Trump'ın masasında piyon muamelesi gören devletlerden biri de Ukrayna
M. Yahya Kırımlı / Star Açık Görüş
Ukrayna'da Rusya'nın içinde bulunduğu durum psikoloji literatürü bakımından takıntılı (obsesif) inat, iktisat literatürü bakımdan ise batık maliyet yanılgısı (sunk costfallacy) olarak tanımlanabilir. Ukrayna, Trump nazarında ise Filistin ve başka yerlerde de olduğu gibi, saldırı altındaki koca bir ülke ve halk değil, bir oyuncak veya piyon.
Rusya'nın petrol ve petrol ürünleri satışını engellemek için üçüncü ülkelere yönelik bir dizi yaptırım kararları alan Amerika Birleşik Devletleri, son olarak Eylül 2026'da Rusya'dan petrol ürünleri alanlara yönelik yeni bir yaptırım düzenlemesi kabul etmişti. Birkaç hafta sonra ise bizzat ABD Rusya'dan ucuza dizel yakıt almak üzere bir anlaşmaya vardı. Bu gelişme, ABD içindeki yakıt fiyatlarını düşürme ve nakit sıkıntısı çeken Rusya için nefes alma imkânı vaat ediyordu. Bu kapsamda ABD, Ukrayna'nın artık Rusya rafinerilerini hedef almamasını istedi. Ukrayna ise Rusya rafinerilerini hedef aldığı saldırılarını etkili biçimde sürdürerek, Rusya ve ABD arasındaki dizel ticaretini başlamadan felç etti. Bu durum, ABD Başkanı Donald Trump'ın çok zoruna gitti ve Rusya'nın Kiev'e yönelik son saldırısında Ukrayna'nın erken uyarı imkânlarına ABD tarafından verilen teknik desteğin kesintiye uğraması sonucu füze saldırısı daha etkili oldu.
Trump devleti
ABD Başkanı Trump'ın kendi vatandaşları nezdinde sahip olduğu kamuoyu desteği anketlere göre her geçen ay daha da düşerek ters rekorlar kırarken ABD dış politikası da ülkenin 250 yıllık tarihinde en özgün, 'renkli' ve kısır dönemlerinden birini yaşıyor. Bu durum elbette devlet yönetimini kişiliğinin bir türevi haline getiren Trump'ın eseri. Trump, yalnızca Amerika Birleşik Devletleri'ne değil, dünya gündemine ve tarihine başarıları, yetenekleri ve kişiliği ile damga vurmak istediğini belli etmenin ötesinde vaat ederek ikinci başkanlık dönemine seçilmişti. Ancak ikinci başkanlık döneminin ortasına gelindiğinde vaatlerin tam tersine bir tablo ortaya çıktı.
ABD cari uluslararası siyaset konuları dışında genel göstergeler bakımından da bugünden yakın geleceğe olumsuz bir tablo sergiliyor. Nüfus yaşlanırken orta sınıf daralıyor, çalışan genç nüfusun ev sahibi olması bakımından ABD tarihinin en zor dönemi yaşanıyor. ABD ekonomisinin uzun vadeli beklenti notu sallantıda, ülkenin kamu borç yükü geçtiğimiz aylarda tarihi bir rekor kırdı ve bu borçların ödenmesi (taksitleri) ülke bütçesine on yıllar sürecek bir pranga getiriyor. Gelecek yıllarda kamu harcamalarının kısılması zorunluluğu ortaya çıkması bekleniyor, eğer askeri harcamaları arttırmayı tetikleyen kriz ve çatışmalar yoğun yaşanırsa ABD'nin askeri olmayan alanlardaki kamu harcamaları ve projeleri ciddi bir sekteye uğrayacak. Bu seyir değişmezse ABD'nin önemli bir zayıflama/fetret devriyaşaması neredeyse kaçınılmaz.
Trump'in iç politikaları bakımından da vaatleri önemli ölçüde gerçekleşemedi; göç ve gümrük gücü olarak görev yapan ICE'nin yasal ve ahlaki sınırları zorlayan hatta yer yer çiğneyen eylemleri iç ve dış itibarda bir utanç vesilesi oldu. İktisadi ve toplumsal sorunların çözülmek yerine kötüleşmesi, kendi partisinin ve partisinin kemik seçmeninin dahi Trump'a desteğinin gözle görülür biçimde azalmasına neden oluyor.
Ukrayna'da içinden çıkılamayan durum
Ukrayna, kendisinden kat kat büyük göstergeleri olan saldırgan bir devletin işgal girişimi karşısında beş yıla yaklaşan bir direnişi –öyle veya böyle– başarıyla sürdürüyor. Rusya, ilk işgal girişiminin başladığı 2014'ten beri harcadığı kaynaklarla Ukrayna topraklarının ancak yüzde 20'sine yakın bir kısmını işgal edebildi, fakat Ukrayna'nın iktisadi ve nüfus ağırlığı dikkate alındığında işgalin hacmi açıkça daha küçük. Altyapıyı, temel kaynakları ve sivilleri de hedef alan topyekûn saldırılar altındaki ülkenin iktisadi ve başka bakımlardan, pek çok alanda savaş öncesi kapasitesinin yüzde 90'ını, bazı bakımlardan ise hala yüzde 100'ünü koruduğu, hatta savunma sanayii ve teknolojisi gibi kimi yönlerden savaş öncesinden çok daha iyi bir seviyeye ulaştığı söylenebilir. Ülkenin sivil ve asker kayıpları ile toprak ve altyapı kaybı dışında uzun vadelien önemli sorunu artan borç yükü.
