Danıştay: "Zorunlu din dersi hukuka aykırı"

Danıştay: "Zorunlu din dersi hukuka aykırı"

Danıştay, ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin zorunlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu kararı verdi.

Danıştay 8. Dairesi, Anayasa'nın din derslerinin zorunlu olduğuna ilişkin açık hükmüne rağmen, "İlk ve ortaöğretim kurumlarında verilen Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi, bu içeriği ile zorunlu tutulması hukuka aykırıdır" kararı verdi.

Bir velinin, ilköğretim okulu 4. sınıf öğrencisi olan çocuğunun, zorunlu Din dersi eğitiminden muaf tutulması yönündeki 12 Temmuz 2005 tarihli başvurusunun, cevap verilmeyerek reddine ilişkin İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü işleminin iptali talebiyle açtığı dava, İstanbul 5. İdare Mahkemesi tarafından kabul edilmişti. Yine İstanbul'da, bir başka velinin açtığı davayı ise, İstanbul 6. İdare Mahkemesi reddetmişti.

Farklı iki karar da, temyiz itirazı üzerine Danıştay 8. Dairesi'ne geldi. Daha önce de, başörtülü öğrencilerin eğitim hakkını kısıtlayan Danıştay 8. Dairesi, dün verdiği kararla, Anayasa'nın "Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin zorunlu olduğu"na ilişkin hükmünü delerek, "Bu içerikli Din dersi zorunlu değildir" içtihadında bulundu.

ANAYASA'YI BÖYLE DELDİLER
Danıştay 8. Dairesi'nin, iki davaya ilişkin kararlarının ortak gerekçesinde, şöyle denildi:

"Anayasa'nın 24. maddesinde, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretiminin zorunlu olduğunun belirtilmesi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen öğretimin adının Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi olmasına rağmen, içerik olarak Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretimi olarak kabul edilemeyeceği açık olduğundan ve din eğitiminin de ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlı olması karşısında, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin bu içeriği ile zorunlu tutulmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır."

Anayasa'daki Din dersinin zorunlu olduğuna ilişkin hükmü, bir anlamda yürürlükten kaldıran kararda şöyle denildi: "Devletin, eğitim ve öğretimle ilgili olarak üzerine düşen görevleri yerine getirirken, müfredatta yer alan bilgilerin nesnel ve çoğulcu bir şekilde aktarılmasına dikkat etmesi ve ebeveynlerin dini ve felsefi kanaatlerine saygı göstermesi gerekmektedir."

Başörtüsü yasağını savunurken, ne öğrencinin, ne de velilerin talep ve görüşlerini dikkate almayan Danıştay 8. Dairesi, din dersinin zorunluluğu ilkesini delmek için, Anayasa'daki bir başka hükme, "Din ve vicdan hürriyeti" hükmüne dayandı.

İnancı gibi yaşamak isteyen öğrencilerin dava dilekçelerindeki "Din ve vicdan hürriyeti" başlıklı Anayasa maddesine dayanan gerekçeleri şimdiye kadar hiç dikkate almayan Danıştay 8. Dairesi, şimdi din dersi görmek istemeyen velinin talebinde, "Din ve vicdan hürriyeti" başlıklı Anayasa maddesini gerekçe gösterdi.

HER VELİNİN İSTEĞİNE GÖRE AYRI KİTAP MI YAZILACAK
Gerekçede, davacının, ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen eğitimin kendi dini ve felsefi inançlarına uygun bir müfredatla verilmediğini ileri sürerek, çocuğunun Din dersinden muaf tutulması talebi karşısında, uyuşmazlığın Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin müfredatından kaynaklandığı sonucuna varıldığı, bu nedenle incelemenin, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin müfredatına ve bu müfredat çerçevesinde davacının talebinde haklılık bulunup bulunmadığına yönelik yapıldığı da ifade edildi.

Danıştay'ın bu gerekçesi, her velinin isteğine göre ayrı kitap yazılması fikrini gündeme getirdi.

Onbinlerce öğrencinin ve velisinin, başörtülü okuma talebine kulaklarını tıkayan Danıştay'ın, "Din dersi görmek istemiyoruz" diyen velilerin talebine ise hoşgörü ile yaklaşması dikkat çekti.

Kararda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, 9 Ekim 2007 tarihli Hasan ve Eylem Zengin kararına da yer verildi.

Gerekçede, AİHM'ce, söz konusu müfredatın incelenmesi sonucunda, "Türkiye'de hakim olan dinsel çeşitliliğin, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi derslerinde dikkate alınmadığı, özellikle Alevi inancına sahip topluluğun Türk nüfusundaki oranının çok büyük olmasına rağmen, öğrencilerin Alevi inancının itikat veya ibadet unsurları hakkında eğitim almadığı, 9. sınıfta bu inancın ortaya çıkışında en büyük etkisi olan iki şahsiyetin yaşam felsefesinin öğretilmesinin, bu öğretimdeki eksiklikleri gidermekte yetersiz kaldığı" değerlendirmesi yapıldığı hatırlatıldı.

Başörtü ve katsayı adaletsizliği ile ilgili kararlarında çoğulculuğu gözardı edip, tek tip vatandaş yetiştirilmesi doğrultusunda kararlar alan Danıştay'ın kararında, "Bu bağlamda, Mahkeme'nin demokratik bir toplumun eğitimde çoğulculuğu benimsemesinin, öğrencilerin dini konular hakkında düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü çerçevesinde eleştirel bir bakış oluşturmalarını sağlayabileceği kanaatinde olduğu ifade edilmiştir" denildi.

AİHM kararında özetle, "Türkiye'de ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretiminin rehber ilkelerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı bir yönünün olmadığı; ancak eğitim sisteminde, din dersleriyle ilgili tarafsızlık ve çoğulculuk koşullarının yerine getirilmemesi ve ebeveynlerin inançlarına saygı gösterilmesini sağlayacak uygun bir yöntem sunulmaması nedenleriyle, sistemin yetersiz olmasından ötürü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlal edildiği"nin belirtildiği kaydedildi.

BAŞÖRTÜDE 'CEBERRUTLUK', DİN DERSİNDE 'EBEVEYNLERİN DİNİ VE FELSEFİ KANAATLERİNE SAYGI'
Gerekçede, şöyle denildi:

"Devletin; eğitim ve öğretimle ilgili olarak üzerine düşen görevleri yerine getirirken, müfredatta yer alan bilgilerin nesnel ve çoğulcu bir şekilde aktarılmasına dikkat etmesi ve ebeveynlerin dini ve felsefi kanaatlerine saygı göstermesi gerekmektedir. Anayasa'nın 24. maddesine göre, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretiminin ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında olduğu kuşkusuzdur. Ancak, bu öğretimin Anayasa'nın öngördüğü amaca uygun bir müfredatla verilmesi gerektiği, içeriğinin nesnel ve çoğulcu olması, kişinin dininin bir ayrım ve eşitsizlik unsuru olarak kullanılmaması ve devletin dinler karşısında tarafsız kalarak, bütün dinsel inançları eşdeğer görmesi gerekmektedir. Öğretimde uygulanan müfredatın belirli bir din anlayışını esas alması durumunda, bunun Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi olarak kabul edilemeyeceği ve din eğitimi halini alacağı açıktır. Bu durumda, Anayasa'nın 24. maddesinde, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretiminin zorunlu olduğunun belirtilmesi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen öğretimin adının Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi olmasına rağmen, içerik olarak Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretimi olarak kabul edilemeyeceği açık olduğundan ve din eğitiminin de ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlı olması karşısında, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin bu içeriği ile zorunlu tutulmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır."

Vakit

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir