“Antisemitizm” etiketiyle tasfiye: Berlin’de Filistin’i savunan solculara ihraç tehdidi

“Antisemitizm” etiketiyle tasfiye: Berlin’de Filistin’i savunan solculara ihraç tehdidi

Berlin'de iktidar pazarlıkları başlarken, sol partiler Filistin meselesinde işgalci İsrail'in çizgisinde alenen birleşiyor. Die Linke, Yeşiller ve SPD, üç "ön görüşmenin" ardından "antisemitizm" başlıklı sekiz maddelik bir anlaşmaya vardı; metin, koalisyon görüşmelerinin yolunu açarken, asıl işlevinin Filistin'e destek veren sol isimleri partiden tasfiye etmek olduğu ortaya çıkıyor.

Berlin'de yapılan seçimlerin ardından iktidar pazarlıkları başlarken Die Linke, Yeşiller ve SPD, "antisemitizm" başlıklı sekiz maddelik bir anlaşmaya vardı. Anlaşma, "antisemitik olaylara" karşı bir disiplin mekanizması öngörüyor: Üç parti tarafından atanacak üç kişilik bir "uzman komisyonu", olayı değerlendirecek ve ilgili fraksiyon "tüzüğüne göre, ihraç da dahil sonuçlara" karar verecek. Kâğıt üzerindeki kriterler net: İsrail'in "var olma hakkı" pazarlık konusu yapılamaz, "İsrail'e yönelik antisemitizm" açıkça tanımlanır, "No Zionists welcome" gibi sloganlar kabul edilemez — polis ve Anayasayı Koruma Teşkilâtı'nın "yahudi yaşamını koruma" görevi güçlendirilir.

Kâğıtta yok, hedefte var: Ferat Koçak

Her ne kadar da metinde adı geçmiyor olsa da, Almanya'nın köklü gazetesi junge Welt'e göre hedef belli: Federal Milletvekili Ferat Koçak. Anlaşmada koalisyonun "örgütlü suçlulukla ilişkilendirilen kişi ve çevrelere açık mesafe" taahhüdü yer alıyor. SPD başkanı Steffen Krach gazetecilere yaptığı açıklamada bunu doğrudan Koçak'ın Die Linke federal fraksiyonundan ihracı talebine dönüştürdü. Koçak'ın "suçu", yıllardır süren Filistin dayanışması ve muhalif kimliği.

Hedef sadece Koçak değil. Neukölln'de yüzde 46,2'lik oy oranıyla doğrudan seçilen Vanessa Emde'nin de yeni eyalet grubuna alınmayabileceği de gelen haberler arasında. Parti yönetimi geri adım sinyali verse de, mekanizma kurulu durumda: Emde'nin Eylül'de söylediği gibi, "eşit haklara dayalı demokratik tek devlet çözümü" talebi dahi disiplin kapsamına girebilecek. Neukölln ilçe örgütü ise 6 Ekim Salı günkü kararıyla Emde'nin arkasında durdu.

"Sağ çağırıyor, sol izliyor"

Junge Welt, tablodaki asıl dinamiği şu cümleyle özetliyor: Berlin'de yeni dönemin sloganı "Rechte rufen, Linke folgen" — sağ çağırıyor, sol izliyor. Die Linke'nin eyalet lideri Tobias Schulze'nin (Siyonist İsrail yanlısı kanadın önde geleni) 20 Eylül seçim zaferinin hemen ardından disiplin tehdidini ilk savuran isim olması tesadüf değil. Seçim gecesinde Tagesspiegel'e "İsrail'in var olma hakkını sorgulayan partimizde yer alamaz" diye konuşan Schulze, şimdi koalisyon pazarlıklarının "antisemitizm komisyonu"yla tehdidini kurumsallaştırıyor.

Tablo, Avrupa solunun bir bölümünün Filistin konusunda yaşadığı krizi gözler önüne seriyor: Gazze'deki yıkımın üçüncü yılında, bir zamanlar sömürge karşıtı mirasla övünen partiler, kendi Filistin yanlısı üyelerini kovma mekanizmaları kuruyor. Kriter artık nefret suçu değil, siyasal pozisyon: "tek devlet" demek bile ihraç gerekçesi sayılabiliyor. Anlaşmada yer alan "polis ve Anayasayı Koruma'yı güçlendirme" taahhüdü ise, sol seçmenin sandıkta onayladığı partilerin, iç muhalefeti bastırmak için istihbarat aygıtını koalisyon belgesine yazdırmasının başka bir adı.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir