Barış Konseyi’nin silah ve yerleşim yatırımları çıkar çatışması tartışmalarını gündeme taşıdı

Barış Konseyi’nin silah ve yerleşim yatırımları çıkar çatışması tartışmalarını gündeme taşıdı

Barış Konseyiyle bağlantılı bazı isimlerin işgal rejiminin askeri sanayisi ve işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşimlerle ilişkili yatırımları, Gazze’nin geleceğine yönelik kararlarda çıkar çatışması ihtimalini gündeme getirdi.

Gazze, işgal rejiminin saldırılarının yol açtığı yıkımın etkileriyle mücadele ederken ve yeniden imar planları hayata geçirilemezken, ABD Başkanı Donald Trump tarafından kurulan “Barış Konseyi”nde yer alan bazı isimlerin yatırım ilişkileri çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı. İngiliz gazetesi The Telegraph ve Amerikan yayın kuruluşu CNN tarafından yayımlanan araştırmalar, konseyde yer alan bazı isimlerin işgal rejiminin askeri sanayisinde faaliyet gösteren şirketlerle ve işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşimlerle bağlantılı yatırımları bulunduğunu ortaya koydu.

Araştırmalar, güvenlik, yönetim ve Gazze’nin yeniden imarı gibi kritik başlıklarla ticari çıkarların kesiştiği geniş bir ilişki ağına işaret ediyor. Bu durum, siyasi sorumluluklarla özel yatırımlar arasındaki sınırların ne ölçüde korunduğu ve siyasi nüfuzun ticari kazançlar için kullanılmasını önleyecek güvencelerin bulunup bulunmadığı sorularını gündeme getiriyor.

Bununla birlikte araştırmalar, söz konusu yatırımların Barış Konseyi’nin kararlarını doğrudan etkilediğini veya konsey üyelerinin kişisel çıkar sağlamak amacıyla müdahalede bulunduğunu kanıtlamıyor. Ancak işgal rejiminin saldırılarıyla ağır yıkıma uğrayan Gazze’de iki milyondan fazla Filistinlinin geleceğine ilişkin kararlar alan bir yapının çevresindeki mali ilişkilerin daha yakından incelenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

İşgal rejiminin askeri sanayisine uzanan yatırım ağı

The Telegraph gazetesinin 10 Ekim’de yayımladığı araştırmada, Trump’ın damadı ve Gazze dosyasında rol alan isimlerden Jared Kushner’in kurduğu Affinity Partners yatırım fonunun ticari ilişkileri ele alındı.

Araştırmaya göre fon, işgal rejimi merkezli Phoenix Financial şirketinin yaklaşık yüzde 7,4’üne sahip. Borsada işlem gören ve düzenleyici denetime tabi olan finans kuruluşu, farklı finansal araçlara ve şirketlere dağılmış yaklaşık 220 milyar dolarlık varlık ve yatırımı yönetiyor.

Phoenix’in yatırım portföyünde işgal rejiminin askeri sanayisinde faaliyet gösteren şirketlerin de bulunması, Kushner’in fonunun bu kuruluşla ilişkisini Gazze’nin geleceğini şekillendiren isimlerin ekonomik çıkarları açısından tartışmalı hale getiriyor.

The Telegraph, Barış Konseyi üyelerinden beşinin, finansal kuruluşlar üzerinden, yapay zekâ destekli nişan alma sistemleri ve silah teknolojileri geliştiren işgal rejimi merkezli Smart Shooter şirketiyle yatırım bağlantıları bulunduğunu bildirdi. Şirketin, ABD ordusuyla 150 milyon dolara kadar ulaşan bir sözleşme yaptığı belirtildi.

Smart Shooter; silah nişangâhları, tüfek sistemleri, uzaktan kontrol edilebilen ateş platformları ve silahlı insansız hava araçlarıyla bağlantılı teknolojiler geliştiriyor. Araştırmalara göre şirketin teknolojileri, işgal rejiminin Gazze’deki askeri operasyonlarında da kullanıldı.

