Ulusalcılara yönelik gözaltılar devam ediyor. Bugün 9 kişi gözaltına alındı. Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Genel Sekreter Ferit İlsever, İstanbul Üniversitesi eski rektörü Kemal Alemdaroğlu, Ulusal Kanal İstihbarat Şefi Ufuk Akkaya, iş adamı İbrahim Benli, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk, Perinçek'in koruması Yusuf Beşerik, gazeteci Adnan Akfırat gözaltına alınanlar arasındalar.
Ergenekon Operasyonu çerçevesinde Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'ün talimatıyla polis Ulusal Kanal, İP ve Aydınlık Dergisi'nin İstanbul ve Ankara bürolarına; Perinçek, İlsever ve Selçuk'un evlerine sabah 04:30'da eş zamanlı baskın düzenledi ve kendilerini sağlam kalelerde sanan ulusalcılar gözaltına alındı. Polis Ulusal Kanal ve İP İstanbul il başkanlığı binasında belgeler ve bilgisayarlar üzerinde incelemelerini sürdürüyor.
Silah da çıktı!
Ulusal Kanal ve İşçi Partisi'ndeki aramalarda 4 adet ruhsatsız silah bulundu. 4 kişi daha gözaltına alındı.
İçeri alınan İlhan Selçuk ne yazmıştı?
İlhan Selçuk, 24 Ocak tarihli yazısında Yargıtay Başsavcısını adeta dava açmadığı için tehdit eden bir yazı kaleme almıştı. Bu yazıyı kaleme alan İlhan Selçuk, "Herkes birbirine soruyor: Ne olacak?.. Bu gidişle bir şeyler olacak..." ifadesini kullandığı yazısını yayınladığı gün, daha önce tehdit ettiği Başsavcı Yalçınkaya, AK Parti'yi kapatma davası açtı... Ve son olarak İlhan Selçuk, bu yazısına gönderme yapıp, tehditkar bir üslupla "Evet, bu gidişle bir şeyler olacak..." diye yazdığı gün düzenlenen operasyonla gözaltına alındı...
HAKSÖZ-HABER
İşte İlhan Selçuk'un gözaltına alınmasına neden gösterilen köşe yazısı...
Sonra Oturup Ağlamasınlar...
AKP İslamcılığının -İslamın değil- beş şartı artık oluştu:
Dedikodu..
Şantaj..
Yalan-dolan..
Çıkarcılık..
Yolsuzluk..
Dinciliğin gün geçtikçe ağır bastığı medyayı da ancak maşayla tutabilirsin...
*
Peki, gün geçtikçe gelişip yoğunlaşan iletişim teknolojisi bizde neye hizmet ediyor?..
İslamcılığın beş şartına...
Üstelik kuşkulu dinlemeler üzerine bina edilen kanıtsız tanıksız 'ne idüğü belirsiz' davalar da medyada özellikle pompalanıyor...
Bir azgınlık.. bir azgınlık ki.. demeyin gitsin..
Neden bu azgınlık?..
İslamcılar -ılımlısı ve köktencisi- artık ülkeyi, belediyeleri, devleti, her şeyi ele geçirdiklerine inanıyorlar...
*
Azgınlığın dinci gazete sayfalarına nasıl yayıldığına ilişkin bir örnek vereyim..
Dinci köşe yazarı yazıyor:
"- Cumhuriyet mitinglerini düzenleyenlere derin devlet mi dersiniz, derin çete mi dersiniz?.."
"- Devleti temsil eden 'Bayrak' ve 'Cumhuriyet' , devleti ele geçirmeye çalışan çetelerin eline geçmiş..."
"- Özelleştirme İdaresi Başkanı'na düştü bu iş galiba... Hadi, derin devletin mallarını ve şirketlerini legal devlete, oradan da ihale yolu ile satış için TMSF'ye gidin... Cumhuriyet'in mal varlığını Cumhuriyet'in hazinesine irad kaydedin..."
"- Devlet bir an önce, iddialar doğru ise, mahkeme kayıtlarına geçen iddialar çerçevesinde Cumhuriyet gazetesi, ÇYDD (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği), ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği), Vatansever Güç Birliği gibi derin yapıların paravan örgütlerine derhal el koymalı..."
*
Eveeet...
AKP iktidarı belli hedefe doğru doludizgin yürüyor, yandaşları da içmeden sarhoş olmuşlar...
Ülke altüst...
Herkes birbirine soruyor:
- Ne olacak?..
Bu gidişle bir şeyler olacak...
Ama, ben Cumhuriyet'e "İslamcı AKP Devleti" nin el koymasını isteyen gazeteye şimdiden haber vereyim...
Bir şeyler olduğunda sonuç düşündükleri gibi çıkmazsa, oturup mazlum rolünde ağlamasınlar.
Cumhuriyet başyazarı İlhan Selçuk, bugünkü yazısında da yine tehditte bulunmuştu. İşte içeri girmeden yazdığı son yazı:
RTE, XIV'üncü Louis mi?..
Geçenlerde (14.03.2008) bu köşede "Sonra Oturup Ağlamasınlar" başlığı altında bir yazı yayımlandı...
Ne diyorduk?..
"Gün geçtikçe gelişip yoğunlaşan iletişim teknolojisi bizde neye hizmet ediyor ?..
İslamcılığın (İslamın değil) beş şartına...
Bir azgınlık.. bir azgınlık ki demeyin gitsin...
Neden bu azgınlık?..
İslamcılar -ılımlısı ve köktencisi- artık ülkeyi, belediyeleri, devleti, her şeyi ele geçirdiklerine inanıyorlar...
............................
AKP iktidarı belli hedefe doğru doludizgin yürüyor, yandaşları da içmeden sarhoş olmuşlar...
Ülke altüst...
Herkes birbirine soruyor:
- Ne olacak?..
Bu gidişle bir şeyler olacak...
Ama ben (...) şimdiden haber vereyim...
Bir şeyler olduğunda sonuç düşündükleri gibi çıkmazsa, oturup mazlum rolünde ağlamasınlar ... "
*
Birkaç gün sonra Yargıtay Başsavcısı AKP'yi kapatma davası açınca dinci ya da liboş gazetelerde yorumlar - haberler yayımlandı...
Dediler ki:
- İlhan Selçuk davadan haberliydi...
Geri zekâlılığın üst göstergesiydi bu tür yazılar...
Çünkü zaten iki ay önce Yargıtay Başsavcısı dava uyarısını yapmış, haber bütün gazetelerde yayımlanmıştı...
Peki, şimdi ne olacak?..
*
Başsavcı görevini yaptı, davayı açtı...
Davalı iktidar partisi ve iktidara bağlı medya kendinden geçmiş ve çıldırmış gibi...
AKP iktidarı hukuku, anayasayı, yasaları, Başsavcı'yı, yargıyı tepeleme savaşımının borularını durmadan üflüyor...
Ve herkes yine birbirine soruyor:
- Ne olacak?..
*
Ya anayasal hukuk işleyecek...
Ya da AKP iktidarının çılgınca gidişatıyla her şey birbirine girecek...
RTE yoksa hastalandı mı?..
14'üncü Louis edasıyla diyor ki:
"- Devlet benim..."
Başbakanın dengesizliği ortalığı allak bullak ediyor, sapla saman birbirine karışıyor, siyasetin karnı neredeyse burnuna değecek, hamilelik sancıları bir şeylere gebeliği pompalıyor...
Evet, bu gidişle bir şeyler olacak...
RTE 14'üncü Louis gibi 'devlet benim' dedikçe Türkiye'nin dengeye girmesi, ortalığın sakinleşmesi ve normalleşmesi olanaksız...
Ya RTE anayasaya ve yargıya 'sokaktaki adam' gibi saygı gösterecek...
Ya da 14'üncü Louis olmadığını RTE'ye anımsatacak ve öğretecek bir hesaplaşmaya hazırlıklı olalım...
Aklın bir başka yolu yok...