HAKSÖZ HABER
Reem ve eşi Ahmed Ganem, beş yıl boyunca çocuk sahibi olma hayaliyle yaşadı. Uzun süren tedavilerin ardından 2023'te Aksa Tufanı'ndan hemen önce Reem'in hamile olduğu haberini aldılar. Böylece ilk çocuklarını kucaklarına alacakları günü beklemeye başladılar.
Ancak işgal ateşi, bu hikâyenin seyrini tamamen değiştirdi. Siyonist İsrail’in Ekim 2023’te Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları başlatmasından yaklaşık bir ay sonra; Ahmed, kardeşi ve akrabalarıyla birlikte siyonistler tarafından düzenlenen bir hava saldırısında şehit oldu.
Meryem, babasının vefatından yaklaşık üç ay sonra, 18 Şubat 2024’te dünyaya geldi. Reem, eşinin fotoğrafını ve hatırasını kızının zihnine öyle güzel işledi ki, küçük kız konuşmaya başlar başlamaz babasının tam adını söylemeyi öğrendi.
Meryem doğduğunda Gazze Şeridi’nde kıtlık ve açlık baş göstermeye başlamıştı. Hayatının ilk aylarında defalarca yerinden edilen Meryem ve annesi; çadırlar, okullar ve hastaneler arasında güvenli bir sığınak bulmak için defalarca göç etti. Bu zor yolculuk, 14 Ekim 2026’da annesinin Gazze'deki evlerinde çıkan yangında hayatını kaybetmesiyle son buldu. Küçük Meryem, annesini saran alevleri izlerken, yoldan geçen bir genç son anda araya girerek onu yangının ortasından çekip almayı başardı.
https://t.co/EF0rsgWbHc pic.twitter.com/F56tfDGXjA
— Haksöz Haber (@HaksozHaber) October 25, 2026
Olayın ardından hastaneye kaldırılan küçük Meryem'in vücudunda 3. derece ciddi yanıklar oluştu. Anne ve babasını kaybeden Meryem'e amcası İbrahim sahip çıktı.
Amcası İbrahim Ganem, Meryem yaşadıklarını şöyle anlattı: "Meryem o saldırıdan beri derin bir korku içinde. En ufak bir harekette irkiliyor, yanında kimseyi görmeyince çığlık çığlığa bağırmaya başlıyor. Hastane koridorundan geçen hemşire arabalarının sesini ya da kapının dışındaki herhangi bir tıkırtıyı duyduğunda, tepelerine füze düşüyor sanıp dehşete kapılıyor.Yapılan iğneler, verilen ağrı kesiciler bile ona o dehşet anını hatırlatıyor. Canı her yandığında, sanki o füze tepesine tekrar düşüyormuş gibi çığlık atıyor."
Meryem, annesinin yandığı anı ve yaşadıkları korkuyu anneannesine ve dedesine sürekli anlatıyor. Amcası ve aile üyeleri Meryem'in annesinin vefat ettiğini henüz idrak edemediğini ve sürekli annesini sorduğunu söyledi.
Amcası İbrahim, "Henüz iki buçuk yaşında olan bu akıllı ve güzel kızı bir şeyler yemeye ikna ettiğimizde, yemek duasını okuyarak hepimizi şaşkına çevirdi. Ama yemeği kendi eliyle annesinin yedirmesini istiyordu. Karşısında çaresizce kalakaldık, ağlamaktan başka elimizden hiçbir şey gelmedi. Meryem’in tanık olduğu bu acıyı zihninden nasıl sileceğiz, hiç bilmiyoruz. Zaten zor şartlarda doğdu, ardından açlığı ve sürgünü yaşadı. Şimdi ise henüz yolun çok başındayken, babasını hiç tanıyamadan annesini de kaybetti. Ona bu yaşatılanları, gördüğü bu kabusu nasıl unutturacağımızı gerçekten bilmiyoruz." yaşadıkları çaresizliği dile getirdi.
Meryem'in hikayesi Gazze'de ailesini kaybeden binlerce çocuktan yalnızca bir tanesi. Ateşkesin hiçbir etkisinin olmadığı Gazze'de çocuklar anne baba himayesinde mahrum bırakılarak derin bir boşluğa sürükleniyor.


