94 yaşındaki insan hakları avukatı Margaret Owen, Filistin Eylemi'ne (Palestine Action) destek verdiği gerekçesiyle Britanya İşçi Partisi konferansı önünde düzenlenen protestoda gözaltına alındı. Owen, Gazze'deki gelişmelere tepki gösterirken Filistin Eylemi'ne yönelik yasağın kaldırılması çağrısında bulundu.
Owen, aylardır üzerinde “Soykırıma karşıyım. Filistin Eylemi'ni destekliyorum” yazılı pankartlarla düzenlenen sessiz nöbetlere katıldığını belirtti. 27 Eylül'de Liverpool'da düzenlenen İşçi Partisi konferansı önündeki protestoda ise diğer göstericilerle birlikte gözaltına alındı.
Owen, aralarında yaşlı ve engelli kişilerin de bulunduğu yaklaşık 200 kişinin sessiz şekilde pankartlarıyla oturduğunu, polisin kalabalığı kuşatmasının ardından çok sayıda kişinin gözaltına alındığını söyledi.
Sırtındaki rahatsızlık nedeniyle polis aracına binmekte zorlandığını belirten Owen, kendisini gözaltına alan kadın polise, “Bu, polis teşkilatına katılma nedeniniz olmasa gerek” dediğini aktardı. Owen, polis memurunun daha sonra tavrının değiştiğini ifade etti.
“Defend Our Juries” adlı kampanya grubu, protesto sonrasında 16 saatten fazla süren operasyonlarda 150 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Merseyside Polisi ise 83 kişinin yasaklı bir örgütü destekleyen bir eşya taşımak, sergilemek veya bu yönde görüntü yayımlamak şüphesiyle gözaltına alındığını, 105 kişinin de mahkemeye çağrılmak üzere rapor edildiğini bildirdi.
Filistin Eylemi yasağı ve protestolar
Britanya hükümeti, Filistin Eylemi'ni Temmuz 2025'te yasaklı örgüt ilan etti. Bu kararın ardından örgüte destek vermek veya örgüt üyeliğiyle bağlantılı bazı eylemler suç kapsamına alındı.
Defend Our Juries, yasağın ardından yaklaşık 3 bin 850 kişinin gözaltına alındığını ve en az 2 bin 250 kişi hakkında yasaklı gruba destek ifade ettikleri iddiasıyla işlem yapıldığını belirtiyor.
Filistin Eylemi'nin kurucu ortağı Huda Ammori ise yasağın hukuka uygun olduğu yönündeki temyiz mahkemesi kararına karşı itirazını sürdürüyor. Dosyanın bu yıl Yüksek Mahkeme'de görülmesi bekleniyor.
İçişleri Bakanlığı ise yasağın Parlamento tarafından desteklenen, kanıta dayalı ve kapsamlı bir karar alma sürecinin ardından getirildiğini savunarak, Filistin davasını destekleyen yasal protestoların demokratik bir hak olmaya devam ettiğini belirtti.
Miliband: “Protesto hakkına inanıyorum”
Owen'ın gözaltına alındığı sırada Dışişleri Bakanı Ed Miliband, İşçi Partisi konferansında dış politika yaklaşımında bir “yenilenme” sözü verdi. Miliband, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetini, Gazze'deki savaş suçlarını ve Filistin'in işgalini kınayarak sözleri eylemlerle örtüştürme sözü verdi.
Miliband ayrıca Filistin halkının yaşadığı acılar nedeniyle öfkelenen milyonlarca kişiye seslenerek, “Sizi duyuyoruz, haklıydınız” ifadelerini kullandı.
Owen ise Miliband'ın açıklamalarını umut verici bulduğunu ancak Siyonist rejimin yerleşimlerine yönelik yaptırımların yeterli olmadığını savundu.
Miliband daha sonra yaptığı açıklamada “protesto hakkına inandığını” söylerken, Filistin Eylemi yasağıyla ilgili Yüksek Mahkeme'deki sürecin tamamlanmasını bekleyeceğini belirtti.
Miliband'ın ofisine gönderilen mektupta ise yaşlı göstericilerin yalnızca suçlu ilan edilmediği, hükümet tarafından terör suçları kapsamında yargılandığı savunuldu. Defend Our Juries kurucularından Tim Crosland, hükümetin yaşlı göstericilerin tutuklanmasının amaçlanmadığını kabul etmesinin önemli olduğunu söyledi.
Owen, Miliband'ın annesinin yakın arkadaşıydı
Owen'ın Miliband ailesiyle geçmişe dayanan bir bağı da bulunuyor. Eski insan hakları avukatı, Miliband'ın mayıs ayında hayatını kaybeden annesi Marion Kozak'ın yakın arkadaşıydı.
Polonya'da doğan ve Nazi işgaline tanıklık eden Kozak, Filistinlilerin haklarını savunan Yahudi gruplar içinde de faaliyet göstermişti.
Owen, Kozak'ın Miliband'ın İsrail-Filistin politikasındaki değişimini görseydi onu eleştireceğini düşündüğünü söyledi. Bununla birlikte Miliband'ın dış politikadaki değişimini “karanlık tünelde bir ışık” olarak nitelendirerek bu yaklaşımın desteklenmesi gerektiğini savundu.
Owen, 2010'da David ve Ed Miliband'ın İşçi Partisi liderliği için yarıştığı dönemde Jeremy Corbyn'e kimin parti lideri olması gerektiğini sorduğunu, Corbyn'in ise “Anneleri” yanıtını verdiğini aktardı.
Owen, annesi hayatta olsaydı kendisiyle birlikte İşçi Partisi konferansı önünde gözaltına alınma riskini göze alıp pankart taşıyacağını söyledi.

