishanesine gittik. Bu süreç boyunca hasta olarak demir sandalyeler üzerinde bekledim. Gece saat 11’de hastaneye vardık. Burada da 4 saat bekledikten sonra revire alındım. Dönüş yolu da aynıydı.

16 yaşındaki çocuk esir Hammude Ebu Semre de başka esirlerle birlikte Rimonim hapishanesinden Ofer mahkemesine nakledilirken nakil aracında ağır suçlu mahkumların olduğunu ve yolda birisinin ağzından jilet çıkarıp kendisine saldırdığını ve yaraladığını söylüyor.

Serbest kalmış esir Sabirin Ebu Şerar da posta adı verilen cezaevi nakil araçlarının kadınlar için de gerçek sıkıntı ve bitmeyen bir işkence anlamına geldiğini belirterek şöyle diyor: 10 aralık 2015 tarihinde Damon hapishanesinden Mi’baru’r-Ramle’ye nakledildim. Orada uzun bir süre bekledikten sonra yeni bir araçla Şaron hapishanesinde götürüldük. Sabah saat üçe kadar araçta bekledik. Buradan tekrar Mi’baru’r-Ramle’ye getirildik. Yine araçta saatlerce bekledik. Sabah saat sekiz buçuk gibi Ofer askeri mahkemesine ulaştık. Mahkeme saatine kadar birkaç saat bekleme odasında bekledik. Mahkemeden sonra da aynı odada birkaç saat bekledikten sonra Mi’baru’r-Ramle’ye vardık. 3 saat araçta bekledikten sonra Şarron hapishanesine vardık. Orada bir gece kaldık. Sabahleyin Celme hapishanesine geldik. İki saat aracın değişmesini bekledikten sonra Damon hapishanesine geldik. Mahkemeye gidip gelmemiz çok sıkıntılı bir şekilde 5 gün sürmüştü.

Araçtan düşen esirler, kalıcı hastalıklara yakalandılar.

Serbest kalmış hasta esir Mahir Recup, diğer esirlerle birlikte Ofer hapishanesinden Asyon tutuklu evine nakledilirken aracın yüksek hızla gitmesinden dolayı demir duvarlara çarptıklarını, elleri ve ayakları kelepçeli bir şekilde yere düştüklerini ve bundan dolayı da sırtından yaralandığını ve bayıldığını söylüyor. Asyon tutukluluk evinde geçen beş günlük bir sıkıntıdan ve sadece ağrı kesici ilaç verilmesinden sonra Hedasa hastanesine nakledilen Recup, omurgasında kırıklar olduğu teşhisi konulduğunu belirtiyor. Buna rağmen askeri mahkeme kendisine 19000 şekel para cezası vermiş. Evli ve üç çocuk babası olan Recup, 31 Şubat 2010 tarihinde tutuklanmış ve 27 Haziran 2010’da serbest bırakılmış. Serbest kaldıktan sonra el-Halil kentindeki özel bir hastaneye giden Recup, yürüyememesine sebep olan omurgasında kırık ve kayma olduğunu öğrenmiş.

Esir Nail Ebu’l-Asel de hapishaneden mahkemeye giderken posta aracından inerken elleri, ayakları kelepçeli ve gözleri bağlı olduğu için ayağı kaydığından dolayı dört omuru kırılmış. Ebu’l-Asel, hala bunun sıkıntısını çektiğini ve rahatlıkla doğrulamadığını belirterek olay olduğunda cezaevi idaresinin ağrı kesici ilaçlar vermekten başka bir şey yapmadığını söylüyor.

3 yıl işgal hapishanelerinde kalmış olan serbest kalmış esir Muhammed Halid İsa da Ramle hastanesinden hapishaneye nakledilirken posta arabasında elleri ve ayakları kelepçeli ilen bir demire çarptığını ve bir gözünü kaybettiğini söylüyor. 25 temmuzda göz ameliyatı olması öngörülüyor.

Esir İşleri Heyeti, daha önce İsrail Yüksek Mahkemesine dava açarak esirlerin nakil süreçlerinin iyileştirilmesini istemiş fakat mahkeme, bütçede sıkıntı olduğunu iddia ederek bunu reddetmişti. 

Filistinli esirler, 41 gün açlık grevinde esirlerin posta araçları ile taşınmasının durdurulmasını da istemişlerdi. Hapishane idaresi ile varılan anlaşmaya ve verilen sözlere rağmen şu ana kadar esirlerin istekleri yerine getirilmedi.

Kaynak: Dünya’l-Vatan / Çeviri: Filistin Sahnesi

HABERE YORUM KAT
1 Yorum
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir