HAKSÖZ HABER
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) bazı fonlara yönelik tasfiye kararlarının ardından, bu fonlarla bağlantılı ticari ilişkiler de gündeme geldi. Bu süreçte Kültür ve Turizm Bakan Yardımcılığı görevinden ayrılarak BTK Kurul Üyeliğine atanan Batuhan Mumcu ile eşi Neslihan Mumcu’nun adı da bazı şirket ve fonlara ilişkin iddialarda yer alıyor.
Tasfiye kapsamındaki Bulls Portföy’ün ortaklık yapısında Neslihan Mumcu’nun adının yer aldığı ve bazı fonlarda yüksek riskli işlemler gerçekleştirildiği öne sürüldü.
İddialar asında şunlar yer alıyor:
- Şirket Ortaklığı ve Tasfiye: SPK'nın riskli işlemler nedeniyle tasfiye ettiği Bulls Portföy’ün bağlı olduğu Bulls Yatırım Holding’in kurucu ve yöneticileri arasında Neslihan Mumcu’nun yer aldığı, sığ hisselerde vatandaşın birikimleriyle fahiş kaldıraçlı işlemler yapıldığı ileri sürülüyor.
- Zamanlama ve İçeriden Bilgi Şüphesi: Batuhan Mumcu'nun, fon krizinin patlak vermesinden hemen önce Bakan Yardımcılığı görevinden ayrılarak tam da internet ağını denetleyen BTK’ya atanması, "operasyonu önceden mi haber aldı?" sorusunu doğuruyor.
- Mal Varlıklarına Tedbir İddiası: Sürecin yargıya taşınmasıyla birlikte, fon yönetimindeki kilit isimlerle beraber Mumcu çiftinin de mal varlıklarına tedbir konulduğu iddiaları gündemdeki ağırlığını koruyor.
Ancak iddialardan daha çok dikkat çeken asıl gelişme, Mumcu ve eşi hakkında yayımlanan haberlere, “milli güvenlik ve kamu düzeni” gerekçesiyle getirilen erişim engelleri oldu.
Kamu adına denetim ve düzenleme yetkileri olan bir bürokratın, hakkındaki iddiaları aydınlatmak yerine denetim gücünü basına karşı bir sansür mekanizması olarak kullanması kabul edilebilir değildir.
Öte yandan Mumcu’nun geçmişteki çoklu görevleri, "birden fazla görevden maaş aldığı" iddiaları yeniden gündeme geldi. Bununla birlikte Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nden aldığı Siyaset Bilimi doktora derecesi ve tezi de akademik çevreler ve medya tarafından şaibeli bulunmuştu.
Sektörel bir geçmişi olmamasına rağmen Bakan Yardımcılığı koltuğundan alınmasının hemen ardından, BTK gibi önemli bir kurumun yönetimine atanması, liyakat ve hızlı yükseliş tartışmalarını yeniden tartışmaya açtı.
Sürecin herkes adına eşit işlemesi, devlet kurumlarına olan güvenin kırılmaması adına söz konusu iddiaların yargı önünde tam bir şeffaflıkla incelenmesi ve kamusal gücün kişisel kalkan olarak kullanılmasının önüne geçilmesi elzemdir.