Ancak bu ilişkiler, Kushner’in Smart Shooter şirketine doğrudan sahip olduğu anlamına gelmiyor. Bağlantı, fonunun farklı sektörlerdeki şirketlere yatırım yapan Phoenix’teki hissesi üzerinden kuruluyor. Bu ilişki tek başına Kushner’in askeri sözleşmenin imzalanmasında veya yatırım kararlarında rol oynadığını da kanıtlamıyor.

Buna rağmen Kushner’in Gazze konusundaki diplomatik rolüyle söz konusu yatırımların dolaylı biçimde kesişmesi, özel ekonomik çıkarlarla siyasi sorumluluklar arasındaki ilişkinin sorgulanmasına neden oluyor.

İşgal rejiminin silah şirketlerine 456 milyon doları aşan yatırım

CNN’in 1 Ekim’de yayımladığı ayrı bir araştırmaya göre Phoenix Financial’ın en az dokuz işgal rejimi merkezli askeri şirketteki yatırımları, 30 Haziran 2026’ya kadar erişilebilen mali kayıtlar temel alındığında 456 milyon doları aştı.

CNN, yayımlanan verilerin kuruluşun bütün yatırım portföyünü kapsamadığını belirtti. Emeklilik hesaplarındaki bazı varlıklar ile yatırım fonları, tahviller ve diğer finansal araçlar üzerinden tutulan bazı hisseler bu kapsamın dışında kaldı.

Araştırmada yer alan şirketler arasında en büyük yatırım, yaklaşık 265,1 milyon dolarla işgal rejiminin önde gelen savunma sanayisi şirketlerinden Elbit Systems’a yapıldı. Elbit’i yaklaşık 68,3 milyon dolarla NextVision, 55,8 milyon dolarla Beit Shemesh Engines ve 40,2 milyon dolarla Reshef Technologies izledi.

Yatırımlar; insansız hava araçları, denizcilik ekipmanları, askeri donanımlar, işgal rejimine ait tanklarda kullanılan bazı aktarma organlarının parçaları ve Gazze’de kullanılan mühimmatlara yönelik elektronik bileşenler üreten şirketleri de kapsıyor. İşgal rejiminin donanmasına, Gazze açıklarındaki operasyonlarda kullanılan savaş gemilerini sağlayan gemi üreticileri de bu şirketler arasında bulunuyor.

CNN’e göre dokuz şirketin piyasa değeri, araştırmadan önceki yıl boyunca yükseldi. Bazı şirketler, Gazze savaşı nedeniyle ürünlerine yönelik talebin arttığını bildirdi.

Affinity Partners bu şirketlerde doğrudan hisse sahibi olmasa da Kushner’in fonu, Phoenix’in yatırımlarından elde ettiği kazançlardan dolaylı olarak yararlanabilir. Bu durum, yatırım fonlarıyla askeri sanayi arasındaki dolaylı mali bağlantıları gündeme getiriyor.

Affinity Partners, 2024 yılında Phoenix’in yüzde 4,95’lik hissesini 128,5 milyon dolar karşılığında satın aldı. Fonun payı daha sonra yüzde 7,4’e yükselerek onu kuruluşun en büyük hissedarı haline getirdi.

Araştırmaya göre fon, Temmuz 2026’da 340 milyon doları aşan değerde hisse sattı ve sattığı hisselerin alış maliyetinin beş katından fazla getiri elde etti.

Kushner daha önce Phoenix yatırımını işgal rejimi ekonomisinin gücüne yönelik bir yatırım olarak tanımlamıştı. Avukatı ise Kushner’in askeri şirketlerle bağlantılı hisselerin satın alınması, elde tutulması veya satılmasına ilişkin kararlara katılmadığını; Phoenix’te yöneticilik veya yönetim kurulu üyeliği yapmadığını belirtti.

CNN’in aktardığı önceki açıklamalarında Kushner, Phoenix yönetimiyle düzenli iletişim kurduğunu ve şirketin yönetimiyle birkaç haftada bir görüşerek piyasa eğilimlerini ve stratejik fırsatları değerlendirdiğini söylemişti. Avukatı, bu açıklamaların yapıldıkları dönemde doğru olduğunu, ancak Kushner’in diplomatik görevlerinin ve kamu hizmetindeki rolünün artmasıyla iletişimin azaldığını ifade etti.

