"Yılbaşı gecesi eğlenmek için kız arkadaşım R. ile birlikte Taksim Meydanı'na gittik. Havai fişekler patlarken kutlamalara katılmak için alkol ve aldığım uyuşturucu hapın etkisiyle silahımla havaya ateş ettim. O esnada bir kişinin yere düştüğünü gördüm"
Bu sözler yılbaşı magandası olarak medyanın tescillediği Yakup T. adlı şahsın poliste verdiği ifadeden iktibas edilmiş. Taksim'de yılbaşı gecesi yaşanan rezaletler serisi bir kişinin ölümüyle sonuçlanınca basında yoğun bir ilgi ve tepki oluşmuştu. Yaklaşık 10 gün aradan sonra Adem Doğan adlı gencin ölümünden sorumlu şahıs yakalandı. Yakup T. adlı şahıs o gece hangi ruh hali içinde olduğunu polise ayrıntısıyla anlatmış. Bundan sonraki safhada muhtemelen şarhoşluk neniyle suçun hafifletilmesi gündeme gelecek. Peki bu tabloda sorumluluğun sadece aşağılık bir uyuşturucu müptelasıyla sınırlanması ne kadar adil bir tutum? Başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere yılbaşı kutlaması adı altında bu ülkenin insanlarını gençlerini yozlaşmanın zirvesine taşıyan, hayvanlaşmaya teşvik eden, bunun altyapısını oluşturan kurumlara söylenecek bir şey olması gerekmez mi? Konuyu polisiye bir vaka boyutuna hapsetmek ve medyasıyla hükümetiyle, okuluyla belediyesiyle bir ifsad kaynağı olarak işleyen bu düzenin sorumluluğunu görmemek büyük bir basiretsizlik olacaktır.
Aşağıda konunun polisiye vaka boyutuna dair haberi Zaman gazetesinin bugünkü sayısından alıntılıyoruz:
Yılbaşı magandası, uyuşturucu bağımlısı çıktı
Taksim Meydanı'ndaki yılbaşı kutlamasında maganda kurşunuyla can veren üniversite öğrencisi Adem Doğan'ı vurduğu iddia edilen Yakup T. yakalandı.
Yakup T.'nin, polisin teknik takibinde bulunan bir çete elemanını arayıp olayı anlatması üzerine yakalandığı öğrenildi. Zanlı, ifadesinde, havaya ateş açmadan önce alkol ve uyuşturucu aldığını söyledi.
Adem Doğan'ın vurulmasının üzerinden 10 gün geçtikten sonra yakalanan katil zanlısı Yakup T.'nin bir çete elemanını arayıp, "Taksim'de birisini vurdum. Bana akıl ver. Şimdi ne yapmam lazım?" dediği öğrenildi. Bunun üzerine Yakup T.'nin telefonu da takibe alındı. Yakup T.'nin telefonunun yılbaşı gecesi Taksim Meydanı'ndan sinyal verdiği belirlendi. Polis teknik takip sonucu Yakup T.'nin kullanılan silahın yerini de belirledi. Polis önceki gün 'Boran' adı verilen operasyonla Kağıthane'de tespit edilen adrese baskın düzenleyip Yakup T. ve silahı saklayan Ramazan T.'yi gözaltına aldı. Olay anında Yakup T.'nin yanında bulunan kız arkadaşı Rana A. ise Yenibosna'da bulunan arkadaşının evinde yakalandı. Organize Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sorgulanan Yakup T. ifadesinde olayı itiraf etti. T. polisteki ifadesinde; "Yılbaşı gecesi eğlenmek için kız arkadaşım R. ile birlikte Taksim Meydanı'na gittik. Havai fişekler patlarken kutlamalara katılmak için alkol ve aldığım uyuşturucu hapın etkisiyle silahımla havaya ateş ettim. O esnada bir kişinin yere düştüğünü gördüm. Kız arkadaşım Rana'yı orada bırakarak olay yerinden kaçtım." dedi. Vurduğu kişinin kimliğini ertesi gün televizyondan öğrendiğini anlatan zanlı T. şunları söyledi: "Adem Doğan ölmesin diye çok dua ettim. Allah'a yalvardım. Adımın böyle bir olay nedeniyle duyulmasından utanç duyuyorum." Yakup T.'nin hırsızlık ve adam yaralama, küçük yaşta kızı alıkoyma suçlarından poliste kaydı olduğu bildirildi. İstanbul Emniyeti Organize Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edilen Yakup T., Rana A. ve Ramazan T. savcılıkça sorgulandı. Yakup T.'ye silah temin ettiği iddiasıyla gözaltına alınan R.T., savcı sorgusunun ardından serbest bırakıldı. Suçluyu saklamakla suçlanan Rana A. da mahkemece serbest bırakıldı. Yakup T. ise 'kasten adam öldürmek, ruhsatsız silah bulundurmak ve uyuşturucu madde kullanmaktan' tutuklanarak cezaevine gönderildi.