Başörtüsü karşıtı akademisyenlerin başında gelen ÜAK Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Mustafa Akaydın'ın talimatıyla harekete geçerek bir araya gelen bazı hukuk fakültelerinin dekanları tarafından yayınlanan ve AK Parti hakkında kapatma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'ya destek içerikli bildirinin korsan olduğu ortaya çıktı.
BASINDAN ÖĞRENMİŞLER
Altında imzası olduğu iddia edilen birçok dekanın sözkonusu bildiriden basında yer alınca haberdar olduğu öğrenildi. Başta Marmara, Galatasaray, Bilkent, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanları olmak üzere birçok ismin onayları alınmadan bildirinin altına eklendikleri belirlendi. Bildirinin altında imzası bulunduğu açıklanan dekanlardan biri, mahalle baskısına maruz kalmamak için isminin açıklanmaması kaydıyla Vakit'e şu açıklamayı yaptı: "Böyle bir bildiriyi ve bu bildirinin altında imzamın olduğunu gazetelerden öğrendim. Aynı konumdaki bazı arkadaşların da izinleri alınmadan isimleri eklenmiş bildiriye. Asıl hukuk ihlali budur."
DEKAN BİNGÖL: ELEŞTİRİ DEMOKRATİK TEPKİ
Hukuk fakültesi dekanlarının kamuoyuna duyurdukları bildiriyi imzalamayan Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dursun Bingöl, demokratik tepkilerin gösterildiğini belirterek siyasi konulara taraf olmak istemediği için bildirinin altına imza atmadığını söyledi. Prof. Bingöl, "Ben siyasi konularda taraf olmak istemiyorum. Tarafsız kalmak istiyorum. Kişisel tavrımdan dolayı geçmişten beri toplu bildirilere imza atmak istemiyorum. Gösterilen tepkiler elbette ki demokratik tepkilerdir" dedi.
SİVAS BARO BAŞKANI COŞKUN: ÇETELERE KARŞI DA AYNI TAVRI ALSALARDI
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "İş size de mi düştü" diyerek eleştirdiği korsan bildiriyi savunan hukuk fakülteleri dekanlarına meslektaşları da sert tepki gösterdi. Sivas Barosu Başkanı Mustafa Coşkun, yasama ve milli iradeyi hedef alan teşebbüslerin yapıldığı zamanlarda aynı duyarlılığı göstermeyen dekanlara tepkisini şu sözlerle dile getirdi: "Demokrasi ve hukuk sadece bir ders değil aynı zamanda yaşam ve yönetim şeklidir. Hocalarımızın öğrencilerine bunu anlatarak değil yaşayarak örnek olmaları gerekirdi. Milli iradenin teşekkül ettiği TBMM'ye yönelik hiç de demokratik ve hukuki olmayan teşebbüs ve müdahaleler karşısında susmamaları aynı şekilde tepkilerini göstermeleri gerekirdi. Çetelere karşı da aynı hassasiyetle karşı durabilselerdi. Hukuk fakültelerinden beklenen; yargı kadar yasamanın da korunması, yetkilerinin gasp edilmesine karşı durulması, tavır alınmasıdır" dedi.
ESKİ ASKERİ SAVCI TARIMCIOĞLU: 28 ŞUBAT'IN BRİFİNGLİ BİLDİRİSİ GİBİ
1980'li yılların eski askeri savcısı ve ANAP eski milletvekili Faik Tarımcıoğlu, hukuk fakültesi dekanlarının bildirisini, 28 Şubat sürecindeki brifingli bildirilere benzeterek, "Bu şekilde toplu bildirilerle bir sürecin kalıntılarının hâlâ sürdürüldüğünü veya sürdürülmek istendiğini görüyoruz" şeklinde konuştu.
ÖZAY: BEYANLAR YARGIYA MÜDAHALEDİR
Anayasa Hukukçusu İlhan Özay ise, iddianamenin tartışılmasına karşı çıkarak, "İddianame hakkında kararı Anayasa Mahkemesi verecektir. Şimdi Anayasa Mahkemesi'nin kararını beklemek gerekir. İddianame ile ilgili yapılan yayınlar yanlıştır, yargıya müdahaledir" dedi.
Vakit