Kerinçsiz: "O hakimi gözlerinden öptüm!"
Ergenekon iddianamelerinde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e yargı yolunu açma girişimiyle ilgili çarpıcı bilgiler yer alıyor. Ergenekon sanıkları, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ni iki yıl önce takibe almış. Avukat Kemal Kerinçsiz, Cumhurbaşkanı Gül'le ilgili 'Kayıp Trilyon' davasında tartışmalı karar veren hâkim Osman Kaçmaz için övgü dolu ifadeler kullanıyor.
Kendisiyle karşılaştıklarında aralarında geçen diyaloğu şöyle anlatıyor: "Beni hatırlayabildin mi Kemal? dedi. Hatırlayamadım dedim, efendim. Ben senin yaptığın itiraza kararı veren reisim, dedi. 'Sincan ağır ceza' yapmayın ağbi dedim. Ben de sizi ziyaret edecektim Ankara'ya gel- diğimde, bi gözünüzden öpüyüm dedim. Sarıldım öptüm adamı."
Darbe teşebbüsü ve darbe için kaos ortamı oluşturmakla suçlanan Ergenekon davası sanıklarının, siyasilerin önünü kesmek için yargı yolunu da kullandığı Ergenekon iddianamelerine yansıdı. İddianamelerde, "terör örgütü üyesi" olmakla suçlanan avukat Kemal Kerinçsiz ve idare mahkemelerinde bilirkişilik yapan Mahir Akkar'ın örgütün faaliyetleri doğrultusunda davalar açtıkları belirtiliyor. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Gül'ün yargılanmasının önünü açmaya çalışan Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne de Ergenekon sanıkları sıkça uğramış.
Kerinçsiz'in Başbakan Erdoğan hakkında teröristbaşına 'sayın', şehitlere 'kelle' dediği iddiasıyla suç duyurusunda bulunmasından sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca verilen takipsizliği Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi kaldırmıştı. Ergenekon davasının 2.455 sayfalık ilk iddianamesindeki bilgilere göre Kerinçsiz, Sincan'dan çıkan Haziran 2007'deki bu karardan sonra 11. Türk Dünyası Kurultayı'nda karşılaştığı mahkeme başkanı Osman Kaçmaz'ı sarılarak öpmüş.
Bir başka telefon görüşmesinde, ikinci iddianamenin sanıklarından Mahir Akkar'ı arayan T.K. isimli bir kişi "Abdullah Gül'ün Kayıp Trilyon davası sende mi?" diye soruyor. İddianamede, Ergenekon örgütü adına yargı işlerini takip ettiği ileri sürülen Akkar, bu davanın kendisinde olmadığını belirtiyor. İkinci iddianamede, sanıklardan bilirkişi Mahir Akkar'ın, Ergenekon örgütünün amaçları doğrultusunda kişileri yasadışı olarak takip ettiği, takip ettirdiği, Ankara'da bulunan farklı yargı mercilerinde görev yapan hakim ve cumhuriyet savcıları hakkında şahıslara bilgi verdiği, bu kişilerin dosyaları ile ilgili olarak iş takibi yaptığının tespit edildiği belirtiliyor. Akkar, Ergenekon sanığı doktor Mesut Özcan'la konuşurken elindeki CD'leri Tuncay Özkan'a ulaştırmak istediğini söylüyor. Özkan'ın doktoru Mesut Özcan'dan randevu almasını talep ediyor. Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi, 12 Haziran 2008'de "M." ile yaptığı görüşmede yine Kayıp Trilyon davasından bahsediyor. Büyükçelebi, "A.G.'nin Kayıp Trilyon dosyası vardı ya", "Dosya bulunmuş" "Tabii kendileri kaybettiler, kendileri buldular, zamanı geldi demek ki, onu bi yarına toparlayalım da yarına gündeme verelim olur mu?" diyor. M. ise "Tamam müdür" karşılığını veriyor.
Hakime övgü: Aslan gibi çocuk
Kemal Kerinçsiz: Abi geldi mi eline?
Muammer Karabulut (Noel Baba Derneği başkanı): Geldi yolladım bile biraz sonra da bizim sitede sana şöyle söyleyeyim, Türkiye'deki hem yabancı yayın organlarına, basın organlarına hem bütün haber ajanslarına Türkiye'deki bütün ilçedeki gazetelere gitti. Erdoğan kelle dedi, üç yeni kuruş ceza aldı. Bu karar nasıl çıktı?
