İngiliz sağının “Müslüman seçmen” söylemi küreselleşiyor

İngiliz sağının “Müslüman seçmen” söylemi küreselleşiyor

İngiltere’nin İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşimlerine yönelik yaptırım ve ticaret kısıtlamaları, İngiliz sağında “Müslüman oylarını kazanma” hamlesi olarak sunulurken, bu söylem İsrailli ve Amerikalı siyasetçilerin açıklamalarıyla uluslararası bir anlatıya dönüştü.

İngiltere’de hükümetin işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlere yönelik yaptırım ve ticaret kısıtlamaları, ülkenin sağ siyasetinde “Müslüman seçmenlerin desteğini kazanma” hamlesi olarak sunuluyor. İngiliz sağının öne sürdüğü bu söylem, Siyonist İsrailli ve Amerikalı siyasetçilerin de katkısıyla uluslararası bir siyasi anlatıya dönüşürken, Filistin meselesine ilişkin somut politika adımlarının yerine Müslümanlara ve göçmenlere yönelik suçlayıcı bir söylem öne çıkarılıyor.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın eylül ayında İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik ithalat yasağı ve yerleşim faaliyetlerine destek veren kişi ve şirketlere yönelik yaptırım planlarını açıklaması, ülkedeki sağ siyasetin sert tepkisine yol açtı.

İngiliz hükümeti, kararın iki devletli çözümün korunması ve uluslararası hukukun uygulanması amacı taşıdığını savunuyor. Londra ayrıca yerleşimlerin uluslararası hukuk açısından yasa dışı olduğunu ve genişlemenin Filistin devletinin kurulabilirliğini tehdit ettiğini belirtiyor.

Ancak Muhafazakâr Parti ve Reform UK çevrelerinden siyasetçiler, hükümetin politikasını farklı bir çerçevede sunuyor. Bu kesimler, Başbakan Andy Burnham ve Miliband’ı İngiltere’deki Müslüman seçmenlerin desteğini yeniden kazanmak amacıyla İsrail politikasını değiştirmekle suçluyor.

Filistin politikasının yerine “Müslüman seçmen” tartışması

Middle East Eye’ın analizine göre, Burnham ve Miliband’ın muhalifleri çoğu zaman yaptırımların içeriğiyle doğrudan hesaplaşmak yerine hükümeti “İslamcı çıkarlara boyun eğmekle” suçlayan söylemlere başvuruyor.

Bu anlatıya göre İngiltere’nin İsrail yerleşimlerine yönelik adımları, iki devletli çözüm veya uluslararası hukuk kaygısından ziyade İngiliz Müslümanların siyasi taleplerine cevap verme amacı taşıyor.

Oysa İngiliz hükümeti kararını açık biçimde yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırılığı ve iki devletli çözümün korunmasıyla gerekçelendiriyor. Dışişleri Bakanlığı, 8 Eylül tarihli ortak açıklamada İngiltere’nin yanı sıra Kanada, Fransa ve diğer ülkelerin yerleşim ürünlerine yönelik ticaret kısıtlamaları üzerinde anlaştığını duyurdu.

Middle East Eye, sağ siyasetin bu söylemini, İngiltere’de Müslümanların siyasetteki rolünü tehdit olarak gösteren daha geniş bir siyasi anlatının parçası olarak değerlendiriyor.

Siyonist Netanyahu’dan “İslami Cumhuriyet” söylemi

Söylemin İngiltere sınırlarını aşarak İsrail ve ABD’deki siyasetçilere de taşındığı belirtiliyor.

Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz ay İngiltere’yi “İngiltere İslam Cumhuriyeti” olarak nitelendirdi ve ülkenin “nükleer silaha sahip ilk İslam cumhuriyeti” olabileceğini öne sürdü.

İşgalci İsrail'in Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de Miliband’ın yaptırım kararından önce İngiltere’yi “radikal İslam tarafından fethedilmiş” bir ülke olarak tanımlayan ifadeler kullandı.

İşgalci İsrail'in Diaspora Bakanı Amichai Chikli ise yaptırımların ardından İngiliz hükümetini “küreselciler ve İslamcılar” tarafından yönlendirilmekle suçlayan bir açıklama yaptı.

Bu açıklamalar, İngiliz hükümetinin İsrail yerleşimlerine yönelik politikasını eleştirmekten öte, İngiltere’deki Müslüman nüfusu ülkenin siyasi yönelimleri açısından tehdit olarak gösteren bir söylemin güç kazandığını ortaya koyuyor.

Trump da İngiltere’deki Müslümanlara ilişkin söyleme katıldı

Benzer söylemler ABD’de de gündeme getiriliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, yaptırım kararından önce Londra’daki değişimden söz ederken şehrin “farklı bir kültüre” dönüştüğünü ileri sürdü ve Londra’da “şeriat mahkemeleri” bulunduğunu söyledi.

İngiltere’de hukuki statüye sahip şeriat mahkemeleri bulunmuyor. Ülkede bazı dini meselelerde danışmanlık hizmeti veren şeriat konseyleri bulunuyor ancak bunların mahkeme niteliğinde hukuki yetkileri yok.

ABD Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Randy Fine ise İngiltere’yi “Birleşik İslam Krallığı” olarak nitelendirdi ve hükümetin yaptırım kararlarını Müslüman seçmenlere yönelik siyasi bir hamle olarak sundu.

İngiliz sağından Burnham’a “İslamcı seçmen” suçlaması

İngiltere’de de benzer suçlamalar Muhafazakâr ve sağ popülist siyasetçiler tarafından dile getirildi.

Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch, Burnham’ı “İslamcı ve aşırı sol aktivistlerin oylarını geri kazanmak için İngiliz çıkarlarını feda etmekle” suçladı.

Reform UK Genel Başkan Yardımcısı Richard Tice ise yaptırımların “aşırı sol ve İslamcı seçmenleri geri kazanma” girişimi olduğunu ileri sürdü.

Göç karşıtı Restore Britain partisinin lideri Rupert Lowe da İngiliz hükümetinin dış politikasının “Müslüman oylarını korumaya veya geri kazanmaya” göre belirlendiğini iddia etti.

Eski başbakanlardan Liz Truss hükümeti “İslamcıları memnun etmeye çalışan bir rezalet” olarak nitelendirirken, Boris Johnson da Burnham’ı “radikal ve mezhepçi politikalar izlemekle” suçladı.

Bu açıklamalar, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim politikasına ilişkin tartışmayı, İngiltere’deki Müslüman nüfusun siyasi etkisi üzerinden yürütme eğiliminin İngiliz sağında giderek daha fazla benimsendiğini gösteriyor.

“Müslüman oylarını geri kazanma” iddiası gazetelere de taşındı

İngiliz sağ basını da hükümetin kararını benzer bir çerçevede ele aldı.

Daily Mail, yaptırımların İşçi Partisi’nin Gazze ve İran savaşları nedeniyle büyük ölçüde kaybettiği “Müslüman blok oylarını geri kazanma” çabasının sonucu olduğunu savundu.

Sunday Times yazarı Matthew Syed ise sol görüşlü gruplar ile İslamcılar arasında giderek güçlenen bir ittifak bulunduğunu öne sürdü.

Telegraph yazarı Allison Pearson da yaptırımların İşçi Partisi içerisindeki “Gazze takıntılı” kesimlerin ve Müslüman seçmen kaygısının sonucu olduğunu ileri sürdü.

Bu yorumlar, İngiltere’deki Filistin politikası tartışmasının giderek dış politika ve uluslararası hukuk ekseninden çıkarılarak seçim hesapları, göç ve Müslümanların toplumsal konumu üzerinden yürütüldüğüne işaret ediyor.

“Holborn ve St Pancras seçimi için yaptırım” iddiası

İngiliz hükümetinin kararının bir başka siyasi hesaplamanın sonucu olduğu da öne sürüldü.

Bazı yorumcular, yaptırımların gelecek ay yapılacak Holborn ve St Pancras ara seçimi öncesinde Yeşiller Partisi’nin Müslüman seçmenler üzerindeki etkisini kırmayı amaçladığını iddia etti.

Eski MI6 Başkanı Richard Dearlove da hükümetin, Yeşiller’in “İslamcı ve Hamas yanlısı” olarak nitelendirdiği seçmen desteğini kazanmasını engellemek amacıyla bu konuda daha sert bir tutum aldığını savundu.

Ancak bu yorum, İngiltere’nin Kanada, Fransa ve diğer ülkelerle birlikte yerleşim ürünlerine yönelik ticari kısıtlamalar getirmesiyle ilgili daha geniş diplomatik tabloyu açıklamakta yetersiz kalıyor. İngiliz hükümeti kararını iki devletli çözüm ve uluslararası hukuk gerekçeleriyle açıklarken, 8 Eylül tarihli ortak bildiride 12 ülke yerleşim faaliyetlerine karşı ticari kısıtlamalar konusunda ortak tutum ortaya koydu.

İngiliz sağının Siyonist İsrail politikasındaki açmazı

Middle East Eye’a göre İngiliz sağının söylemi, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşim politikasını doğrudan tartışmak yerine meseleyi Müslüman seçmenler, göç ve çokkültürlülük üzerinden ele alarak siyasi olarak daha rahat bir zemine taşıyor.

İngiliz hükümetinin açıklamalarında ise yerleşimlerin yasa dışı olduğu, yerleşim genişlemesinin iki devletli çözümün önünde ciddi bir engel oluşturduğu ve yerleşim faaliyetlerine ekonomik destek sağlayan kişi ve kuruluşlara yönelik önlemlerin artırılacağı belirtiliyor.

Böylece İngiltere’deki tartışma, bir yanda işgalci İsrail’in yerleşim politikasına karşı uluslararası hukuk temelinde alınan önlemler, diğer yanda bu adımları Müslüman seçmenlere yönelik bir “seçim hesabı” olarak sunan sağ siyaset arasında keskinleşiyor.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir