1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. İSTANBUL

  4. 27 Yıldır Cezaevinde Tutulan Ahmet Turan Kılıç’a Özgürlük
27 Yıldır Cezaevinde Tutulan Ahmet Turan Kılıç’a Özgürlük

27 Yıldır Cezaevinde Tutulan Ahmet Turan Kılıç’a Özgürlük

​​​​​​​85 yaşında olan ve 27 senedir hukuksuzca Sivas olaylarından sorumlu olarak cezaevinde tutulan Ahmet Turan Kılıç’ın serbest bırakılması için gençler sabah namazında bir araya geldi.

14 Ocak 2020 Salı 03:33A+A-

İstanbul'da Sabah Namazı Devrimi Hareketi'nin çağrısıyla, Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camisi'nde sabah namazının ardından toplanan grup, "Ahmet Dede'ye Özgürlük" yazılı pankart açıp slogan attı. Gruba, Ahmet Turan Kılıç'ın oğlu Necdet Kılıç ve torunu Ömer Yıldız da eşlik etti.

Burada bir konuşma yapan Necdet Kılıç, babasının 27 yıldır suçsuz yere hapiste olduğunu dile getirerek, "Olay günü ben kendisiyle beraberdim, Cuma namazını kıldıktan sonra babamın emekli maaşını almak için çarşıya gittik. Oradan alışveriş yapıp evimize geldik. Bu süre zarfında yaşanan olaylardan ne haberimiz oldu ne de bir şey gördük." dedi.

Babası Ahmet Turan Kılıç'ın olaydan 5 gün sonra gözaltına alındığını ve gözaltındayken bir komiserle yaşadığı tartışma nedeniyle iftiralara uğradığını ifade eden Kılıç, "Babam birilerini yaktığı ya da öldürdüğü gerekçesiyle değil devleti yıkmaya teşebbüs suçlamasıyla tutuklandı ve ceza aldı." şeklinde konuştu.

"Adalet istemiyorum, adaletsizliğin giderilmesini istiyorum"

Babasının 27 senedir zulüm gördüğünü ve bugün ağır hasta durumda olduğunu kaydeden Kılıç, şunları söyledi:

"Son başvurumuzda Numune Hastanesi'nden 8 doktor tarafından 'Ölümcül hastalığı var, bu adam reviri olan hapishanede bile tutulamaz' şeklinde rapor verildi. Bu raporun bile düzmece olduğu iddia edildi. Cumhurbaşkanımıza ve bütün yetkililere sesleniyorum; babamı bıraksınlar, bu zulmü durdursunlar. Ben adalet istemiyorum, adaletsizliğin giderilmesini istiyorum. Bu adam orada bir saniye bile durduğu zaman ölüp gidecek. Bu vebalin altından kimse kalkamaz."

Ahmet Turan Kılıç'ın torunu Ömer Yıldız da yaptığı konuşmasında, 8 doktor tarafından verilen "hapis yatamaz" raporunun ardından Adli Tıp Kurumu'nun dedesinin yüzünü bile görmeden "hapis yatabilir" raporu verdiğini öne sürerek, dedesinin yeniden Sivas'a gönderildiğini aktardı. “Sivas Davasından ceza alanlar oradaki insanları öldürdüğü için değil devleti yıkmaya teşebbüsten ceza aldılar. Ama devlet sanki bu insanlar cinayet işledikleri için ceza vermiş gibi gösterdi” dedi.

Özgür-Der Genel Sekreteri Musa Üzer ise, Sivas Davasını ve oradaki zulmü, hukuksuzlukları hepimizin bildiği ama şimdi daha aciliyet kesbeden bir durum için toplandıklarını; ilerlemiş yaşına ve birçok rahatsızlığı bulunmasına rağmen içerde tutulan Ahmet Turan Kılıç’ın özgürlük mücadelesi için burada toplanıldığını belirtti. “Sivas Davası laik-Kemalist sistem, sivil-askeri bürokrasi, alevi gruplar ve sol-seküler çevrelerin ittifakı, el birliği ile oluşturulmuş, pişirilmiş bir içeriğe sahip. Bu sebeple Sivas Davası mağduriyetleri üzerinde bir hegemonya oluşturuluyor ve meselenin konuşulmasına dahi izin verilmiyor. Yaşanan olaylarla hiçbir alakası olmayan insanlar 27 yıldır içeride tutulurken kamuoyu önünde mağdurların akrabalarının dahi seslerini duyurmaları imkansız hale getiriliyor. Sivas Davası üzerinde hegemonya oluşturan çevrelerin Ahmet Turan Kılıç’ın özgürlük mücadelesine karşı da aynı ceberut tutumu takındıklarını görüyoruz. Olayların bu aşamaya gelmesinin en büyük sorumlularından Marksist Pir Sultan Abdal Derneği hemen Ahmet Dede’ye Özgürlük çığlığını susturmaya çalışmak için açıklama yaptı ve tabiri caizse kinini kustu. Birçok haksız yere cezalanması organizasyonunu yürüten avukat Şanal Saruhan da açıklama yaparken “şecaat arz ederken sirkatin söyledi.” Şanal Saruhan, Ahmet Dede ile ilgili olarak ‘bu kişi hakkında 5 polis ve bir Emniyet Amirinin tanıklığının olduğunu, devlet karşıtı slogan attığını’ söylüyor. Biz de tam olarak bunu söylüyoruz. Dönemin koalisyon ortağı CHP’nin (o zaman SHP idi) baskısıyla beş polislere baskı sonucu yalancı şahitlik yaptırıldı. Slogan ise zaten komedi. Dönemin siyasi iktidarının baskısı ile oluşturulmuş bir yargılamayı örnek bir dava imiş gibi gösteren bu çevreler tamamen keyfi sebeplerle insanların mahkûm edilmesini meşrulaştırmaya çalışarak vicdansızlıklarını da göstermiş oluyorlar. Ahmet Dede için açıkça cezaevinde gebersin diyorlar. Biz bu vicdanı olmayanlardan bir şey beklemiyoruz. Şanal Saruhanlardan, Pir Sultan Abdal Derneklerinden, mezhepçi fanatiklerden bir şey beklemiyoruz ve onları aklıselime de davet etmiyoruz. Vicdanı olmayanın aklı da olmaz.”

Sorumluluk makamında bulunan insanlardan bu mağduriyetin acilen giderilmesi noktasında beklenti olduğunu belirten Musa Üzer, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül başta olmak üzere bütün Adalet Bakanlığı sorumlularının bir kez olsun ellerini taşın altına koymalarını, mazlum bir Müslüman’ın mağduriyetinin giderilmesi için gerekli çabayı göstermelerini beklediklerinin altını çizdi. Bürokratik oyalamalar, sol ve mezhepçi çapulcuların baskısından korkarak top çevirmeler sonucunda yaşanacak telafisi imkânsız durumun vebalinden ne bu dünyada ne öbür dünyada kurtulamayacaklarını belirtti.

“Dile kolay 27 yıldır hapishane tutulan bir insanın feryadına karşı ellerinizi vicdanınıza koyarak bu Müslümanların problemlerini çözmek için çaba gösterilmesi elzemdir. Herkes düşünsün; iradesi dışında bir insan birkaç metrekarelik bir yerde bir hafta bütün özgürlüğü elinden alınmış bir şekilde yaşamayı düşünsün ve hatta denesin. Bu insanlar suçsuz yere, haksız yere, devletin kolluk kuvvetlerinin, yargısının ve sol çevrelerin baskısı sonucu 27 yıldır içerideler. Bir insanın iradesi dışında suçsuz yere bunca sene hapis yatması nasıl bir şeydir? Birileri de utanmadan ‘ölene kadar çıkmasın’ diye tasallut oluşturmaktadır. Öyleyse biz de hiçbir oyalamayı kabul etmiyoruz. Müfsid çevrelerin baskılarından çekinerek bu zulmü görmezden gelenlerin artık bahanesi kalmamıştır. Bunlar kim oluyor da Bakanlık ve sorumluluk makamındakiler çekiniyorlar. Bunların hiçbir hakkı ve meşruiyeti yoktur.

Eğer ki bu çevrelerin yürekleri varsa gelsinler davayı bir kere daha tartışalım, neyin ne olduğu da ortaya çıkmış olsun.” İslami STK’lar’ın ve cemaatlerin Sivas Davası mağdurları için daha fazla sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Musa Üzer, “eğer ki haksız yere hapis yatan bir tek Müslümanı dahi içerden çıkarmaya gücümüz yetmiyorsa vakıflarımızın, derneklerimizin, cemaatlerimizin, hareketlerimizin olmasının ne anlamı vardır.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Daha sonra söz alan Mazlumder İstanbul Başkanı Ali Öner Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki İstiklal Mahkemesi yargılamaları örneğinin aynısının Sivas Davasında yaşandığını belirterek “Biz Ahmet Dedeye suçlu olduğundan özgürlük istemiyoruz. Adil yargılamanın olmadığını, mahkemenin verdiği cezanın bozularak Ankara tarafından ömür boyu hapise çevrildiği bir davadan bahşediyoruz. Olayın oluş biçiminden sonuç biçimine kadar tamamen siyasal, terbiye edici ve Ahmet Dede üzerinden bütün Müslümanların hizaya getirici bir anlayıştan dolayı buradayız. Bunun on yılını 28 Şubat sürecini başlatanlar ve devam ettirenler döneminde oldu. Peki 17 yılı nereye koyacağız? 17 yıl önce iktidara gelenler bu adaletsizlikleri dile getirerek iktidara geldiler.” Öner yetkililerin başlarını iki ellerinin arasına koyarak şimdiye kadar bir şey yapmadıkları için pişmanlık duyarak Ahmet Dedenin özgürlüğünü sağlayacaklarını umduğunu söyledi. Sivas Davası yargılamalarında örgüt suçunun dahi olmadığının altını çizen Ali Öner cezaevinde yatan insanların suçsuz olduğunu, bunun için Sivas Davasının yeniden görülmesi gerektiğini belirtti.  

Gazeteci-yazar Adem Özköse ise, Ahmet Turan Kılıç'ın artık tüm Türkiye'nin dedesi olduğunu ve kendisine sonuna kadar sahip çıkacaklarını ifade ederek, 28 Şubat darbecilerini örnek gösterdi. Halkın üzerine tank süren darbeciler mahkemeden müebbet cezası almalarına rağmen yaşları ileri sürülerek İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Birler cezaevine konulmadılar. Ahmet Dededen daha sağlam ve genç olmalarına rağmen. Ahmet Dedeyi bugün Sivas’ın ortasına bıraksanız evini dahi bulamaz o derece ilerlemiş hastalığı var. Eşi vefat etti cenazesine katılmasına izin verilmedi. 86 yaşında tekerlekli sandalyede yürüyebilen bir insanı tutmak hak mı? Biz eşitlik istiyoruz. Bu ülkede Ahmet Necdet Sezer döneminde DHKP-C üyeleri, cinayet işlemiş insan rahatsızlıkları gerekçe gösterilerek bırakıldılar. Hasta olanların bırakılmasına karşı değiliz. Ama eşitlik istiyoruz. Onlardan daha fazla hasta olan, hayatının son demlerine gelmiş Ahmet Dede’ye de aynı muameleyi istiyoruz. Biz buradan hodri meydan diyoruz. Sivas’taki olayın, katliamın gerçek suçluların ortaya çıkmasını istiyoruz. Ama ne Ahmet Dede ne de içeridekiler bu olayın faili. Bu olayın peşini bırakmayacağız, Ahmet Dede özgür olana dek mücadelemiz devam edecek! ” dedi.

6694-001.jpg

6695-001.jpg

6696-001.jpg

6697-001.jpg

6698-001.jpg

6699-001.jpg

Kaynak: AA ve Haksöz-Haber

HABERE YORUM KAT

3 Yorum