Dijital çürümenin “Ofansif” mizahı

Dijital çürümenin “Ofansif” mizahı

"Dinle, imanla, tefekkürle ve hakikat arayışıyla güçlenen bir kalp; insanı hem kendisine hem de çevresine karşı daha duyarlı, daha merhametli ve daha adil kılar."

Enver Can / Haksöz Haber


Gündelik yaşam pratiklerimiz ve yaşam örüntülerimizin şekillendiği alanlar kimlik inşamızda önemli öğelerdir. Başka bir ifadeyle, dijitalleşen dünyanın bireysel ve seküler insanları vakitlerini çoğunlukla sanal ortamlarda geçirmekte, bu mekanlar onların dünyayı anlama ve algılama biçimlerini belirlemektedir. Bu sanal mecralar ilmi düzeyden mahrum, kısa ve haz odakları duyguları merkeze alan ve bilimselliği putlaştıran bir neslin “sosyalleştiği” en uğrak alanlarının başında gelir. Kendi istek ve arzularına odaklanan, “dış dünyada” yaşanan olay ve olgulara duyarsız ve kişisel çıkarı dışında herhangi bir işe vakit ayıramayacak kadar yoğun olduğunu iddia eden bu insanlar, vakitlerinin büyük bir çoğunluğunu (Türkiye'de ortalama bir kullanıcı, haftalık 25 saat 4 dakika-günlük yaklaşık 3,5 saat-sosyal medyada zaman geçiriyor. Bu dünya ortalamasının da üzerinde bir rakam) sosyal medya platformlarında harcamaktadırlar.

Yazının devamı>>>

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir