HAKSÖZ HABER
“Çeyrek asır sonra ilk”. Takvim gazetesi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının AK Parti’ye katılmasını bu şekilde duyurdu. Siyasi iktidara yakınlığıyla bilinen Takvim’in “AK Parti’nin çeyrek asırlık rüyası” şeklinde takdim ettiği bu siyasi geçiş gerçek anlamda bir zafer hissiyatı oluşturdu mu?
Mutlak butlan kararından bu yana toplam 36 belediye el değiştirdi. Bu listede en sembolik il hiç şüphesiz İzmir. AK Parti’nin Binali Yıldırım ve Nihat Zeybekçi gibi isimleri başkan adayı olarak gösterdiği il, geçmişinde Demokrat Parti ve ANAP yönetimleri olmasına rağmen AK Parti döneminde sol-Kemalist çizgiyle ilişkilendirilerek “muhalefetin kalesi” imajına sahip oldu. Bu sebepten olsa gerek şehre Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ayrı bir önem gösterildiği biliniyor. Ancak günün sonunda seçimle alınamayan İzmir, belediye başkanının parti değiştirmesiyle AK Parti’nin olabildi.
Türkiye denilince İstanbul, Ankara, İzmir şeklinde devam edilir. Bu üç şehri de kaybeden AK Parti yaşadığı mağlubiyetten gerekli dersleri çıkartıp seçmenine kendini gerçekçi bir üslupla anlatmayı tercih edebilirdi. Ancak görünen o ki AK Parti devletin imkânlarını kullanarak güçle sindirebildiği kadar sindirip konumunu tahkim etmeyi tercih etmiş durumda. Bu tercih AK Parti’yi ve Türkiye’nin yakın geleceğini menfi anlamda tesiri altına alacağa benziyor.
AK Parti’nin 15 Temmuz sonrasında içine girdiği kaotik ruh halinden çıkmak bir yana gittikçe daha fazla bataklığa saplanması fon krizi ile ifade edilmesi güç bir noktaya ulaştı. Gücün yeni bir boyutunu temsilen Kemalist ritüellerin her geçen sene daha fazla sahiplenilmesi ahlaki krizin en bariz göstergesiydi. Varılan son nokta da AK Parti ile Türkiye toplumu arasında devasa bir uçurum varmış gibi görünüyor. Tüm bunlar yaşanırken siyaseti ve hayatı şarkılarla yaşayanlar da söz konusu…
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesinin ardından tartışmalar sürerken AK Parti İstanbul Milletvekili Yücel Arzen Hacıoğulları, TBMM’de İzmir Marşı’nı mırıldandı. Hacıoğulları'na YENİ Parti milletvekilleri tepki gösterirken “ezan gibi söylemeyeceğim, kamet gibi içimden, milletime sesleneceğim” diyen Yücel Arzen aslında son süreçte yaşananların güzide bir örneğini sunuyor.
https://t.co/m5ZvU2SGo1
— Haksöz Haber (@HaksozHaber) October 8, 2026
CHP’deki yönetim değişimi ve öncesinde Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması süreçleri devam eden parti değiştirmeler de düşünüldüğünde en hafif ifadesiyle Türkiye’de yeni bir siyaset yapma biçimi oluştuğunu söylemek mümkün. Durum böyle olunca hukuk ve siyasetin sorunlu ilişkisi izahı zor durumlar ortaya çıkartmakta. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın partisinden istifa edip bağımsız olarak görevini sürdürmesi sonrasında gözler zaten İzmir’e çevrilmişti. CHP’den ayrıldıktan sonra YENİ Parti’ye geçmeyen Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesi ofansif mizah örneği olarak değerlendirilebilir. Mizahı sevdiği anlaşılan Yücel Arzen de dalga geçercesine TBMM’de İzmir Marşı’nı okuyor.
AK Parti’nin parti değiştirmeden bir gün önce yine İzmir Marşı ile paylaştığı video da benzer bir yerden değerlendirilebilir. Siyasetle yenemediğini gözaltı, tutuklama, baskı, parti değiştirmeyle yenmek gerçekten yenmek midir? Yenilgiden daha kötü bir şey varsa o da mağlubiyeti çöküşe götüren bir şımarıklık ve yozlaşma görüntüsüdür. Gerçekten birilerinin utanması kalmamış!
https://t.co/0qGVqQNKgi https://t.co/evC95rcjFy
— Haksöz Haber (@HaksozHaber) October 8, 2026
Yaşananların ahlakiliğini falan bir yana bırakalım. İzmir Marşı’nın sol-Kemalistlerin zihin dünyasındaki karşılığı bilinen bir şey. Bu tarz bir politik ifade biçimini sahiplenerek nasıl bir mesaj verilmek isteniyor? Bunun dindarlara hiçbir şekilde hitap etmediği aşikârken sol-Kemalistlerdeki ellerinden bir şekilde alınan İzmir’in öfkesi Yücel Arzen’in İzmir Marşı’nı okumasıyla mı teskin bulacak? Ya sol-Kemalistler aptal sanılıyor ya da muhafazakâr-dindarlar beyinsiz! Her iki ihtimalde de AK Parti içerisinde “siyaset yapan” birilerinin Türkiye’nin meseleleri, toplumun ruh hali ve ihtiyaçlarıyla uzaktan yakından alakası kalmadığı gün yüzüne çıkmış oluyor!
Duygularını marşlarla anlatmak isteyen milletvekili sanatçımız ise durabilir mi hiç? Her şeye rağmen Yücel Arzen’in mutluluğu gözlerinden okunuyor. Yıllar sonra bugünleri çalışan bir tarihçi “hiç değilse TBMM’de masalara vurarak marşlar, şarkılar söyleyen birileri varmış” diyebilecek! Herkesi marşa davet edecek kadar naif ve coşkusunu içinde taşıyamayacak kadar da mağrur olabilen Arzen’in hali harap ama keyfi paşada bile yok!

