"Müslüman ailenin İnşası ve Çocuk Eğitimi" konulu panel İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı konferans salonunda gerçekleştirildi. Panelin oturum başkanlığını yapan Alper Tuna Alternatif eğitim Programlarının önemine ve toplumsal yapının sıhhatli bilgiye ulaşmasındaki katkılarına değindikten sonra, Müslüman ailenin inşası ile ilgili olarak ilk sözü Şefik Sevim Hoca'ya verdi. Konuşmasında aile üzerinde duran Şefik Sevim şunları söyledi:
"Aile sistemin fiili müdahalesinden nispeten uzak olması ve kendi ideallerimizi gerçekleştirebileceğimiz bir kurum olması dolayısıyla önemli bir potansiyeli bünyesinde barındırmaktadır. Aile kurumunda gerçekleştirilebilecek güzel örneklikler en önemli alternatif eğitim çabası oluşturacaktır. Bir var olma ve inşa süreci olan bu hat kalınlaştıkça diğer alternatif eğitim çabaları için de bir toplumsal zemin oluşturmuş olacaktır. Ailenin varlığı asli bir unsurdur. Sünnetullah gereğidir. Tıpkı anne rahmi gibi: sevginin merhametin, şefkatin ve güvenin yuvasıdır. Kalpsiz bir dünyada son sığınaktır. Değerlerimizin tartışmasız bir hâkimiyet kuracağı yegâne alandır. Aile dünyanın her yerinde ve tarihin her döneminde ahlaki ve dini değerlerle doğrudan irtibatlı bir kurumdur. Bir boyutuyla kutsaldır ve kutsalla alakalıdır. Aile kurumunun son yıllarda uğradığı zafiyetin tüm vebalini " ötekine" atarak kurtulmak adil bir yaklaşım değildir. Şeytanın ilk vukuatı eşlerin arasına girmek olmuştur. İkinci vukuatı yine aileye yöneliktir. İki kardeşin arasına nifak sokup ilk kanın dökülmesine sebep olmuştur. İslam'da zarurat-ı diniye diye tabir edilen beş temel amacından biri de neslin korunmasıdır. Hızla yaygınlaşan ve ahlaki değerleri, aileyi vb. disiplinleri eriten modernizmin, küresel ifsat güçlerinin sınır tanımaz çabalarına karşılık teknolojiye müslümanca vaziyet edememe zaafımız, STK'larımızın, akademisyenlerimizin ve aydınlarımızın bu alanda arzulanan bir duyarlılığı göstermeme gerçeğini yaşıyoruz."
Konuşmasında ilk olarak modernizme karşı model oluşturabilecek tevhid ailesini inşa etme üzerinde duran Sevim, İsabetli evlilik, Anne baba eğitimi, sosyal çevre ve kimlik üzerinde durdu. Müslüman ailede olması gereken disiplinler / duyarlılıklar ve bu duyarlılıkların toplumsal ilişkilere katkısı üzerinde duran Sevim, konuyu şu başlıklar altında ele aldı.
1- Aile fertlerinin birbirlerini – özellikle ebeveynler çocuklarını – tanıma çabası içinde olmaları
2- Hikmetli istişare mekanizma
3- Günlük yaşamdaki incelikler
4- Ebeveynin –özellikle babanın – mütevazı olması
5- Din Eğitiminin hayat içerisinde verilmesi
6- Ailenin tabiliği
7- Ailede düzen fikrinin gelenekleştirilmesi
8- Sosyal yaşamdaki sorunların aileye yansıtılmaması
9- İletişimde adalet
10-Teknolojik aygıtların kontrolü ve Aile bireylerini hayatın içinde yetiştirmek
11-"Değer" merkezli aile yapısı
12-Şahsiyet ve kişilik gelişimi için sorumluluk aşılama
13-Bilinçli ebeveyn
14-Ailenin İslami ideallerini daima canlı tutması
15-Ebeveyn hukukunun kutsallığı
16-Birbirimiz değerli görmek ve kabullenmek
17-Mahremiyet
18-Ailede eğitici unsurlar ve görsel zenginlik
Şefik Sevim'in konuşmasının sonuç bölümünde şunlar söylendi: Öncelikle şunun altını çizmek gerekir ki bizler cahili bir toplumda ve dünyada yaşıyoruz. Çocuklarımız bu sistemin okullarında eğitiliyor… Kirlerden kaçarak kirleri temizleyemeyiz. Önemli olan kirlerle kaplı dünyamızda mikroba yakalanmayacak bir kimliği mikroplarla mücadele ederken oluşturabilmektir. Medine modelini ve daha sonraki sahih toplumsal modelleri yitiren bizlere düşen ise, talep edenler olarak kendi eğitimimiz kadar çocuklarımızın eğitimi için de, içinde bulunduğumuz safha ve gerçekliğimiz çerçevesinde açılımlar yapmaktır. Batılı paradigmanın küresel egemenlik kurduğu bir süreçte, yaşadığımız topraklar da bu kuşatmadan azade değil. Kuşatmaları aşabilmek için, önce fıtrat ve vahiyle bütünleşen bir bilinç düzeyi yakalayabilmeliyiz. Bu konuda modelleşen vahyi izleri kendi tarihsel şartları içinde doğru çözümlemeliyiz. Ve Mekke Dönemi kuşatması karşısında insanları bilinçlendirmekten çocuk eğitimine kadar, Kur'an vahyi ölçüleriyle medeni bir örneklik gösteren Rasullulah'ın uygulamalarını kavramalı ve günümüz şartlarında bu güzellikleri nasıl hayatlaştırabileceğimiz konusunda kafa yormalı ve ulaştığımız doğruları amelleştirmeye çalışmalıyız. İnancımızın özgür olmadığı şartlar altında elde ettiğimiz çözüm ve kazanımları paylaşmayı da, bir dayanışma sorumluluğu olarak algılamalıyız.
Şefik Sevim'in konuşmasının ardından söz alan Zehra Türkmen Çomaklı insanın toplumsal bir varlık olduğu üzerinde durarak şunları söyledi: " insan hayatı boyunca birbirinden farklı ama birbirine bağlı birçok sosyal ortamda yaşar. Bu sosyal ortamların ilki ana rahmidir. Kur'an'dan da edindiğimiz bilgiye göre insan bilgiyi doğuştan elde etmez. Ana rahmine hiçbir şey bilmeden düşer; ama bilgiyi elde etme kapasitesine sahip olarak dünyaya gelir. İnsan, var olurken dokuz ay gibi bir zaman zarfında ilk iletişimini anneyle kurar. Ardından ikinci sosyal ortamı olan aile ile karşılaşır ve dolayısıyla insanın en önemli ve en temel sosyal ortamı, ailesidir. İnsan ilk bilgisini, ilk deneyimlerini kendisine bakan, onu koruyup gözeten en yakın çevresinden elde eder. Ve bundan dolayı aile ile ilişki, insanın hayata gözlerini açtığı andan itibaren başlar ve sürekli gelişir. Vahyin aydınlığı ile yaşamada öncü modelimiz olan Rasulullah'ın (s) da bir tespitine göre her doğan insan fıtrat üzere doğar. Yani her çocuk doğruya, iyiye ve adalete meyilli olarak dünyaya gelir. Ancak ilk bilgisini aldığı ebeveyninin onu Hıristiyan, Yahudi veya başka bir dine, kimliğe sokabileceği de belirtilir."
Aile eğitimi ele alınırken ailenin belirleyiciliğinden önce, insanın mükellefiyeti bağlamında bir yaklaşımın daha sağlıklı olacağını belirten Türkmen, öncelikle ailenin oluşumunu sağlayacak olan veya sağlayan kadın ve erkeğin şahsiyetleri, kişilikleri ve kimliklerinin önem arzettiği hususuna değindi. Türkmen Şöyle devam etti: " Kadın ve erkeğin buluşmasıyla oluşacak olan İslami ailenin bilinçli, tutarlı ve güvenli olabilmesi için, İslami şahsiyetleri oluşmuş, hayatı kavrayışları olgunlaşmış olmalıdır. Aynı zamanda aile hayatıyla ilgili beklentilerini istişari iradeleriyle kararlaştırmış veya bu konuda bir biçimde uzlaşmaya varmış iki insanın olması gerekmektedir. Biz, işte bu sosyal olguya İslam ailesi veya İslami aile diyebiliriz. Bizim için beraberliklerimizde veya aile oluşumunda ki model Peygamber ve onun inanç toplumu, vahiy toplumu olmalıdır. Ve gerçek kardeşlik, bu birliktelik içinde ikame olunan inanca, düşünceye dayanarak değer aynılığı taşıyan mü'minlerin kardeşliğiyle, beraberliğiyle veya evlilikleriyle mümkün olmalıdır. "
Kur'an-ı Kerimdeki çocuklar ve onların nasıl bir fonksiyon taşıdıklarıyla ilgili ayetlerden örnekler verilen sunumda "Kur'an bütünlüğü içinde olayı ele aldığımızda çocukların sevilen, şefkat duyulan varlıklar olduğuna; ama aynı zamanda bir imtihan vesilesi de olabilecekleri üzerinde sıkça durulduğuna rastlamaktayız. Yani Allah'u Teala çocuk eğitimimiz alanında da bizlere ölçü edineceğimiz önemli işaretler göstermiştir." Denildi. Ayrıca ailelerin çocuklarının eğitimi üzerinde yaptıkları bazı hatalı davranışlar üzerinde duruldu.



