HAKSÖZ HABER
Daha önce Çin’in davetiyle ülkeye giderek orada Çin propagandası yapan Taha Hüseyin Karagöz, bu noktada kendisini eleştiren herkesi hedef gösteren saldırgan bir tutum sergiliyor.
Yakın zamanda da bir çikolata markasıyla ilgili reklam ve pr çalışması yapan Karagöz, yine eleştirilere muhatap olunca bu sefer işi muhbirlik yapmaya, ihbar etmeye, savcılık ve polisi harekete geçirmeye kadar vardırdı.
Karagöz, Daily İslamist sayfasının Suriye’de Esed rejimine karşı savaşan ve devrim sürecinde rol alan bir mücahitle ilgili paylaşımını terörle ilişkilendirerek ihbar ve itham etti. Bu ihbar ve ithamın hemen ardından Daily İslamist’in editörü Numan Aydın gece yarısı baskınıyla gözaltına alındı.
Doğu Türkistan'daki Çin Zülmünü Görmeyen Karagöz!
Hatırlanacağı üzere çok kısa bir süre önce Çin’in davetiyle Şangay’a giden bu zat, Doğu Türkistan’daki zulmü görmezden gelerek, çoğunlukla Maocu ve Sol-Kemalist yazar-çizer takımının hevesle yaptığı gibi Çin güzellemesi yapmıştı.
Eleştiriler karşısında ise pişkince kendisini savunan mezkûr zat, “Doğu Türkistan'daki soydaşlarına Devlet Bey'e ülkücülük dersi vererek sahip çıkamazsın. Devlet aklı işliyordur, tamam mı? Sayın Cumhurbaşkanının Çin'i ziyaret ettiği süreçte kusura bakmayın da sizin ağzınızla konuşamam yani.” şeklinde paylaşımda bulunmuştu.
Hem devleti hem Devlet Beyi arkasına alan böylesi zeki, çalışkan ve sadık (!) birine kim ne söyleyebilir ki zaten? Karşınızda salt bir gazeteci değil, devleti ve Devlet Beyi temsil eden derin biri olduğunu unutarak konuşmanın bedeli elbette ki savcının, polisin hışmına uğramayı beraberinde getiriyor.
Fakat diğer taraftan yaşanan süreç kamuoyunda hemen ciddi bir itibarı olmayan, tutarsız ve menfaat odaklı söylem ve ilişki biçimleriyle maruf birini aşan büyük bir sorun olduğu da ortadadır.
Nasıl oluyor da savcılık böylesi bir muhbirin hedef göstermesiyle emniyete gözaltı müzekkeresi gönderip gece yarısı üstelik uyduruk bir ithamla birisini gözaltına aldırabiliyor?
Eskiden olduğu gibi bazı hatırlı(!) gazeteciler yargı ve emniyete ricada bulunup sükse yapabiliyor, göz korkutabiliyor mu hala? Esed Rejimi-Rusya ve İran orduları tarafından 14 yıl boyunca Suriye’de girişilen yıkım ve katliamlara karşı direnen mücahitleri kim, neden ve hangi hakla terör listesine alabiliyor?
Türkiye’nin ağır bedeller de ödeyerek İdlib etrafında konuşlandırdığı askeri üsler Heyet-ü Tahrir-i Şam başta olmak üzere İslami direniş gruplarıyla dayanışmasının bir sonucu değil miydi? İslami direniş grupları Türkiye için değil Esed Rejimi-Rusya ve İran bloğu için bir tehditti. Işid ve PKK-PYD ile de savaşan İslami direniş hareketleriydi.
Peki, sırtını devlete ve Devlet Beye yasladığı yönünde ima ve imajlarla sağa sola tehditler yağdıran Taha Hüseyin Karagöz ne demeye Suriye’deki mücahitleri terörle yaftalamaya kalkışıyor?
Peki, Ahmet el Şara da Terörist mi?
Beyefendiye sorarsanız terör listesine bakıp yazıyormuş bütün bunları. Madem öyle Ahmet el Şara’dan başlamak üzere o listeye daha pek çok ismi de iliştiriverseydi bari!
İşte temel sorun yüksek ihtirasla lakin çarpık mantık ve karakterle hareket edenlerin içine düştüğü tutarsızlık bataklığı da bundan kaynaklanmaktadır.
Hemen her dönem kamuoyunun karşısına dikilen böylesi muteber ve hatırlı gazeteciler görülmüştür. Lakin asıl ve asli sorun bu gibi dönemsel aktörler üzerinden kamuoyunu terbiyeye girişmek, yargı ve emniyetin hukuku, kanunu bir kenara bırakıp farklı sesleri bastırmaya, muhalif görüşleri sindirmeye heveslenmesidir.
İş öylesi absürt ve trajikomik bir noktaya geliyor ki Türkiye-Suriye arasında stratejik ittifakların kurulduğu bir vasatta dahi Esed rejimin yıkan, Rusya ve İran ordularını söküp atan, PKK-PYD’nin tehditlerini bertaraf eden İslami direniş grupları, mücahitleri “terör listesi” masalıyla, “terörü örgütünü övme” saçmalığıyla bir suç unsuruna dönüştürülüyor.
Bu yargı ve emniyet mantığında, bürokrasinin bu çarpık işleyişindeki sakatlık ülkeye ve halka yapılabilecek en büyük kötülüğe işaretlemektedir esasen. Dönemsel olarak öne çık(arıl)an trolleri bir kenara bırakalım, önce bu tutarsızlıkla mücadele edelim.