CNN, Kushner’in diplomatik faaliyetlerinin araştırmada ele alınan yatırımları doğrudan etkilediğine ilişkin kanıt bulamadığını bildirdi.

İşgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşimlerle bağlantılar

Phoenix Financial’ın yatırımları askeri sanayiyle sınırlı değil. The Telegraph araştırmasına göre kuruluşun, işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerle bağlantılı ve Birleşmiş Milletlerin yerleşim faaliyetleriyle ilişkili şirketler veri tabanında yer alan 11 şirkette hissesi bulunuyor.

Bu bağlantılar, askeri sanayi yatırımlarının yanı sıra işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetleriyle ilişkili ticari çıkarları da gündeme getiriyor.

Söz konusu ilişkiler, Barış Konseyi’nin geçiş yönetimi, güvenlik ve yeniden imar gibi Gazze’nin geleceğini doğrudan ilgilendiren konularda rol üstlendiği bir dönemde daha fazla önem kazanıyor.

Bununla birlikte mali ilişkilerin varlığı tek başına bir ihlalin gerçekleştiğini veya yatırımların konsey kararlarını etkilediğini kanıtlamıyor. Ancak siyasi ve diplomatik sorumluluklarla kesişen ticari çıkarların nasıl açıklandığı, denetlendiği ve kontrol edildiği sorularını gündeme getiriyor.

ABD’li isimler ve Körfez fonları

Araştırmada Barış Konseyiyle bağlantılı diğer isimler de ele alındı. Bunlar arasında Apollo Global Management Başkanı Marc Rowan ve ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff yer aldı. Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleriyle bağlantılı Körfez egemen varlık fonlarının da Affinity Partners’a milyarlarca dolar yatırım yaptığı belirtildi.

Apollo ile Phoenix arasındaki ticari ilişkiyi inceleyen araştırmaya karşılık Apollo, işgal rejimi merkezli finans kuruluşunda hisse sahibi olmadığını ve Phoenix ile ortaklığının yönettiği varlıkların yüzde 0,5’inden azını temsil ettiğini açıkladı.

Araştırmada ayrıca Doha’daki Trump International markalı golf sahası projesi ve işgal rejiminin Pegasus casus yazılımının geliştirilmesinde görev almış bir bilgisayar mühendisinin kurduğu siber güvenlik şirketiyle bağlantılı yatırımlar ele alındı.

Bulgular; finans, askeri sanayi, gayrimenkul, teknoloji ve siber güvenlik sektörlerine yayılan geniş bir ticari ilişki ağına işaret ediyor. Bununla birlikte her ticari ilişkinin bir ihlal oluşturduğu veya siyasi kararları etkilediği sonucuna varılamayacağı vurgulanıyor.

Araştırmada, Filistin kökenli Amerikalı iş insanı Beşşar el-Mısri ve onunla bağlantılı şirketler hakkında ABD’de açılan davalara da yer verildi. İki yüzden fazla Amerikalının açtığı davalarda, Mısri’nin şirketlerinin Hamas’a 7 Ekim 2023 saldırılarından önce Gazze’deki tünellerini gizleme konusunda yardım ettiği ileri sürülüyor.

Mısri’nin temsilcileri suçlamaları reddetti. Araştırmada, onunla bağlantılı şirketlerin Katar egemen varlık fonlarının desteğini aldığı; Katar Yatırım Otoritesine bağlı Qatari Diar’ın ise Mısri ile bağlantılı Filistin’deki Rawabi şehir projesini ve Katar’daki Trump International golf sahası projesini finanse ettiği belirtildi.

Ancak davalarda ileri sürülen iddialar tek başına suçlamaların doğruluğunu kanıtlamıyor. Aynı şekilde yatırım bağlantıları da şirketlerin söz konusu iddialardan sorumlu olduğunu göstermiyor.

The Telegraph tarafından aktarılan ve mali çıkarlar hakkında konuşan üst düzey bir işgal rejimi yetkilisine atfedilen “Bir kez yatırım yaptığınızda yatırımcı olursunuz” ifadesi, ticari çıkarların siyasi görevlerle kesişmesi tartışmasını özetleyen açıklamalardan biri oldu.

