Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportörü Francesca Albanese, işgal rejimi hükümetini, Gazze Şeridi’nde Filistinlilere yönelik soykırımla eş zamanlı olarak savaşla ilgili haberleri manipüle ederek sahadaki gerçeklerden farklı bir tablo sunmakla suçladı. Albanese, gerçeğin gizlenmesine katkıda bulunan medya kuruluşlarının hesap vermesi gerektiğini vurguladı.
Albanese, salı günü BM’de düzenlenen bilgilendirme toplantısında, “Enkaz Altındaki Gerçek: Soykırım Çağında Medya” başlıklı yeni raporunun bulgularını sundu. Raporda, işgal rejiminin Ekim 2023’te Gazze’ye yönelik saldırılarının başlamasından bu yana Filistinli gazetecilere karşı gerçekleştirilen ihlaller ele alındı.
Albanese, El Cezire’ye verdiği röportajda, işgal rejiminin savaş sırasında gazetecileri öldürerek, medya altyapısını tahrip ederek ve medya çalışanlarının ailelerini hedef alarak tanıkların ortadan kaldırılmasını amaçladığını söyledi.
İşgal rejiminin Gazze’ye yönelik saldırıları sırasında 300 gazetecinin hayatını kaybettiğini belirten Albanese, bunlardan 70’inin mesleki faaliyetleri nedeniyle misilleme amacıyla öldürüldüğünü ifade etti. Albanese ayrıca, gazetecilerin ailelerinden 710 kişinin öldürüldüğünü ve Gazze’deki medya altyapısının yüzde 80’inin gerçeğin üzerini örtmek amacıyla tahrip edildiğini ileri sürdü.
Haberlerde manipülasyon
Albanese, işgal rejiminin basın üzerindeki kısıtlamalarını artırdığını, belirli haberlerin yayımlanmasını engellediğini ve gazetecilerin bazı olayları takip etmesine izin vermediğini söyledi. Ayrıca on binlerce haberin yasaklandığını veya manipüle edildiğini belirterek bu sayının günde ortalama 21 habere ulaştığını kaydetti.
Albanese, işgal rejiminin medya kuruluşlarını, özellikle 14. ve 12. kanalları soykırıma teşvik etmekle suçladı. Diğer bazı medya kuruluşlarının da “soykırım dili” kullandığını ve Gazze’yi kasıtlı olarak “kanser” şeklinde nitelendirdiğini söyledi.
BBC gibi güvenilir kabul edilen medya kuruluşlarının ve diplomatların takip ettiği The New York Times gibi gazetelerin gerçeği gizlediğini savunan Albanese, bu kuruluşların işgal rejiminin anlatısını öne çıkardığını belirtti.
Albanese’nin en çok izlenen kanallardan biri olarak nitelendirdiği ABD merkezli CNN’in de gerçeği gizleyerek işgal rejiminin anlatısını öne çıkardığını ifade etti. Albanese, bu yaklaşımın gazetecilik mesleğini ve medyayı işlevsizleştirdiğini söyledi.
The New York Times’ın son raporu değerlendirmek yerine raporu eleştirdiğini belirten Albanese, ABD gazetesi ile The Times of Israel’in işgal altındaki Batı Şeria’da yaşananlara ilişkin benzer bir yaklaşım sergilediğini savundu. Albanese’ye göre bu yayınlar, Filistinlilere yönelik saldırıları “İsraillilerin ölümüne yol açan ölümcül bir operasyona karşılık” şeklinde sunuyor.
Albanese, bu medya kuruluşlarının yöneticilerinin ve sorumlularının hesap vermesi gerektiğini vurgulayarak, “Medya kuruluşları, vahşi suçlar söz konusu olduğunda görevlerini yerine getirmeli ve gerekli araştırmaları yapmalıdır” dedi. Medyanın bu suçlarla bağlantılı olmaması ve suçlara iştirak etmemesi gerektiğini belirtti.
“Gerçeği gizlemek suça ortak olmaktır”
Albanese, gerçeğin gizlenmesinin, mağdurların seslerinin bastırılmasının veya yaşadıklarının önemsizleştirilmesinin, buna karşılık suç işleyenlerin anlatılarının öne çıkarılmasının Filistin’de yaşandığı gibi suça ortaklık anlamına geldiğini söyledi. “Taraflar” gibi ifadelerin kullanılmasının da önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
BM Özel Raportörü, söz konusu süreçlerde medya kuruluşlarının faaliyetlerinin soruşturulmasını istedi. İşgal rejiminin, Batı’da faaliyet gösteren ve kendi anlatısının yayılmasına yardımcı olan lobi grupları aracılığıyla etkisini artırdığını belirten Albanese, bu grupların ideolojik gerekçelerle ve Arap karşıtı duygularla hareket ettiğini savundu.
Albanese, Filistinlilere karşı işlenen katliamlar ve sistematik suçlar nedeniyle işgal rejiminin hesap vermemesinin temel nedeninin uluslararası irade eksikliği olduğunu söyledi. Söz konusu suçlara ilişkin yeterli delilin bulunduğunu ancak bu delillerin kullanılmadığını ifade etti.
Bununla birlikte Albanese, hesap verebilirliğin siyasi değişimlere bağlı olarak hâlâ mümkün olduğunu belirterek delillerin toplanmasının önemini vurguladı. Ruanda ve Yugoslavya’daki soykırım suçlarına ilişkin geçmişte görülen uluslararası davalarda bazı medya kuruluşlarının da suçlara iştirak etmekten mahkûm edildiğini hatırlattı.
Albanese, Batılı medya kuruluşları Filistinlilere karşı işlenen suçları haberleştirmiş olsaydı Batılı liderlerin işgal rejimine yönelik tutumlarını değiştirebileceklerini düşündüğünü söyledi. Batı kamuoyunun, gerçekleri bütünüyle bilmese de işgal rejiminin eylemlerine destek verilmesini istemediğini ileri sürdü.
Gazze’deki savaş sırasında Batı medyasının tutumunu “utanç verici” olarak nitelendiren Albanese, bazı kuruluşların yalnızca Filistinlilerin öldürülmesini görmezden gelmekle kalmadığını, işgal rejiminin gazetecileri öldürmesini de göz ardı ettiğini söyledi. Bu suçların tamamının belgelenmesi gerektiğini vurguladı.
Albanese, iddiaların belgelenmesi konusunda ihmalkâr davranılmaması uyarısında bulunarak meselenin yalnızca Filistin’i değil, bütün dünyayı ilgilendirdiğini belirtti. Farkındalığın artırılmasının on binlerce insanın öldürülmesini önleyebileceğini ve hesap verme sürecini hızlandırabileceğini ifade etti.
Albanese, son olarak ihlallerin belgelenmesinin gelecek açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Suç işleyenlerin hesap vermesi konusunda ısrarcı olmasının, BM’de yargılanmaları gerektiğini düşündüğü kişiler tarafından hakaretlere maruz kalmasına rağmen mücadelesini sürdürmesini sağladığını belirtti.

