HAKSÖZ-HABER
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun ile eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümlerine ilişkin yürütülen soruşturmalarda hazırlanan Adli Tıp raporları, zehirlenme ve cinayet iddialarını destekleyen tıbbi bulgu ortaya koymadı. Mezarlardan alınan örneklerin de değerlendirildiği incelemelerde, Denizolgun’un yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması, Kozinoğlu’nun ise kalp hastalığı sonucu hayatını kaybettiği bildirildi.
Bu sonuçlar, iki ölüm etrafında dile getirilen ağır suçlamaların dayanaklarını ve doğrulanmamış iddiaların kamuoyuna kesinleşmiş gerçekler gibi sunulmasının sorumluluğunu yeniden gündeme taşıdı.
Denizolgun dosyasında ilk otopsiyle aynı sonuç
7 Eylül 2016’da Beykoz’daki evinde ölü bulunan Denizolgun’a ertesi gün Adli Tıp Kurumunda otopsi yapıldı. Alınan örneklerin toksikolojik ve histopatolojik incelemeleri sonucunda, ölümün travmaya bağlı olmayan beyin kanamasından kaynaklandığı yönündeki rapor 17 Ekim 2016’da Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.
Soruşturma kapsamında 19 Ağustos’ta gerçekleştirilen fethi kabir işlemiyle alınan örnekler de yeniden incelendi. Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 2 Kasım tarihli mütalaasında, Denizolgun’un yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucu öldüğü oy birliğiyle bildirildi.
Ağır metaller normal düzeylerde
Denizolgun’un dokularında tespit edilen ağır metallerin normal düzeylerde olduğu, aranan diğer toksik maddelerin ise bulunmadığı belirtildi. Raporda, zehirlenerek öldüğünü gösteren tıbbi delile rastlanmadığı kaydedildi.
Ağız ve burnun kapatılması, boyna bası uygulanması, göğse baskı yapılması veya başka bir travmatik etkiyle ölüm meydana geldiğini gösteren tıbbi bulgu da tespit edilmedi.
Boyun kıkırdağındaki kırığın gömme ve mezardan çıkarma işlemleri sırasında oluştuğu değerlendirildi. Göğüs bölgesindeki üç morluğun ise ölümden önceki 3 ila 14 günlük dönemde meydana geldiği ve ölüme yol açabilecek nitelikte olmadığı bildirildi.
Kozinoğlu raporunda da zehirlenme delili bulunmadı
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’ndeki ölümüne ilişkin soruşturmada da mezardan alınan örnekler incelendi. Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca hazırlanan rapor, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.
Raporda, Kozinoğlu’nun travmatik etkiyle veya zehirlenerek öldüğüne ilişkin tıbbi delil bulunmadığı belirtildi. Ölümün kalp hastalığı sonucu meydana geldiği değerlendirildi.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının ise raporun iki değerlendirmesine itiraz edeceği öğrenildi. Başsavcılık, ölümün kalp hastalığından kaynaklandığı yönündeki sonuç ile zehirlenmeye ilişkin tıbbi delil bulunmadığı değerlendirmesinin Adli Tıp Genel Kurulunda ele alınmasını isteyecek.
İddiaların ağırlığı, delil sorumluluğunu artırıyor
Her iki raporda da cinayet ve zehirlenme iddialarını destekleyen tıbbi delil bulunmadığının bildirilmesi, bu iddiaları kamuoyuna taşıyan yayınların bilimsel bulgular ışığında yeniden değerlendirilmesini gerekli kılıyor. Ölüm olaylarının bütün yönleriyle araştırılması kadar, henüz kanıtlanmamış suçlamalar üzerinden kişilerin zan altında bırakılmaması da önem taşıyor.
Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, konuya dair yaptığı açıklamada "Günler, haftalar boyu zehirlenme ve cinayet senaryolarıyla halkı manipüle etmeye çalıştılar, aksi yönde bir kanaat belirtmeyi neredeyse suç haline getirdiler. Nihayet Adli Tıp hem Denizolgun’un, hem de Kozinoğlu’nun doğal ölüm sonucu vefat ettiklerini raporladı. Sistematik yalanlarla her konuyu politik hesapları için kullanan, yalan kampanyası neticesinde bir dizi insanı mağdur eden, karalayan, kirleten güç manyakları ve onların tetikçiliğine soyunmuş embedded gazeteciler hiç utanır mı? Asla!" ifadelerini kullandı.