K.K.: O abi onu telefonla söylemeyeyim abi (Gülerek)... işte bunu .. muhaliflerin iyi kullanması lazım ama nerde o muhalif ayrı bir mesele.
K.K.: ... geçen gün karşılaştık "Sayın" davasını açan Sincan Ağır Ceza Mahkemesi'nin başkanıyla, 'beni hatırlayabildin mi Kemal?' dedi. 'Valla hatırlayamadım' dedim efendim. Ben dedi senin yaptığın itiraza kararı veren reisim dedi. 'Sincan ağır ceza' yapmayın abi dedim. Ben de sizi ziyaret edecektim, Ankara'ya geldiğimde bi gözünüzden öpüyüm dedim. Sarıldım öptüm adamı" "... Dedim Türkiye'de böyle hakimler kaldı mı? Acaba dedim. ... neyse oturduk sohbet ettik Allah razı olsun böyle aslan gibi bir çocuk, şimdi sana 45-47 yaşlarında benim yaşlarda bir şey"
Ergenekon sanıkları yakın takipte
T.K.: Bu Abdullah Gül hakkında bu Kayıp Trilyon'dan dolayı bi takipsizlik kararı verilmişti. Acaba sizin ona bir itirazınız söz konusu oldu mu? Sincan.
M.A.: Abdullah Gül'le ilgili.
T.K.: Evet bi takipsizlik kararı verilmişti bu Kayıp Trilyon davası vardı ya efendim. Acaba onunla ilgili sizin bir itirazınız oldu mu?
M.A.: Yok o konu bende değildi ki Kayıp Trilyon olayı. Ama o Kayıp Trilyon dosyası bende var, bende onun sureti de o ben ben şey tarafı ben değildim onun.
T.K.: Fakat takipsizlik kararından Maliye Bakanlığı'nı haberdar etmiyor. Maliye Bakanlığı'nı haberdar etmediği için bir vatandaş Sincan Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurmuş.
Sincan Mahkemesi'nin kararı 'usulsüz' çıktı!
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 'kovuşturmaya yer olmadığı' kararına rağmen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e yargı yolunu açma girişiminde bulunan Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, Anayasa ihlalinin yanında usul hatası yaptığı ortaya çıktı.
Tartışmaların odağındaki Mahkeme Başkanı Osman Kaçmaz'ın, yasal süre dolduktan 28 gün sonra verilen itiraz dilekçesini işleme koyduğu belirlendi. Mahkemenin 'Kayıp Trilyon davasında vergilerim zarara uğratıldı.' diyen eski Yargıtay üyesi Cahit Nalbantoğlu'nu davanın zarar göreni olarak kabul etmesi de ikinci bir usul hatası olarak değerlendiriliyor. Çünkü başsavcılığın Gül ile ilgili verdiği takipsizlik kararına ancak 'suçtan zarar gördüğü' varsayılan Maliye Bakanlığı'nın itiraz edebileceği belirtiliyor.
Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 173. maddesine göre suçtan zarar görenin, 'kovuşturmaya yer olmadığı'na dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde itiraz dilekçesi vermesi gerekiyordu. Bu tarih, kararın açıklandığı 2 Haziran 2008'den itibaren başlıyor ve 17 Haziran'da doluyordu. Mahkeme dosyasındaki bilgilere göre bu süre içerisinde başta Maliye Bakanlığı olmak üzere hiçbir yerden itiraz başvurusu yapılmadı. Takipsizlik kararı 17 Haziran günü televizyon ve ajanslarda, 18 Haziran günü de ulusal gazetelerde yayımlanarak kamuoyuna duyurulmuştu. Süreç bu tarihler dikkate alınarak yürütülse bile yasal itiraz süresi içinde dilekçe verilmediği sonucu ortaya çıkıyor.
Hukukçular, hastalık hali gibi mücbir sebepler halinde 15 günlük yasal sürenin alınan rapora göre uzayabileceğini belirtiyor. Ancak dosyada, itiraz eden emekli Yargıtay üyesi Cahit Nalbantoğlu'nun sağlık durumuyla ilgili herhangi bir rapor yer almıyor. Dosyadaki bilgilere göre, Nalbantoğlu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kararına 15 Temmuz 2008'de Erdek Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği dilekçeyle itiraz ediyor. Nalbantoğlu, dilekçesinde 'Seçmenlik sıfatı bulunduğunu, bir siyasi parti ile vatandaşı olduğu devletin hazinesi arasındaki ilişkinin denetlenmesini' savunuyor. Erdek Başsavcılığı da dilekçeyi aynı gün işleme koyuyor ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na havale ediyor. Ankara ve Sincan başsavcılıkları, Cumhurbaşkanı'nın dokunulmazlığının bulunduğu, itiraz eden Nalbantoğlu'nun ise suçtan zarar gören olmadığı gerekçesiyle itirazın reddini istiyor. Ancak Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, CMK'daki yasal süreye uymayan dilekçeyi usul yönünden (yasal süreye) incelemeyerek kabul ediyor. Bu yüzden Sincan Mahkemesi'nin kararının CMK'ya aykırı bir usul hatası olduğu belirtiliyor.
Sincan Ağır Ceza'nın, 'vergilerim zarara uğratıldı' diyerek başvuran Nalbantoğlu'nu davanın zarar göreni olarak kabul ederek ikinci usul hatasını yaptığı ifade ediliyor. Başsavcılığın Gül ile ilgili verdiği takipsizlik kararına ancak "suçtan zarar gördüğü" varsayılan Maliye Bakanlığı'nın itiraz edebileceği belirtiliyor. Kayıp Trilyon'la ilgili hem ceza hem de alacak davasında Hazine adına Maliye Bakanlığı müdahil olmuştu. Ancak hakim Kaçmaz, atılı eylemden doğrudan olmasa da, vatandaş olarak zarar gördüğü ve itiraza hakkı olduğunu savunarak, tartışmalı karara imza attı. Karar, CMK'nın 173. maddesine dayanarak incelendi. Buna göre, savcılıkça verilen takipsizlik kararına mahkeme suçtan zarar görenin itirazı üzerine karar verebiliyor. Hukukçular, suçtan zarar görenin Maliye Bakanlığı olduğunu vurgulayarak, "Eğer vergi veren vatandaş suçtan zarar gören kabul edilirse bütün TC vatandaşları için takipsizlik kararına itiraz hakkı doğar. Bu durum takipsizlik kararını re'sen (kendiliğinden) inceleme anlamına gelir." görüşünü savunuyor.
Ankara Başsavcılığı, şüpheli yerine 'şikâyet edilen' diyor
Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Osman Kaçmaz'ın Gül için 6 kez kullandığı 'şüpheli' ifadesinin yasadan kaynaklandığı iddiası itibar görmedi. Bazı gazetelerde dün açıklamaları yayınlanan Kaçmaz, "Cumhurbaşkanlığı'ndaki görevliler, CMK'nın 2. maddesini açıp okusunlar. Şüpheli sıfatı, soruşturmanın başladığı andan itibaren kullanılmaya başlanır. Suç şüphesi altındaki kişiye şüpheli denilir. Cumhurbaşkanı da başbakan da genelkurmay başkanı da olsa aynı sıfat kullanılır." dedi. Kaçmaz böyle derken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bakanlar ve milletvekilleri hakkında düzenledikleri fezlekelerde bile şüpheli yerine 'şikâyet edilen' ifadesini tercih ettiği öğrenildi. Tartışmalı karar önceki gün Başsavcılığa ulaştı. Başsavcılık kaynakları, kararı inceledikten sonra Adalet Bakanlığı'ndan kanun yararına bozma talebinde bulunup bulunmamaya karar verecek.
HAKİM YARSAV ÜYESİ
Bu arada hakim Osman Kaçmaz'ın yargıda ideolojik bölünmeye yol açtığı gerekçesiyle eleştirilen Yargıçlar ve Savcılar Birliği üyesi olduğu öne sürüldü. Kaçmaz'ın verdiği ve temyize götürülen kararların büyük bölümü Yargıtay Ceza Daireleri tarafından bozuldu. Kaçmaz'ın son 4 yılda temyiz edilen 185 kararından 161'i kanuna aykırı bulunarak bozuldu.
(Zaman)