Cuntacılar, Alman İşgalcilerden Daha Kötüydü

Cuntacılar, Alman İşgalcilerden Daha Kötüydü

Yunanistan'ın dünyaca ünlü müzisyeni Mikis Theodorakis, Albaylar Cuntası döneminde yaşanan insan hakları ihlâlleri, işkence ve korkunun Alman işgali döneminde bile yaşanmadığını söyledi.

Yunan sanatçı Mikis Theodorakis (85), 1967 yılında darbeyle ülke yönetimine el koyan Albaylar Cuntası'nın 7 yıl boyunca yaptığı insan hakları ihlâlleri, işkence ve barbarlıkların Alman işgali döneminde (1941-1944) bile yaşanmadığını kaydetti. Devlet televizyonu NET'e konuşan Theodorakis, Yunanistan'a 7 yıl boyunca kan kusturan Albaylar Cuntası'na ağır eleştirilerde bulundu. Ekonomik krize ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Mikis Theodorakis, Almanya'ya yüklendi. Yunan sanatçı, Türkiye ve Yunanistan arasındaki silah rekabetini körükledikleri gerekçesiyle Amerika, Almanya, Fransa ve İngiltere'ye de eleştirilerde bulundu. Yunanistan'da müziği ve siyasi duruşuyla cunta karşıtı direniş hareketinin sembol isimlerinden Theodorakis, cunta döneminde yaşananları "Alman işgalinden bile daha kötüydü" şeklinde tanımladı. 43 yıl önceki Albaylar Cuntası'na giden süreci anlatan Theodorakis, cuntanın ülkede kaos olduğu tezini güçlendirmek için jandarma, özel kuvvetler ve paramiliter güçler marifetiyle eylem ve cinayetler yaparak darbeye zemin hazırladığını söyledi. Halkı sindirmek için sert tedbirler uygulandığını kaydeden Theodorakis şöyle konuştu: "Yunan halkında bir korku vardı. Halkın cunta tarafından sınamadan geçirildiği bu korku, hiçbir dönemde yaşanmadı. Alman işgali döneminde bile yaşanmadı. Yunan iç savaşı (1944-49) döneminde de yaşanmadı." Cunta döneminde yapılan manevi ve maddi baskı ile işkenceleri anlatmakta zorlanan ünlü sanatçı Theodorakis konuşmasını şöyle sürdürdü: "Cunta dönemindeki korku inanılmaz bir şeydi. Alman işgalinde benim ruhuma sınırlama getirilmiyordu. Ama kendi insanım olan Yunanlar (cunta), hem ruhuma hem de vücuduma dokunuyordu. 5 kişilik cunta bunu nasıl başardı inanmak mümkün değil."

AYDIN VE SİYASETÇİLER DARBE ÖNCESİ PASİF KALDI

Darbe öncesi farklı kesimler tarafından diktatörlüğün gelmeyeceği ileri sürülerek, halka yalan söylendiğinin altını çizen Theodorakis, kendisinin ise darbenin ayak seslerini hissettiğini ifade etti: "Hiç kimse 1967-1968 yıllarında yapılan şiddet ve vandalizmin geleceğini hayal bile etmiyordu. Cuntanın geleceğini ben biliyordum. Bekliyordum. Çevreme 'Önlemlerimizi almalıyız' diyordum. Uyuyamayız. Halkı harekete geçirmeliyiz. Halkın öfkesini yansıtmalıyız."

"O dönem Lambrakis Gençlik Örgütü'nün başkanı sıfatıyla söylediklerimle insanları etkiliyordum" diyen Theodorakis'in, cuntanın ayak seslerini hissettiğinde 'atağa geçelim' çağrıları ise aydın ve siyasetçilerden destek görmemiş: "Cuntacı anlayışı dışlayalım dedim. Ancak önde gelen aydın ve siyasiler korkuyorlardı. Sağ kesim, 'Mikis'in dediği Cunta gelecek lafı, tamamen ütopyadır. Halkın sağa oy vermesini (Mayıs 1967 seçimlerinde) önlemek için korkutuyor.' Sanki ben bunları sağ gelmesin diye söylüyormuşum gibi lanse ettiriyorlardı." Darbeye karşı mücadeleye girişmeyen aydın ve siyasilere yönelik eleştirilerini sürdüren Theodorakis sözlerine şöyle devam etti: "Bütün bu gelişmeler karşısında parti başkanları, milletvekilleri vs. en önde, ilk hatta olmalıydılar.

Daha en başından, cunta gelmeden cuntaya hayır demeleri gerekiyordu. Herkesten önce Başbakan Konstantinos Karamanlis ve Yorgo Papandreu; halka 'Cuntayı engellemek için hepimiz öne çıkıyoruz. Cuntaya hayır' demeliydiler. Bunların hepsi neredeydiler?" Albaylar Cuntası'nın 21 Nisan gecesi 2-3 sularında 100 tankla savunma bakanlığı ve meclisi ele geçirerek darbe yaptığını anlatan Theodorakis, gece yarısı Sintagma Meydanı'na giderek deli gibi öne atıldığını ve birkaç gün içerisinde yazdığı bildirilerin evden eve dağıtılmasıyla ilk direniş hareketini örgütlediğini anlattı.

