1. HABERLER

  2. HABER

  3. MAVİ MARMARA

  4. Bülent Yıldırım: Mavi Marmara bir dönüm noktasıydı
Bülent Yıldırım: Mavi Marmara bir dönüm noktasıydı

Bülent Yıldırım: Mavi Marmara bir dönüm noktasıydı

İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı Başkanı Yıldırım, Mavi Marmara olayı ile birlikte bütün dünya kamuoyunda ciddi bir özgürlük rüzgarı estiğini, İsrail'in büyüklüğünün bir anda tükendiğini belirtti.

30 Mayıs 2021 Pazar 11:34A+A-

Gazze'ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine, uluslararası sularda İsrail askerlerince yapılan saldırının üzerinden 11 yıl geçti.

İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, AA muhabirine, kendisinin de içinde yer aldığı Mavi Marmara gemisinde, farklı dil ve dinden birçok ülkeden insanların bulunduğunu, 31 Mayıs 2010 günü uluslararası sulardayken İsrail'in kendilerine saldırdığını hatırlattı.

Gemide bulunan gazeteciler ve aktivistler aracılığıyla Gazze'de yaşanan mağduriyeti dünyaya gösterdiklerini dile getiren Yıldırım, "İsrail, bundan ciddi manada ürktü. Çünkü Mavi Marmara'ya kadar mağdur olan Filistinlileri katil, kendilerini ise masum olarak gösteriyorlardı." diye konuştu.

Mavi Marmara gönüllülerinin dünyada farklı eylemler düzenlediklerini belirten Yıldırım, bu olayın aktivistler aracılığıyla Avrupa'dan Endonezya'ya kadar birçok ülkede anlatıldığını kaydetti.

Mavi Marmara'ya yönelik sert müdahalenin uzun yıllar akıllarda kaldığına işaret eden Yıldırım, şöyle devam etti:

"Sonuçta aktivistlerin bulunduğu bir gemi. Geminin pervanesine müdahale edilerek etkisiz hale getirilebilirdi ya da etrafı gemilerle sarılabilirdi. Biz asla şiddet kullanmayacaktık, bunu ilan etmiştik. İsrail bu gemiye saldırırken aslında diyordu ki, 'Doğu Akdeniz bizimdir, uluslararası sular değil' Çünkü mesele Doğu Akdeniz'deki doğalgazdı."

"Bu bir dönüm noktasıydı"

İHH Başkanı Bülent Yıldırım, gemiye saldırıldığında yaşananları da şöyle anlattı:

"Ellerindeki güçlü silahlarla masum sivilleri taramaya başladıklarında birkaçının elinden silahını alabildik. Silahları aldık ama biz o insanlara yine de zarar vermeyecektik. 'Bu insanları ölsek de öldürmeyeceğiz çünkü dünyaya İsrail'in katil olduğunu göstereceğiz, zaferi böyle kazanacağız' dedim. Bütün dünya kamuoyunda ciddi bir özgürlük rüzgarı esti. İsrail'in büyüklüğü bir anda tükendi. İsrail askerlerinin aktivistler tarafından etkisiz hale getirilme fotoğrafları Filistin'de bol bol yayınlandı. Filistinli gençler, 'evet İsrail askerleri etkisiz hale getirilebilir, Mavi Marmara'da bile bu kadar deniz altı, savaş gemisi, bu kadar helikopter varken, yukarıdan aşağıya otomatik silahlarla iniliyor ama silahsız insanlar bunları etkisiz hale getirebiliyor' dediler ve Kudüs'ü kurtarmak için Filistinli gençler 48 bölgeden yürüyüşe geçtiler. Kudüs'ten, Batı Şeria'dan yürüyüşe geçtiler. Çünkü ilk defa İsrail askerlerinin bu görüntüleri çıkmıştı, bu bir dönüm noktasıydı."

"Onlar yıksa da biz yapacağız"

Ramazan ayında İsrailli askerlerinin, Mescid-i Aksa'da namaz kılan Filistinlilere saldırmasına da değinen Yıldırım, bu olaylarla Filistinlilerin ibadet özgürlüğünün de çiğnendiğini söyledi.

Mescid-i Aksa'ya bilinçli saldırıldığına dikkati çeken Yıldırım, "Dünyada ibadet özgürlüğü biliniyor. BM'nin Doğu Kudüs'le ilgili birçok kararı var ama buna rağmen saldırdılar. Fakat bu kez farklı bir şey oldu, iç savaşa girdiler aslında. Filistin'in 48 bölgesi harekete geçti." dedi.

Yıldırım, İsrail için ibadet ve yaşam özgürlüğü gibi hakların hiçbir öneminin olmadığını vurguladı.

İHH Başkanı Bülent Yıldırım, İsrail'in son saldırılarının ardından Gazze'de oluşan hasara işaret ederek, "Gazze'ye yardım etmemiz lazım. 250 milyon dolar civarında bir yıkım var. Onlar yıksa da biz yapacağız. Okul yapacağız, ev yapacağız, camileri onaracağız." diye konuştu.

Dünyada bilerek antisemitizm hareketlerinin arttırıldığını belirten Yıldırım, böylece Yahudilerin Filistin'e göçünün hızlandırılmasının hedeflendiğini anlattı.

Yıldırım, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Netanyahu ve fanatik gruplar, işgalci İsrail'in nüfusunun yetersiz olduğunu biliyorlardı. Buna karşın Filistinlilerin nüfusu da doğum oranına bağlı olarak artıyor. 'Bakın dünyada Yahudi karşıtlığı var, İsrail güvenli bir yer' denilerek dışarıdan Yahudi nüfusunu kendi topraklarına çekmeye çalışıyorlar. Ancak Filistinliler, bu son yaşanan olaylar, çocuk ölümleri ve kadın haklarına yapılan saldırılarla İsrail'in barbar olduğunu dünyaya duyurdu. Netanyahu'nun yapmış olduğu Yahudi düşmanlığını besleme projesinden, Yahudilerin kendisini kurtarması gerekiyor."

 

 

HABERE YORUM KAT

1 Yorum