İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, Emniyet'teki sorgusunun ardından, savcılık tarafından sorgulandı ve sabaha karşı "Ergenekon terör örgütünün üst düzey yöneticisi olmak ve devlete ait gizli belgeleri temin edip elinde bulundurmak" suçundan tutuklanması talebiyle sevk edildiği Nöbetçi İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde sorgulandıktan sonra tutuklandı.
Serhan Bolluk, Ferit İlsever ve Adnan Akfırat'ı da tutuklayan mahkeme, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu'nu ise şartlı olarak serbest bıraktı. Nöbetçi mahkemenin kararında, "Kemal Alemdaroğlu'nun üzerine atılı olan suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunduğuna" dikkat çekilerek, "bunun tutuklamanın şartlarını oluşturacağı" ifade edildi; ancak "şüphelinin yaşı ve sağlık durumu dikkate alınarak, CMK'nın 109. maddesinin 3. fıkrası uyarınca yurt dışına çıkışının yasaklandığı" ifade edildi. Alemdaroğlu'nun aynı madde uyarınca, mahkemeye bildirdiği ikamet adresinin bulunduğu yerin polis merkezine her ayın 1. ve 15. günlerinde kendisi için uygun herhangi bir saatte başvurarak imza vermek şeklinde adli kontrol altına alınmasına hükmedilen kararda, Alemdaroğlu'nun, "bu uygulamaya bir gün bile uymadığı takdirde CMK'nın 112. maddesi gereğince hakkında hemen tutuklama kararı çıkarılabileceği" konusunda ihtar edildi.
Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınanlardan İbrahim Benli de, savcılıkça serbest bırakıldı. Benli, somut bir suçlama yöneltilmediğini, soruşturma konusunda bilgi vermemesi konusunda uyarıldığını ve buna uymaya çalışacağını ifade etti.
Önceki gece de Cumhuriyet başyazarı İlhan Selçuk yurtdışı yasağı kaydıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.
Taraf Gazetesi'nden ilginç iddia:
Dünkü Taraf Gazetesi'nde yer alan haberden:
"Ergenekon operasyonu kapsamında Cuma günü gözaltına alınanlar arasında yer alan bir kişinin bilgisayarında Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tarafından hazırlanan iddianamenin bir nüshası bulundu… İddianame nüshasının bilgisayarda bulunduğu tarihin, kapatma davasının açılmasından iki gün önceye denk düşmesi dikkat çekti…"
Yeni Şafak'ta da bugünkü yazısında Tamer Korkmaz soruyor: "Kapatma davası 14 Mart'ta açıldığına göre… Ergenekon kapsamında gözaltına alınan kişinin bilgisayarında 12 Mart'ta iddianamenin bir kopyası nasıl yer alabiliyor, acaba? Başsavcının iddianamesi davadan hemen önce kuş olup uçmuş… Ergenekoncuların bilgisayarına konmuştur."
Korkmaz, İlhan Selçuk'un AK Parti'yi kapatma davasının fikir babası gibi durduğunu ortaya çıkarılan telefon görüşmelerinden belli olduğunu ifade ettikten sonra İlhan Selçuk'un şu soruyu cevaplaması gerektiğini belirtiyor: "Cumhuriyet'in bombalanması eyleminin üzerine gitmekten bunca zamandır neden kaçtınız?"
(Hatırlatmakta yarar var: Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar Ergenekon çetesine ait Ümraniye cephaneliğinden çıkan bombalarla tek yumurta ikizi idi… Bombalar, Ordu malıydı!)
Aktifhaber yazarı Cevheri Güven Erdoğan Teziç'in Youtube'taki ses kayıtlarından İlhan Selçuk'un telefondaki darbe planlarına giden yolda kesişen kavşaklar ve MHP'ye biçilen rol üzerinden Ergenekon'un yakın dönem planını gözler önüne seriyor:
YÖK eski Başkanı Erdoğan Teziç'in Youtube'a düşen ses kaydından:
"Türkiye'de bütün krizler çoğunluk olduğu zaman çıkmıştır, koalisyonlarda kriz çıkmamıştır. Ekonomik kriz her zaman oluşturulmuş bir şeydir ama siyasi krizler.. Osmanlı'dan size örnek vereyim dedim. 1913 Babıâli isyanı. 1960.. Demokrat Partinin anayasayı değiştirdiği, çoğunluk olduğu, kendini bitirdiği Menderes.. Parlamentoda çoğunluğu oluşturdukları dönemler. MC hükümeti.. Yok biz farklıyız biz anayasaya göre değiştiriyoruz dedi. Devletten ne anlıyorsunuz dedi. Devlet devlettir dedim, siz dedim iktidarsınız Devlet biziz dedim. Devletin kendine ait mekanizmaları vardır. Siz dedim misafirsiniz. Yargı.. devlet adına karar veriyor.. Biz dedim; YÖK, devletin bir kurumuyuz, bizi aşarak yapamazsınız bunu."
İlhan Selçuk'un Ergenekon Operasyonu çerçevesinde dinlemeye takılan konuşmalarından:
"Davayı açtırıyoruz. (kapatma) İddianeme hazırlanıp dava açılacak. Bugüne kadar Türkiye'de ekonomik kriz çıkmadı ama kapatma davasından sonra mutlaka kriz çıkar. Bunlardan kurtulmak lazım"
Ergenekon Operasyonu'nda ortaya çıkan garip ilişkiler ağı, şemalarla çözülemeyecek kadar karmaşık. Erdoğan Teziç'in ses kayıtlarından, İlhan Selçuk'un telefon dökümlerine, Emin Gürses'in msn kayıtlarından, Doğu Perinçek'in söylemlerine kadar her şeyi alt alta koyduğunuzda, farklı cephelerden, farklı tarzlardan tek amaç üzerinde birleştiklerini görüyorsunuz: "Ekonomik kriz, kaos ve darbe"
Gözaltındaki Kemal Ameldaroğlu dinlemeye takılan konuşmasında "Kansız olmaz. Darbe lazım. Öncelikle de bu davanın açılması lazım" derken, İlhan Selçuk'un bu işle bizzat ilgilendiğini öğreniyoruz.
İlhan Selçuk'un dinlemeye takılan bir başka telefon görüşmesinde kapatma davasının açılmasının ardından ses getirici eylemler düzenlenerek Türkiye'yi yönetilemez hale getirmek (kaos) için çalışılmasını istediği belirleniyor. Selçuk'un, Ergenekon üyeleriyle yaptığı konuşmalarda da darbeye zemin hazırlamak için sarsıcı eylemler isteği kayıtlara giriyor.
Ergenekon Operasyonunda ele geçirilen belgelerde 2009 yılı için hazırlanan darbe planının biraz öne çekildiği anlaşılıyor.
Aslında Ergenekon adına bir başarı çizgisi sözkonusu. İlk adım olarak kapatma davası planlanan biçimde açtırıldı. İlhan Selçuk'un köşesinden aleni biçimde Yargıtay Başsavcısını "hele bi açma da gör" satırlarıyla tehdit etmesi bir yana; kapatma iddianamesinin Ergenekoncuların bilgisayarlarında çıkması, ilk adımın nasıl titizce atıldığının kanıtı. İddianamenin Ergenekoncuların bilgisayarlarına kayıt tarihi, Başsavcının Anayasa Mahkemesi'ne gönderdiği tarihten iki gün öncesine ait. Son kontroller titizlikle yapılmış olmalı.
İkinci adım ise ekonomik ve siyasi kaos haliydi. Dava açıldıktan sonra yaşanan "kara pazarteside" 22 milyar doların uçtuğunu, milim milim indirilebilen faizlerin jet hızıyla tırmandığını, doların şaha kalktığını hep beraber gördük.
Siyasi kaosta ise CHP'den sonra devletin ikinci partisi olan MHP de devreye sokulmuş gözüküyor. MHP, jet hızıyla AKP'ye parti kapatmayla ilgili anayasa değişikliği önerisi getirdi. MHP'nin önerisinde parti kapatılmayacak ancak kişilere siyasi yasak söz konusu olabilecek.
Kuzu görünümlü bir kurt planı:
Yüzde 47 oy almış bir iktidar partisini kapatmak, Anayasa Mahkemesi üyeleri için oldukça zor bir karar. Ama MHP'nin kuzu görünümlü değişikliği gerçekleşirse, "partiler kapatılmayacak, kişiler yasaklanabilecek" böylece yüzde 47'lik partiyi kapatmanın zorluğu üyelerin üzerinden alınmış olacak. "Milleti kapatma" yükünden kurtulan Anayasa Mahkemesi üyeleri de "kişileri yasaklama" konusunda daha ikna edilebilir hale gelecek.
Üyelere gerekli "ikna ziyaretleri" büyük ihtimalle 367 sürecindeki yöntemle olacaktır. Sonrasında 71 kişilik listede kurtulanlar olacaktır ama Erdoğan dahil ağır topların biçilmesiyle AKP'nin başsızlaştırması siyasi koas için ikinci adımı da tamamlayacak.