Barış Konseyi çıkar çatışması iddialarını reddetti

The Telegraph araştırmasının yayımlanmasının ardından Barış Konseyi, resmî X hesabından yaptığı bir dizi paylaşımda gazeteyi somut kanıtlar sunmak yerine imalara dayanmakla suçladı.

Konsey, araştırmanın ticari çıkarların etkilediği herhangi bir sözleşme, satın alma kararı veya diplomatik işlem ortaya koyamadığını savundu. Açıklamada, mali yatırımlarla siyasi kararlar arasında doğrudan etki kanıtlanmadan bağlantı kurulduğu ileri sürüldü.

Konsey, Affinity Partners’ın Phoenix’e yaptığı yatırımı savunarak kuruluşun borsada işlem gören, düzenleyici denetime tabi büyük bir finans şirketi olduğunu ve yaklaşık 220 milyar dolarlık varlığı yönettiğini hatırlattı.

Ayrıca Phoenix’in Smart Shooter ile ilişkisinin, yönettiği yatırım portföyleri üzerinden kurulduğunu; 150 milyon dolara ulaşan askeri sözleşmenin Barış Konseyiyle değil, şirketle ABD hükümeti arasında imzalandığını belirtti. Konsey, sözleşmenin yapılmasına müdahale ettiğine veya üyelerinin bu ilişkiden kişisel kazanç sağladığına dair kanıt bulunmadığını savundu.

The Telegraph tarafından görüşlerine başvurulan ve konseyin çalışmaları hakkında bilgi sahibi olduğu belirtilen bir kaynak da çıkar çatışması suçlamalarını “saçmalık” olarak nitelendirdi ve ticari çıkarların konsey içinde tartışma konusu olmadığını söyledi.

Konsey, Gazze’deki ilerlemeye ilişkin açıklamasında Hamas’ın silahsızlanma planını kabul ettiğini, uluslararası istikrar gücü ile geçiş yönetiminin konuşlandırılmasına yönelik hazırlıkların sürdüğünü ve polis teşkilatı için ilk personel gruplarının seçildiğini ileri sürdü. Bununla birlikte uygulama önünde ciddi engeller bulunduğunu da kabul etti.

Konsey, söz konusu hazırlıkların bir yıl önce mevcut olmadığını belirterek bunları ilerleme olarak değerlendirdi.

Ancak bu açıklamalar, ticari çıkarların kararları doğrudan etkilediğine ilişkin iddiaları reddetse de konsey üyelerinin mali çıkarlarını ne ölçüde açıkladığı ve bunların nasıl denetlendiği konusundaki soruları ortadan kaldırmıyor.

Gazze’de yeniden imar vaatleri, sahadaki gecikmeler

Yatırımlar etrafındaki tartışmalar, Gazze Şeridi’nin yeniden imarının aksadığı bir dönemde yaşanıyor. 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen yeniden imar alanında kayda değer ilerleme sağlanamadığı bildiriliyor.

Associated Press’in Ekim 2026’da yayımladığı habere göre iki milyondan fazla Filistinli ağır insani koşullarda yaşamayı sürdürüyor. İşgal rejiminin saldırıları ve Gazze Şeridi’nin bazı bölgelerindeki askeri kontrolün genişlemesi de devam ediyor.

Uluslararası istikrar gücünün oluşturulması ve yeni yönetim düzenlemelerinin tamamlanması gibi anlaşmanın temel maddelerinin de henüz uygulanmadığı belirtiliyor.

Barış Konseyi ise geçiş dönemi Filistin yönetimi, uluslararası istikrar gücü ve güvenlik birimlerinin yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü savunuyor. Ancak planların hayata geçirilmesi siyasi engellerin aşılmasına bağlı kalıyor.

The Telegraph tarafından aktarılan ve konseyin çalışmalarını bilen iki kaynağa göre Gazze planının uygulanmasının önündeki temel engeller ekonomik değil, siyasi. Kaynaklar, uygulamanın 27 Ekim’de yapılması planlanan işgal rejimindeki seçimlerden ve kasım ayının başındaki ABD ara seçimlerinden sonra hızlanabileceğini öne sürdü.

Kaynaklara göre son altı ayda geçiş dönemi Filistin yönetimi, uluslararası istikrar gücü ve güvenlik birimlerinin yeniden yapılandırılması için ayrıntılı planlar hazırlandı. Ancak bu hazırlıklar henüz sahada somut ilerlemeye dönüşmedi.

Açıklanan planlarla Filistinlilerin günlük yaşamındaki gerçeklik arasındaki fark giderek daha belirgin hale geliyor. İşgal güçlerinin çekilmesi, yeniden imar, güvenlik ve yönetim konuları çözümsüz kalırken, savaşın insani sonuçları sürüyor ve bölge halkı acil ihtiyaçlarla karşı karşıya bulunuyor.

Gazze’nin geleceğini şekillendiren çıkarları kim denetleyecek?

Gazetecilik araştırmaları, Barış Konseyinde yer alan bazı isimlerin işgal rejiminin askeri sanayisine ve işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşimlerle bağlantılı şirketlere yatırım yapan kuruluşlarla mali ilişkilerini ortaya koyuyor. Bu ağ, Körfez ülkelerindeki ticari projeleri ve Gazze’yle ilgili suçlamaların yer aldığı davalarla bağlantılı şirketleri de kapsıyor.

Buna karşılık araştırmalar, yatırımların Barış Konseyi kararlarını doğrudan etkilediğini veya yatırımcıların ilgili şirketler lehine müdahalede bulunduğunu kanıtlamıyor. Denetlenmesi gereken bir mali ilişkinin varlığı ile nüfuzun kötüye kullanıldığının kanıtlanması arasındaki ayrımın korunması gerekiyor.

Temel mesele, bu çıkarların ne ölçüde şeffaf olduğu ve özellikle işgal altındaki Filistin topraklarında güvenlik, yönetim ve yeniden imar kararları alınırken nasıl denetlendiğidir.

Filistinliler açısından soru yalnızca konsey üyelerinden birinin belirli bir yatırımdan kazanç sağlayıp sağlamadığı değil. Yeniden imarın önceliklerini kimin belirleyeceği, sözleşmelerden ve projelerden kimlerin yararlanacağı ve alınan kararların Filistinlilerin ihtiyaçlarına, haklarına ve topraklarının geleceğine ne ölçüde karşılık vereceği de önem taşıyor.

Bu tablo, Gazze’nin geleceğine ilişkin kararların hesap verebilirliğe tabi olmasını ve özel çıkarların kamusal sorumluluklarla iç içe geçmesini önleyecek güvencelerin oluşturulmasını gerekli kılıyor. Bu gereklilik özellikle finansman, yeniden imar ve güvenlik sözleşmeleri bakımından öne çıkıyor.

Söz konusu yatırımların Barış Konseyi kararlarını etkilediği kanıtlanmış değil. Bununla birlikte tam mali açıklama, şeffaflık ve bağımsız denetim, olası çıkar çatışmalarının ve siyasi nüfuzun özel kazanç için kullanılmasının önlenmesi açısından önem taşıyor.

Gazze’de barışın ciddiyeti, yalnızca planların hazırlanması veya geçiş kurumlarının oluşturulmasıyla ölçülemez. İşgal rejiminin saldırılarının ve ihlallerinin sona ermesi, işgal güçlerinin çekilmesi, yeniden imarın önünün açılması ve Filistinlilerin kendi işlerini yöneterek geleceklerini belirleyebilmesi de bu sürecin temel ölçütleri arasında yer alıyor.

Bölgede yeni döneme ilişkin siyasi ve güvenlik düzenlemeleri tartışılırken Gazze önemli bir sınamayla karşı karşıya: Kaynaklar ve kararlar, Filistinlilerin yaşamını yeniden kurmak ve savaşın yol açtığı yıkımı gidermek için mi kullanılacak, yoksa yeniden imar süreci özel çıkarlarla siyasi ve ekonomik güç dengelerinin kesiştiği bir alan olarak mı kalacak?

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir