Camilerin azaltılması ve Ezher'in kaldırılması önerisi Mısır'da tepki çekti

Camilerin azaltılması ve Ezher'in kaldırılması önerisi Mısır'da tepki çekti

Mısırlı gazeteci Abdulfettah Bedevi'nin camilerin azaltılması, Ezher eğitiminin kaldırılması ve anayasanın laikleştirilmesi gibi öneriler içeren cumhurbaşkanlığı programı tartışma yarattı. Bazı yorumcular, bu tür aşırı laik çıkışların Sisi yönetimini tek kabul edilebilir seçenek gibi göstermek amacıyla kullanılabileceğini savunuyor. Ancak programın iktidar tarafından yönlendirildiğine ilişkin somut kanıt bulunmuyor.

Mısırlı gazeteci Abdulfettah Bedevi'nin 40 maddeden oluşan cumhurbaşkanlığı seçim programı, İslam diniyle ilgili kurumları ve uygulamaları hedef aldığı gerekçesiyle tartışma yarattı. Programda yer alan 26 maddenin dinî alanı ilgilendiren tartışmalı düzenlemeler içerdiği belirtilirken, bazı Mısırlılar bu girişimin 2030'da yapılması muhtemel cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde toplumu askerî yönetim dışındaki alternatiflerden uzaklaştırmak amacıyla gündeme getirilmiş olabileceğini savunuyor.

İngiltere'nin başkenti Londra merkezli Arabi21'in haberine göre, kendisini Mısır, Libya ve Sudan meseleleri uzmanı olarak tanıtan gazeteci Abdulfettah Bedevi, ülkede laik bir anayasa ve kapsamlı toplumsal değişiklikler öngören seçim programını kamuoyuna sundu.

Bedevi'nin sosyal medya paylaşımlarında İslam dini, şeriat, İslami semboller, başörtüsü, dinî eğitim ve toplumdaki dindarlık biçimlerine yönelik eleştirilerin öne çıktığı aktarıldı. Gazetecinin, devletin resmî bir dine sahip olmaması gerektiğini savunduğu ve laikliğin çözüm olduğunu ileri sürdüğü belirtildi.

Program, sosyal medyada çok sayıda Mısırlının tepkisini çekti. Tartışmaların odağında, söz konusu girişimin bireysel bir siyasi çıkış mı olduğu, yoksa Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi yönetiminin muhtemel siyasi rakiplerini itibarsızlaştırmaya yönelik daha geniş bir sürecin parçası mı olduğu sorusu yer aldı.

Programda camilerin azaltılması ve Ezher eğitiminin kaldırılması öneriliyor

Bedevi'nin 40 maddelik programında öne çıkan öneriler şöyle sıralanıyor:

  • Dinî eğitimin kaldırılması: Ezher eğitim sisteminin sona erdirilmesi ve kurumların uluslararası ya da Amerikan müfredatlarını esas alan sivil okullara dönüştürülmesi.

  • Camilerin sayısının azaltılması: Her köy veya mahallede en az 1.000 metrekare büyüklüğünde tek bir cami bırakılması, diğer camilerin sağlık merkezlerine ve meslek edindirme kurumlarına dönüştürülmesi; dış mekân hoparlörlerinden ezan okunmasının yasaklanması.

  • Dinî kurumların bütçelerinin düşürülmesi: Dinî kurumların etkisinin ve bütçelerinin aşamalı olarak azaltılması, bütçelerinin sıfırlanması.

  • Anayasanın değiştirilmesi: Anayasa'nın İslam'ı devlet dini, Arapçayı resmî dil ve İslam şeriatının ilkelerini temel yasama kaynağı olarak tanımlayan ikinci maddesinin değiştirilmesi.

  • Din temelli partilerin kapatılması: Başta Nur Partisi olmak üzere dinî temellere dayanan siyasi partilerin kapatılması.

  • Aile ve toplumsal yaşama ilişkin düzenlemeler: Çok eşliliğin kaldırılması, üçüncü çocuktan itibaren vergi uygulanması, erkek çocukların sünnet edilmesinin suç sayılması ve kürtaj özgürlüğünün tanınması.

  • Din ve kamusal alan: Kamusal alanlarda yüz örtüsünün yasaklanması, dinî sembollerin ve uygulamaların kamusal alanlardan ve eğitim müfredatından çıkarılması.

  • Kadın hakları ve aile hukuku: Kadınlarla erkeklerin miras ve genel haklar bakımından eşitlenmesi, erkeklerin kadınlar üzerindeki velayet yetkisinin kaldırılması ve evlat edinme hakkının tanınması.

  • Din ve devlet ilişkisi: Dinî yeminlerin yargısal ve anayasal işlemlerde tanınmaması, devletin dinî faaliyetlere kamu kaynağı aktarmaması ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınması.

Programda ayrıca çocuklara 18 yaşından önce dinî eğitim verilmemesi, dinî yorumların aile hukukundaki etkisinin kaldırılması ve eğitim kurumlarında kadınlarla erkeklerin bir arada bulunmasına izin verilmesi gibi öneriler de yer alıyor.

Mısırlı gazeteciden sert tepki: “Program yalnızca İslam'la mücadeleye dayanıyor”

Gazeteci Seyyid el-Caferi, Bedevi'nin programını eleştirerek bunun Mısır'daki laik çevrelerin İslam'a karşı yaklaşımını yansıttığını savundu.

El-Caferi, programın Mısırlı seçmenleri diğer adaylara yöneltebilecek kadar tepki çekici olduğunu ileri sürdü.

Siyasi araştırmacı İzzet en-Nemr ise Arabi21'e yaptığı değerlendirmede, Bedevi'nin kamuoyunda tanınan, güçlü bir siyasi veya dinî düşünce çizgisiyle öne çıkan bir isim olmadığını belirtti. En-Nemr, programın gerçekçi olmaktan uzak olduğunu ve daha çok sosyal medyada tanınırlık kazanma amacı taşıyabileceğini savundu.

En-Nemr'e göre Mısır'ın mevcut siyasi koşullarında cumhurbaşkanlığına adaylık iddiası iki şekilde değerlendirilebilir: Ya kişisel tanınırlık kazanma girişimidir ya da etkili bir siyasi figürün ciddi çıkışıdır. İkinci durumda, ülke içinde faaliyet gösteren bir muhalifin hapis ve itibarsızlaştırma kampanyalarıyla karşı karşıya kalabileceğini ileri sürdü.

Araştırmacı, Bedevi'nin programının doğrudan Sisi yönetimi tarafından yönlendirildiği iddiasını doğrulayacak somut kanıt bulunmadığını da belirterek, bu çıkışın öncelikle kişisel bir girişim olabileceğini savundu.

“Aşırı laik model, askerî yönetimi tek seçenek gibi göstermek için mi kullanılıyor?”

Haberdeki temel tartışmalardan biri, Bedevi'nin programının Sisi yönetiminin siyasi konumunu güçlendirmek için kullanılıp kullanılmayacağı.

En-Nemr, Sisi yönetiminin 2013'ten bu yana İslamcı siyasi hareketleri, özellikle Müslüman Kardeşler'i, siyasi söylemin merkezinde bir tehdit olarak sunduğunu savundu. Ona göre aşırı laik bir programın gündeme gelmesi, kamuoyunda askerî yönetimin karşısındaki seçeneklerin ya aşırı dinci ya da aşırı laik olduğu algısını güçlendirebilir.

Araştırmacı, bu durumun Sisi yönetimini toplumun kabul edebileceği tek seçenek gibi gösterme amacı taşıyabileceğini öne sürdü. Bununla birlikte, Bedevi'nin programının iktidar tarafından hazırlandığı veya desteklendiği yönünde doğrulanmış bir kanıt sunulmadı.

Haberde ayrıca Mısır'daki siyasi sistemin alternatif siyasi aktörlerin ortaya çıkmasını zorlaştırdığı değerlendirmesine yer verildi.

Sisi yönetiminin siyasi geleceği tartışılıyor

Haberde görüşlerine yer verilen bazı Mısırlılar, Sisi'nin 2030'da sona ermesi beklenen üçüncü cumhurbaşkanlığı döneminin ardından iktidarı kolaylıkla bırakmayacağını düşünüyor.

Bu kişiler, 2018 seçimleri öncesinde eski askerî yetkililer Sami Annan ve Ahmed Şefik'in, 2024 seçimleri öncesinde ise Ahmed Tantavi'nin siyasi süreçte karşılaştığı engelleri örnek gösteriyor. Ayrıca önceki seçimlerde iktidar karşısında etkili bir alternatif oluşturamadığı düşünülen adayların yarışa katılması da eleştiriliyor.

Bu nedenle bazı yorumcular, Bedevi gibi aşırı laik bir ismin olası bir seçimde iktidar tarafından kontrollü bir rakip olarak kullanılmasının zorunlu ya da muhtemel olmadığını savunuyor.

Öte yandan, Mısırlı siyasetçilerden Muhammed Mahmud Refat, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada ülkede dine karşı bir kampanya yürütüldüğünü ileri sürdü. Refat, Ezher üzerindeki baskılara ve camilerin elektrik, personel, bakım ve donanım ihtiyaçlarının karşılanmasındaki sorunlara dikkat çekti.

Bu iddialar, ülkede dinî kurumların kamusal rolü ve devletin din politikası üzerine devam eden siyasi tartışmaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir