Türkiye halkını ve başbakan Erdoğan'ı övgü dolu sözlerle niteleyen Dr. Şallah "İslam'ın ve Müslümanların davalarına, bunların başında da Filistin ve Kudüs davasına derin imanı ve yoğun sevgisi olan kardeş Türk halkını selamlıyorum. Ne mutlu Recep Tayyip Erdoğan'ı ve onun gibileri doğuran ümmete ve halka!" dedi.
Kardeşlik Platformu aracılılığıyla Türkiye halkına seslenen Dr. Şallah "Çabanızı, desteğinizi ve Gazze'deki halkımızın, Kudüs'ün ve bütün Filistin'in yanında izzetli ve cesur duruşunuzu tebrik ediyorum. Ama biz diyoruz ki; bugün Kudüs'ü saran tehlikenin hacmi, bizi "İsrail'le olan savaşı yönetebilmek için yeni bir bakışa ve yeni bir iradeye ihtiyacımız var" demeye sevk ediyor. Bu, İsrail'in şiddet ve terörü kullanarak ve bütün dünyaya meydan okuyarak dayatmaya çalıştığı koşullara teslim olmayacak bir irade olmalıdır" şeklinde konuştu.

Dr. Şallah'ın konuşmasının tam metnini sunuyoruz:
"Bismillahirrahmanirrahim.
Elhamdulillah. Salât ve selam peygamberimiz Muhammed'in, onun âli'nin, ashabının ve yardımcılarının üzerine olsun.
Saygıdeğer kardeşler ve bacılar!
Kudüs haftasında Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Hepinizi selamlıyor, Kudüs ve Filistin'le dayanışmadaki çabanızı mübarek kılması için Allah'a dua ediyorum.
Sizin aracılığınızla İslam'ın ve Müslümanların davalarına, bunların başında da Filistin ve Kudüs davasına derin imanı ve yoğun sevgisi olan kardeş Türk halkını selamlıyorum.
Ey özgür insanlar! Ey ümmeti, dini ve mukaddesatı üzerine titreyenler!
Birkaç gün önce, Kudüs'ün Yahudileştirildiği bir zamanda bir Arap zirvesi düzenlendi. Ne yazık ki zirvede, zirve seviyesinde, Kudüs seviyesinde, misafir lider, zirvedeki seçkin konumuyla dünyadaki bütün özgür ve şerefli insanların kalplerine, vicdanlarına ve akıllarına dokunan Türkiye'nin cesur ve saygıdeğer Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'dan başka kimse yoktu. Ne mutlu Recep Tayyip Erdoğan'ı ve onun gibileri doğuran ümmete ve halka!
Kardeşler!
Bugün hepimiz iyi biliyoruz ki Kudüs tehlikededir, Filistin, Filistin halkı ve Mescid-i Aksa tehlikededir. Ama bu tehlikeyi ortadan kaldırmak, Kudüs'ü, Filistin'i ve Aksa'yı kurtarmak zirveden çıkan kararda dendiği gibi avuçla para sayarak ya da birkaç milyon dolar vererek olmuyor. Bu dolarlar, Kudüs'ün geleceğinin belirlenmesini ne öne alacak ne de erteleyecek. Ve sonuçta da Kudüs'te bir şey yapılması için bu paraların İsrail'in izni olmadan Kudüs'e girmesine izin verilmeyecek. 1980 yılından bu yana Kudüs'ü kendi topraklarından sayan ya da "Kudüs, bir yerleşim birimi değildir ve orada bina yapmak Tel Aviv'de bina yapmak gibidir" diyen Netanyahu'nun vurguladığı stratejiyi izleyen İsrail'in izni olmadan bu paralar Kudüs'e giremez.
Kardeşler!
İsrail, şu an tek başına Kudüs'ün geleceğini belirlemeye çalışıyor. Ümmet ise aldırmazlık, gaflet ya da derin bir uyku içinde. Amerika'nın hegemonyası altındaki dünya da orman kanunlarının ve gücün hüküm sürdüğü, zayıflara ise yer verilmeyen bir ormana döndü. İsrail'in bugün Kudüs'te neler yaptığını biliyorsunuz. Yerleşim birimleri inşası, toprakların müsadere edilmesi, evlerin yıkılması, halkının göçe zorlanması, Kudüs yerlilerinin kimlik kartlarının alınması, şehirdeki tarihi mekânların Yahudileştirilmesi, çevresindeki Batı Şeria şehirleriyle irtibatının kesilmesi ve Yahudi karakterinin hâkim olması için yeni yapıların icat edilmesi alanında neler yapıldığı hakkında ayrıntılarıyla bilginiz var. Dün Harab Sinagogu, yakında da "İsrail'in Onuru" adıyla Aksa'dan 200 metre uzaklıkta başka bir sinagog. Bu arada Mescid-i Aksa'nın altındaki kazılar ve tüneller de durmuyor. Çünkü bunlar, Mescid-i Aksa'nın yıkımı ve sözde heykellerinin inşası için kullanılacak senaryo ve araçtır.
Kardeşler!
Bugün Kudüs'te olanlar, kutsal şehrin İslamiliğine ve Araplığına yapılan sondan bir önceki saldırıdır. Kudüs'te olanlar, hâlâ yaşayan bir ümmet olduğumuzu kanıtlamak için bu kavgada bize verilen son fırsattır. Kudüs'te olanlar, bizim dinimiz, mertliğimiz, ahlâkımız ve insanlığımızın sınavıdır.
İsrail, gizli çalışmıyor. Planları ve yaptıkları açıktır. Eğer Kudüs'ü Yahudileştirme ve yutma hedeflerini gerçekleştirmesine olanak sağlanırsa yolu açılacak ve hâkimiyeti ümmetin bütün başkentlerine dayatılacaktır. İstanbul'a, Ankara'ya, Kahire'ye, Şam'a, Amman'a, Riyad'a ve bütün başkentlere hâkim olacaktır. Hatta onun yolu Mekke ve Medine'ye de açılacaktır. Mescid-i İbrahim ve Beytüllahim'deki Mescid-i Bilal'e yaptıkları gibi çok geçmeden Hayber, Beni Nadir ve Haremeyn içinde geçmişte Yahudilerin yaşamış olduğu tüm yerleşim alanlarını da Yahudi mirası listesine ekleyecekler. Bu şekilde durmaya devam edersek Mescid-i Aksa'ya da aynısını yapacaklar.
Değerli kardeşler!
Konuşmamın sonunda çabanızı, desteğinizi ve Gazze'deki halkımızın, Kudüs'ün ve bütün Filistin'in yanında izzetli ve cesur duruşunuzu tebrik ediyorum. Ama biz diyoruz ki; bugün Kudüs'ü saran tehlikenin hacmi, bizi "İsrail'le olan savaşı yönetebilmek için yeni bir bakışa ve yeni bir iradeye ihtiyacımız var" demeye sevk ediyor. Bu, İsrail'in şiddet ve terörü kullanarak ve bütün dünyaya meydan okuyarak dayatmaya çalıştığı koşullara teslim olmayacak bir irade olmalıdır. Kudüs'ü ve onun özgür olması için çalışmayı, İslam âlemindeki her evde, caddede, kurumda, camide ve her yerde yaşayan bir dava haline getirecek yeni bir bakışa ve yeni bir kültüre kesin ihtiyaç var. Her düzeyde, her alanda sorumluluk sahibi ve ciddi adımlara ihtiyaç var. Topluca harekete geçmeliyiz. Vakit çok geç olmadan Kudüs'ü kurtarmak için ayağa kalkmalıyız.
Sevgili kardeşlerimiz!
Medeniyet, izzet ve İslam ülkesi Türkiye'deki kardeşlerimiz!
Bu, Kudüs'ün, Kudüs halkının, Filistin halkının çığlığıdır. Bu çığlığı İstanbul'a, diğer şehirlere ve Türkiye'nin sevgili köylerine gönderiyoruz.
Özgür kardeşlerimiz!
Kudüs, Allah'ın, İslam'ın ve insaniyetin omuzlarımıza yüklediği emanetidir. Beraberce emaneti koruyalım. Sizleri emanetini zayi etmeyecek olan Allah'a emanet ediyorum.
Esselamu Aleykum."