CUNTAYI 'HALKIN BİRLİĞİ' DEVİRİR

Darbenin ilk günlerinden itibaren diktatörlüğün düşmesi amacıyla sağ ve sol kesimle işbirliğine gitmekten kaçınmayan Theodorakis, 1968'de kendisine yöneltilen 'Cunta nasıl düşer?' sorusuna, 2 yoldan biri ile düşer cevabını vermiş: "Birincisi, temelde Yunan halkı ile direniş güçlerinin birlik olmasına bağlı. Direniş güçlerinin birliği halkın birliğini getirecek. Tarihsel anlamda sadece halkın birliği, cunta gibi bir gücü devirebilir. İkincisi, birlik olunamazsa ikinci yöntem ise 'yumuşak yol'. 'Yumuşak yol', sistemin içinden gelecek. Evet sistemi diktatörler kurdu ama hapiste olmayanlar ile yurtdışında yaşayanların kuracakları hükümet ile cuntaya karşı güç olunabilecekti."

Yurtdışında kurulduktan sonra Girit'e davet edilmesi plânlanan hükümetin başbakanlığına ise Andreas Papandreu'nun (Yorgo Papandreu'nun babası) getirilmesi düşünülmüş. Theodorakis'in de desteklediği bu çözümü Andreas Papandreu, "Komünistlerle birlik olmak istemediği gerekçesiyle kabul etmemiş."

Cunta döneminin 4 yılını Yunanistan'da, 3 yılını ise dışarıda geçirdiğini anlatan Theodorakis, "Ama ülkem hep kalbimdeydi" şeklinde konuştu.

O dönemde yaptıklarının Yunan halkı tarafından alkışladığını kaydeden Theodorakis, "Halk beni kendileri içi mücadele eden bir politikacı olarak görüyordu" dedi.

Theodorakis, cuntanın devrilmesi için Konstantinos Karamanlis seçeneğini de ilk teklif eden kişi olduğunu söyledi. Solcu arkadaşlarının bu yaklaşımı nedeniyle kendisine 'deli misin?' dediklerini anlatan Theodorakis, "Cunta gitsin de isterse gelen sağcı olsun" dediğini anlattı. Theodorakis'in Karamanlis tercihine Amerika da destek vermiş.

ÜNLÜ YUNAN MÜZISYEN THEODORAKIS: TÜRKİYE VE YUNANİSTAN'A SİLAH SATIYORLAR

Yunanistan'ı iflâsın eşiğine getiren ekonomik krize ilişkin düşüncelerini de açıklayan Mikis Theodorakis, krizin nedenleri arasında Türkiye ile Yunanistan'a silah satan devletleri gösterdi. Almanya'ya yüklenen Theodorakis'in düşüncesi şöyle: "Yunanistan hakkında konuşmaması gereken tek ülke varsa o da Almanya'dır. Almanlar 1 milyon insan öldürdüler. Bu halka Amerika ile birlikte bir sent ödeme bile yapmadılar. Ekonomik krize onlar sebep oldu." Amerika, Almanya, İngiltere ve Fransa'nın silah satmak için Türkiye ile Yunanistan arasında rekabet çıkardıklarını anlatan Mikis Theodorakis, "Amerika, Almanya, İngiltere ve Fransa, yüzde 30 oranında silah satışından geçiniyorlar" şeklinde konuştu. Ünlü müzisyen, "Bugünkü ekonomik durumu kendimiz halledeceğiz. Kendimiz sorunlarımızı çözeriz" iddiasında da bulundu.

THEODORAKİS KİMDİR

29 Temmuz 1925'te Yunanistan'ın Hios Sakız adasında, Giritli bir baba ve İzmir-Urlalı bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. Küçük yaşlarda müzikle ilgilenmeye başlayan Theodorakis, dünyada müzisyen kimliğiyle tanındı. Alman işgali ve Yunan iç savaşı döneminde siyasi kimliğiyle öne çıktı. Bu nedenle hapse girdi, işkenceler gördü, sürgüne gönderildi. Birkaç defa ölümden döndü. Albaylar Cuntası'na karşı başlatılan direniş hareketiyle sembolleşen Theodorakis'in müziklerinin çalınması ve dinlenmesi, Cunta'nın 13 nolu kararnamesiyle yasaklandı. Yurtdışında verdiği bini aşkın konserle cunta rejimini dünyaya şikayet etti. 1970 yılında yurtdışına çıkan Theodorakis, 24 Temmuz 1974 tarihinde askeri rejimin yıkılmasından bir gün sonra binlerce kişi tarafından kahramanlara lâyık bir şekilde karşılandı. Milletvekilliğinin yanı sıra 2 yıl da bakanlık yaptı. Uluslararası ödüller alan sanatçı, içte ve dışta insan hakları projelerine destek verdi. Theodorakis, 1988 yılında Davos'ta Andreas Papandreu ve Turgut Özal'ın liderliğinde yapılan zirvede yer aldı.

VAKİT

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir