Gazze Şeridi'nde yüz binlerce Filistinli, kendilerini yağmurdan ve soğuktan koruyacak bir barınaktan yoksun şekilde yeni bir kışa giriyor. Yıpranmış göç çadırları, dördüncü yılına giren zorunlu göç sürecinde Filistinlilerin sığınabildiği tek yer hâline gelirken, işgal rejiminin ihlalleri ve Filistinlilerin yaşayabileceği alanların giderek daraltılması devam ediyor.
Birleşmiş Milletler (BM), yayımladığı yeni uyarıda Gazze'deki zorunlu göçü "şiddetli ve kronik bir kâbus" olarak nitelendirerek Filistinlilerin giderek daha küçük alanlara sıkıştırılmasının zorunlu göç ve etnik temizlik endişelerini artırdığına dikkat çekti.
BM İşgal Altındaki Filistin Toprakları İnsan Hakları Ofisi Başkanı Ajith Sunghay, cuma günü yayımlanan raporunda Gazze'deki zorunlu göç krizinin hem şiddetli hem de kronik bir nitelik taşıdığını belirtti.
Sunghay, Filistinlilerin büyük bölümünün dördüncü zorunlu göç yılına ve dördüncü kış mevsimine girdiğini, yağmura dayanamayacak kadar dayanıksız çadırlarda yaşamak zorunda kaldıklarını ve buna rağmen bombardıman tehdidi altında hayatlarını sürdürdüklerini ifade etti.
Sunghay, yaşananların sona erdirilmesi çağrısında bulunarak, "Bu sonuncusu olsun" dedi.
Ateşkes ilan edilmeden önce evlerini terk etmek zorunda kalan Filistinlilerin, kaçtıkları bölgelere geri dönebileceklerine dair somut bir umutlarının bulunmadığını belirten Sunghay, söz konusu bölgelerin büyük bölümüne "Sarı Hat" dışında kaldıkları gerekçesiyle erişilemediğini, Gazze içerisinde yeni zorunlu göç dalgalarının da devam ettiğini kaydetti.
BM: Filistinliler giderek daha dar alanlara sıkıştırılıyor
BM İnsan Hakları Ofisi, işgal güçlerinin Filistinlileri giderek daha küçük bölgelere yönlendirmeyi sürdürdüğünü, bununla eş zamanlı olarak sivil altyapının tahrip edildiğini ve yerinden edilmiş kişilerin barındığı alanların hedef alındığını bildirdi.
Ofis, bu uygulamaların etnik temizlik sürecinin bir parçası olabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdi.
Raporda, İsrail'in askerî konuşlanma alanını Gazze Şeridi'nin yüzde 70'ine çıkarmayı hedeflediğini açıkladığına dikkat çekildi. Filistinlilerin kullanımına açık alanların daraltılmasının, özellikle Sarı Hat yakınlarında yeni zorunlu göç dalgalarını tetiklediği belirtildi.
11 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasında, işgal ordusunun konuşlandığı bölgelerle Filistinlilerin bulunduğu alanları birbirinden ayıran "Sarı Hat" uygulamasına yer verilmişti.
Anlaşmaya göre işgal güçlerinin bu hattın doğusunda, Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 53'ünde kalması öngörülüyordu. Ancak takip eden yıl içerisinde işgal rejiminin kontrol alanını genişlettiği ve işgal altındaki bölgenin yaklaşık yüzde 63'e ulaştığı bildirildi.
İşgal güçlerinin askerî konuşlanma alanı batıya doğru genişliyor
BM İnsan Hakları Ofisi, son iki hafta içerisinde işgal ordusunun askerî konuşlanma alanını batıya doğru genişlettiğini belgeledi.
Bu genişlemenin Gazze kentinin doğusundaki Şucaiyye Mahallesi ve kentin diğer bölgelerinin yanı sıra Bureyc Mülteci Kampı'nın doğusunu, Deyr el-Belah kentini ve Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Megazi Mülteci Kampı'nı kapsadığı belirtildi.
Gazze kentinin doğusundaki Şucaiyye Mahallesi'nde ise işgal güçlerinin yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı çadır kamplarını hedef alan en az iki saldırı gerçekleştirdiğine ilişkin raporların bulunduğu aktarıldı.
BM Ofisi ayrıca işgal güçlerinin bölgede ayakta kalan az sayıdaki binayı yıkmak amacıyla patlayıcı yüklü robotlar kullandığına ilişkin bilgileri paylaştı.
Yaşanan gelişmeler, Gazze'de yerinden edilmiş yüz binlerce Filistinlinin barınma, güvenlik ve temel yaşam koşullarından giderek daha fazla mahrum bırakıldığına işaret ediyor.