Sonrasında darbe için zemin oluşturma kısmı kalıyor ki bu; 9 Mart 1971 Cuntacısı İlhan Selçuk için çocuk oyuncağı…
Ergenekoncuların taktikleri, planları, ilişkileri üstüne daha da yazacağım çok şey var ama Erdoğan Teziç, Youtube'a düşen ses kaydında felsefeyi süper özetliyor: "Devlet biziz"
Gerçekte kim olduğunuzu ise Ergenekon operasyonunda yavaş yavaş düşen maskelerinizle göreceğiz.
YARSAV'ın Maskesi de Düştü
Yargıtay Başsavcısı'nın açtığı kapatma davasını en katı biçimde savunanlardan YARSAV'la ilgili Ergenekon Operasyonu'nda şok bağlantı ortaya çıktı.
AKP Hakkındaki iddianamenin Abdullah Gül'le ilgili kısmı İşçi Partisi'nde bulunmuştu. İddianamenin Gül'le ilgili kısmının İşçi Partisi dışında YARSAV (Yargıçlar ve savcılar birliği) Başkanı Ömer Faruk Eminaoğlu'nun da önceden aldığı soruşturmada tespit edildi.
YARSAV AKP'ye kapatma davasıyla ilgili Başsavcı Yalçınkaya'yı koyu biçimde savunmasıyla tanınıyor.
Savcıya Eleştirilere Saldırı Demişti
Yargının, sadece hukuk çerçevesinde bir karar vereceğinin altını çizen YARSAV, "Açılmış bir davada verilecek kararın ne olacağı konusunda, yorum, tavsiye, telkin ve yayında bulunulmamalıdır. Sorumluluk mevkiindeki bazı kişilerin 'yargıya sızıldığı, ölümün gerçek olduğu, garabet işler yapıldığı' gibi saymakla bitmeyecek söylemleri, savunmanın da kurallarını aşan saldırı niteliğindedir" değerlendirmesinde bulundu.
İktidarda olan bir partiye karşı açılan davada başlayan yargı sürecinde, kanıtları tartışacak, hukuka uygunluğunu denetleyecek ve kararı verecek olan, dava ile görevli yargı organı olduğunu belirten YARSAV, şöyle devam etti: "Görülmekte olan bir davada mahkemenin ne karar vereceği veya vermesi gerektiği hususunda akıl yürütmek ve yol göstermek Anayasa uyarınca, haddimize değildir, ancak kimsenin de haddine değildir. Yasama ve yürütme organı ve mensuplarının Anayasal buyruk uyarınca, tavsiye ve telkinde bulunamayacakları gibi görüşme bile yapamayacakları bir dava hakkında, bu davaya müdahale niteliğinde yasama işlemlerinin telaffuz edilmesi, davanın davalısı tarafından karara bağlanması yani yargıya bırakılmaması anlamındadır. Bu durum erkler ayrılığına ve hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Yargı mensupları, hukukun üstünlüğü için görev yapmaktadırlar. Hiçbir güç onları görevlerini yapmaktan alıkoyamayacaktır. Hukukun üstünlüğü dışında hiçbir etken yargıya yol gösteremeyecektir. Herkes, başlayan yargı sürecinin kuralları içerisinde kalarak hareket etmelidir."
Ergenekon İyi Şifrelemiş
Polisin en çok Ümit Sayın, Emin Gürses ve Erkut Ersoy'un bilgisayarlarını çözme konusunda zorlandığı öğrenildi. Ümit Sayın'ın bilgisayarlarında çıkan şifrelerin önce küçük harf, ardından bir rakam, daha sonra yabancı bir alfabeden bir harf ve noktalama işareti şeklinde olduğu öğrenildi. Bu nedenle Sayın'ın bilgisayarlarının çözümlerinin hala devam ettiği açıklandı. Özellikle Ulusal Kanal'da bulunan tüm bilgisayarların tek tek kopyalandığı bu bilgisayarların çözümlerinin ise uzun süreceği açıklandı.
Yargıtay Krokileri Perinçek'te
Terör örgütü Ergenekon'a yönelik operasyonlarda ele geçirilen bilgisayar ve notların her birinin ayrı ayrı şifrelendiği ortaya çıktı. Operasyon kapsamında gözaltında bulunan İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek'in bilgisayarında Yargıtay'a yönelik saldırıda kullanılmak üzere hazırlanmış krokiler çıktı.
Yargıtay'ın blok blok ayrıntılı krokilerinde, AKP'ye kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın bulunduğu blok daha ayrıntılı biçimde yeraldı.
Ayrıca kameraların nerelerde olduğu, hangi bölgelerin kamera tarafından çekilemediği de ele geçirilen krokilerde mevcut. Sarı işaretler bulunan krokilerde, en kolay kaçış güzergahlarının da belirtildiği görüldü.
HAKSÖZ-HABER