İşgal rejimi, Filistinli çocukları bir yılda 666 kez hücre hapsinde tuttu

İşgal rejimi, Filistinli çocukları bir yılda 666 kez hücre hapsinde tuttu

İşgal rejimi İsrail'in resmî verilerine göre 2025 yılında hapishanelerde tutulan 635 Filistinli çocuktan 351'i toplam 666 kez hücre hapsine konuldu. Çocukların yüzde 92'sinin henüz yargılanmadığı belirtilirken insan hakları standartları, uygulamanın çocukların ruhsal ve fiziksel sağlığı üzerindeki ağır etkilerine karşı uyarıyor.

İşgal rejiminin resmî verileri, 2025 yılında İsrail işgal hapishanelerinde tutulan yüzlerce Filistinli çocuğun hücre hapsine konulduğunu ortaya koydu. Tutuklu çocukların yarısından fazlasını etkileyen ve yüzlerce kez tekrarlanan uygulama, çocukların ruh sağlığı üzerindeki ağır etkilerine ilişkin endişeleri artırıyor.

Soykırımcı İsrail İşkenceye Karşı Komite'nin bilgi edinme başvurusu üzerine siyonist İsrail Cezaevi İdaresi tarafından açıklanan verilere göre, geçen yıl hapishanelerde tutulan 635 çocuktan 351'i en az bir kez hücre hapsine konuldu. Bu çocuklar arasında 13 ve 14 yaşlarında olanlar da bulunuyor.

Verilerde toplam 666 hücre hapsi vakası kaydedildi. Bunlardan 154'ü birden fazla kez hücre hapsine maruz kalırken 42 çocuk dört ila sekiz kez bu uygulamaya tabi tutuldu. Rakamlar, çocuklara yönelik hücre hapsinin yaygınlığını ve tekrarlandığını ortaya koyuyor.

Çocuklar yargılanmadan demir parmaklıklar ardında tutuluyor

Verilere göre hücre hapsine konulan çocukların yüzde 92'si henüz yargılanmamıştı. Haaretz gazetesinin aktardığı bilgilere göre bunlardan 176'sı haklarındaki işlemlerin tamamlanmasını beklerken 115'i, herhangi bir iddianame hazırlanmaksızın İsrail İç Güvenlik Servisi Şin Bet'in talimatları doğrultusunda idari tutukluluk kapsamında tutuluyordu.

Diğer 31 çocuk ise yargılama öncesi veya yargılama dışındaki farklı kategorilerde sınıflandırıldı. Hücre hapsine konulan çocuklardan 326'sı, Filistinli esirlerin de yer aldığı güvenlik suçları kategorisinde değerlendirilirken 25'i adli suçlar kapsamında sınıflandırıldı. Adli suçlar kategorisindeki çocuklardan yalnızca dördü yargılanmıştı.

Bu rakamlar, hücre hapsinin yargılama yapılmaksızın uygulanan tutuklulukla birlikte yaygınlaştığını gösteriyor. Çocukların korunması ve temel haklarının güvence altına alınması için uluslararası hukukta özel güvenceler bulunurken bu uygulamaların çocuklara karşı kullanılması ciddi soru işaretleri doğuruyor.

Hücre hapsi yalnızca günlerce süren vakalarla da sınırlı kalmadı. Aralarında bir kız çocuğunun da bulunduğu 14 çocuk, birkaç saatten iki güne kadar değişen sürelerle hücre hapsinde tutuldu.

B'Tselem örgütünün işgalci İsrail Cezaevi İdaresi ve İsrail işgal ordusunun yayımladığı verilere dayandırdığı bilgilere göre, 2025 yılında İsrail Cezaevi İdaresi'nin yetkisi altında güvenlik tutuklusu olarak sınıflandırılan Filistinli çocukların sayısı yaklaşık 351'e ulaştı. Bu çocuklar, işgal rejiminin hapishanelerinde tutulan yaklaşık 9.100 Filistinli esir arasında yer alıyordu.

Kapalı hücreler ve açık havaya çıkma yasağı

Siyonist İsrail Cezaevi İdaresi'nin talimatlarına göre hücre hapsi, tutuklunun başka esirlerin bulunmadığı tek kişilik bir hücrede tutulması ve hücresinden çıkmasına izin verilmemesi anlamına geliyor. Bu uygulama, günlük açık hava yürüyüşünden mahrum bırakılmayı da kapsıyor.

İşgal rejimi İsrail'in mevcut talimatları, bu konuda yetişkinlerle çocuklar arasında ayrım yapmıyor. Oysa çocukların özel ihtiyaçları, psikolojik ve sosyal gelişimleri ile uzun süreli tecridin yol açabileceği ağır zararlar, bu uygulamaya ilişkin endişeleri artırıyor.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi tarafından kabul edilen standartlar, çocukların hücre hapsine konulmasını yasaklıyor. Bu standartlara göre çocukların diğer kişilerden ayrılması mümkün olan en kısa süreyle sınırlandırılmalı ve yalnızca çocuğun ya da başkalarının güvenliğini korumak amacıyla son çare olarak uygulanmalı.

Yayımlanan verilere göre siyonist İsrail Cezaevi İdaresi'nin prosedürleri, bir mahkûmun toplam 14 güne kadar hücre hapsinde tutulmasına izin veriyor. Bu sürenin, aralarında bir haftalık ara bulunan iki ayrı yedi günlük döneme bölünmesi gerekiyor. Gözaltındaki kişiler için hücre hapsi en fazla yedi günle sınırlandırılırken idari tutukluların art arda 14 gün hücre hapsinde tutulabilmesine imkân tanınıyor.

Ağır psikolojik ve fiziksel zarar uyarısı

İlk verileri inceleyen Çocukların Tutukluluğuna Karşı Ebeveynler adlı kuruluşun direktörü Titi Carmel, hücre hapsinin çocuklarda yol açabileceği ağır zararlara dikkat çekti. Carmel, asıl kaygının yalnızca bu uygulamaya başvurulması değil, aynı çocukların tekrar tekrar hücre hapsine konulması olduğunu vurguladı.

Filistinli esirlerin tutulduğu hapishane ve gözaltı merkezlerindeki koşulların kötüleştiğine ilişkin raporlar ve tanıklıklar da endişeleri artırıyor. 2024 yılının başından bu yana hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde uyuz hastalığının yayıldığı, kişisel hijyen koşullarının kötüleştiği ve tutukluların temel ihtiyaçlarından mahrum bırakıldığı bildiriliyor.

Siyonist İsrail Cezaevi İdaresi, hücre hapsinin hastalığın yayılmasını önlemeye yönelik tedbirler kapsamında kullanılıp kullanılmadığını açıklamadı. Ancak Haaretz gazetesine yaptığı açıklamada, mevcut verilerde hücre hapsinin uyuz hastalığına yakalanılması nedeniyle uygulandığını gösteren bir bulgu bulunmadığını belirtti.

Serbest bırakılan Filistinli esirlerin ve avukatların tanıklıkları, hastalığın yayılmasını kötüleşen gözaltı koşullarıyla ilişkilendiriyor. Bu koşullar arasında hücrelerdeki aşırı kalabalık, yedek kıyafetlerin yetersizliği, kıyafetleri yıkamak ve kurutmak için uygun imkânların bulunmaması ve hücrelerin temizliğinde kullanılan malzemelerin eksikliği yer alıyor.

Söz konusu tanıklıklara göre tutuklulara yalnızca iki takım kıyafet veriliyor ve bu kıyafetleri hem çamaşır hem de kişisel temizlik amacıyla kullanılan tek bir sabunla kendilerinin yıkaması isteniyor. Uygun kurutma alanlarının bulunmaması nedeniyle esirler zaman zaman kıyafetlerini nemliyken giymek zorunda kalıyor. Temizlik malzemelerindeki eksiklik de cilt hastalıklarının yayılma riskini artırıyor.

Bu bulgular, Filistinli çocukların hücre hapsine konulmasını, genel tutukluluk koşullarındaki kötüleşmenin bir parçası olarak ortaya koyuyor. Çocukların özgürlüklerinin kısıtlanmasına temel ihtiyaçlardan mahrum bırakılmaları da eşlik ederken uygulamaların ruhsal ve fiziksel sağlıkları üzerindeki etkilerine ilişkin kaygılar büyüyor.

İşgalci İsrail'in bilgi edinme başvurusuna verdiği resmî yanıta dayanan rakamlar, yalnızca bir yıl içinde çocuklara yönelik hücre hapsinin boyutunu ve onlarca çocuğun bu uygulamaya defalarca maruz bırakıldığını gözler önüne seriyor. Uluslararası standartlar ise gözaltında tutulan çocukların özel olarak korunması ve fiziksel ya da ruhsal sağlıklarında ağır zararlara yol açabilecek uygulamalara maruz bırakılmamaları gerektiğini vurguluyor.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir