Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Erzincan'daki Ergenekon davasında 1 numaralı sanık olarak ismi iddianameye giren 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk'e sahip çıktı. Başbuğ, "Biz gerçekleri anlatıyoruz, gerçeğin arkasındayız, bu nedenle Saldıray Berk'in arkasındayız. Saldıray Berk'e karşı olan özel sorumluluklarımız var. Astlarımızın karşı karşıya kaldığı sorunlarla yakınen ilgilenmek mecburiyetindeyiz. TSK İç Hizmet Yasası'nda var bu görev, gerekirse aile sorunlarıyla bile ilgileniriz" dedi.
Erzincan iddianamesini eleştiren Başbuğ, "3. Ordu Komutanı'na yönelik suçlamalar, esas itibarıyla bir gizli tanığın ifadesine dayanmaktadır" diye konuştu. Soruşturmayla ilgili kendilerine bilgi verilmediğinden yakınan Başbuğ, "Bu olayın gelişme sürecinde, sorumluluklarımız kapsamında; çeşitli defalar, ilgili makamlarla yapılan görüşmelerde, bu konuya ilişkin bize intikal etmemiş, bilmediğimiz bazı bilgiler var ise bunların bizimle de paylaşılmasının uygun olacağı ifade edilmiştir. Bize bu kapsamda intikal eden bilgi olmamıştır" şeklinde konuştu.
Aynı Başbuğ, İrtica Eylem Planı'nın altında imzası bulunan Albay Dursun Çiçek ile ilgili askeri savcılık tarafından sürdürülen soruşturmaya kimsenin müdahale etmemesini istedi. Sık sık "Benim askeri savcım" diyen Başbuğ, askeri yargının emirle hareket ettiğini şu sözlerle itiraf etti: "Artık bu konuyla ilgili bize ve herkese düşen görev sorumlu hareket edilmesidir. Yargı sürecinin sonunu sabırla beklemektir. İnanıyoruz ki yargımız, gerek askeri yargımız, elbette gerçeği ortaya çıkaracaktır. Benim buna inancım tamdır."
Her fırsatta "Hukuk devleti ilkelerine sadığız" diyen Başbuğ'un, yargıya müdahale anlamına gelecek ifadeler kullanması manidar bulundu. Vakit'e konuşan emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, Saldıray Berk ile ilgili olarak savcılığın taleplerinin yerine getirilmemesinin suça ortak olma anlamına geldiğini söyledi. Başbuğ'un Saldıray Berk için sarfettiği "Gerekirse aile sorunlarıyla bile ilgileniriz" sözlerine sert tepki gösteren Tanrıverdi, "Keşke sayın Başbuğ, bu duyguları, yargılanmadan Silahlı Kuvvetler'den atılan YAŞ mağdurları için hissedebilseydi. Mağduriyet varsa korunur, ancak yargının talebine karşı korunuyorsa bu suça ortak olmak anlamına gelir" dedi.
Berk'in yargı kararına rağmen ifade vermeye gitmemesinin veya gönderilmemesinin kurumları çatışmaya sürükleyeceğine dikkat çeken Tanrıverdi, şöyle konuştu: "Başbuğ, hukukun işlemesi için yargının önünü açmalıdır. Yargıya direnmek, 28 Şubat zihniyetinin savunulduğu ve sahiplenildiği anlamına gelir. Milletimizi kamplara bölerek bir kısmını düşman ilan eden 28 Şubat zihniyetinden vazgeçilmelidir. Bu nedenle Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ndeki iç tehdit bölümü çıkarılmalıdır."
Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek ise Cumhuriyeti korumakla görevli savcıların sanık dediği ve bağımsız mahkemelerin yargılamaya başladığı bir işleme kimsenin müdahale edemeyeceğini söyledi. Başbuğ'un 'bize danışılmadı' şeklindeki sözlerinin askeri vesayetin tam resmi olduğunu belirten Petek, "Yasalarda Cumhuriyet savcısının bazı makamlara danışmak gibi bir görevi yok. Sayın Başbuğ'un açıklamaları yargıya müdahale ve siyaset yapmaktır. İç Hizmet Kanunu'nun 43. maddesi çok açık. Asker, siyasi açıklama yapamaz" dedi.
Bu tür açıklamaların yargı reformuna olan ihtiyacı bir kez daha gündeme getirdiğini vurgulayan Petek, şunları söyledi: "Sayın Başbuğ'un 'bize danışılmalıydı' tarzındaki açıklamaları askeri yargının ne kadar kuşatma altında olduğunu gösteriyor. Yargı reformunda bu durum göz önünde bulundurulmalı. Çift başlıklı yargıdan kurtulmanın ne kadar elzem olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır." (Vakit)