Saldırgan taraf açısından bakıldığında, bugüne kadar Ukrayna sınırları içinde işgal altına aldığı tüm toprakları elinde tutsa ve bu "kazanımlar" bir şekilde yanına kar kalsa bile Rusya'nın kayıplarına değip değmediği şüpheli. Rusya'nın insan gücü kayıplarının, dörtte bir veya beşte biri ölüm olmak üzere milyona yaklaştığı veya bunu aştığı tahmin ediliyor, bu kapsamda hayatını kaybeden askerlerin büyük çoğunluğunun isim listesinin Ukrayna ve müttefiklerinin elinde mevcut olduğuna dair açıklamalar basına yansıdı. Demografik sorunları olan Rusya için bu ölçek görüldüğünden daha büyük. Bu durum, Rusya'nın her türlü yabancı kaynaktan her türlü yöntemle cepheye asker toplama gayretleri ile örtüşüyor.
Sovyetler Birliğinin dağılması ile küresel güç ve kutup olma vasfını kaybeden Rusya, Ukrayna'da yıllarca savaşmasına rağmen rakibine üstünlük kuramadıkça ve git gide derinleşen bir batağa çekildikçe çekinilen bir süper güç olma vasfını da kaybetmeye başladı. İkinci Ukrayna Savaşından hemen önceki (2022 başlarındaki) "potansiyel(li)Rusya" bugünkünden daha büyük caydırıcılık ve yüksek algı sahibi idi. Dünya çapında kıdemli bir boksörün, yerel bir boks antrenörü ile ringe çıktığı maçta attığı her yumruğa karşı yumruk yemesi ne ise, Rusya'nın askeri olarak içinde bulunduğu durum da o. Eğer Rusya'da demokratik ve şeffaf bir sistem olsaydı, hiçbir iktidar böylesi bir saldırı savaşını sürdüremezdi. Rusya'da savaşı sürdürme iradesi Vladimir Putin'in çeyrek asırdan uzun sürede inşa ettiği otoriter sistemine dayanıyor. İki dünya savaşında savaşın son aylarına gelene kadar Alman halkının cephelerdeki gerçeklerden habersiz olması gibi, Rusya halkı da savaşın gerçeklerine büyük ölçüde yabancı. Kapsamlı bir "resmi iç propaganda"(enformasyon faaliyeti) ile çok daha yumuşak, süzülmüş, çarpıtılmış (iyimser) bir cephe algısı oluşturulan ve sürdürülen Rusya kamuoyu, adeta doktor tarafından suni komada uyutulan bir hasta gibi.
Rusya açısından Ukrayna'daki durum "itibarını kurtarma" eşiğini geçti. Artık, bu noktadan sonra Ukrayna'nın bir kısmını ilhak etse bile Rusya'nın zayıflayan itibarı ne ölçüde kurtarılabilir? Rusya'nın içinde bulunduğu durum psikoloji literatürü bakımından takıntılı (obsesif) inat, iktisat literatürü bakımdan ise batık maliyet yanılgısı (sunk costfallacy) olarak tanımlanabilir. Rusya, çok fazla kaynak yatırdığı ve yatırımlarının çoğunu da kaybettiği Ukrayna'da kayıplarını kendi içinde meşrulaştırmak, önemsizleştirmek veya "zararını çıkarmak" gibi niyetlerle geri adım atmaya yanaşmıyor. Kumar masasında kaybettikçe varını yoğunu masaya süren batık bir kumarbaz gibi, 600.000 kilometrekarelik Ukrayna'dan bin kilometrekarelik boş bir arazi veya bir köy kapmak için on binlerce askerini, yüksek bütçeli teçhizatını çatışma sahasına gömüyor. Rusya mutlak üstünlük kuramadıkça varını yoğunu küçük, yerel zaferlere yatırıyor.
Ukrayna ise, savaşın başında en büyük destekçilerinden olan ABD'nin, Trump ile medcezir haline gelen katkılarının belirsizliği sonucunda gücünün çoğunu Avrupa'dan alıyor. Avrupa geri adım atmadıkça Ukrayna'nın lojistik olarak çökmesi mümkün değil, hakeza Ukrayna'da savaşma iradesi iktidara mahsus bir yönelim değil; cephe gerçeklerini daha büyük oranda doğru bilgi ile takip eden Ukrayna halkı da savaşma kararlılığını sürdürüyor. Ukrayna hükümeti, Rusya'nın aksine, halkına rağmen değil, halkıyla birlikte savaşıyor.
Sonuç yerine
Ukrayna-ABD ilişkilerinin iniş çıkışları ve çalkantıları içinde Ukrayna'nın belirleyiciliği çok düşük. Devletin uzun vadeli çıkarlarıyla ve bir ölçüde değerlerle şekillenmesi gereken dış politika, liderin şahsiyeti ile özdeşleştikçe uzun vadeli olma niteliğini kaybetmeye mahkûm. Üstelik özdeşleştiği liderin şahsiyetinin zayıf yönleri de bu dış politikanın temellerini zayıflatıyor. Girişken, cüretkâr, enaniyetli ve kurnaz bir ticaret adamı olarak geçmişte ABD'de ve hatta dünya çapında iyi ve kötü yönleriyle ün kazanmış olan Trump, iddialı tavırlarına rağmen dünyayı umursamıyor veya okuyamıyor ve anlayamıyor; ABD'nin güvenilirliğini ve itibarını düşürüyor, üstelik müttefiklerini yakınlaştırmak yerine şüphe içinde uzaklaşmaya itiyor. İkinci başkanlık döneminin ortasına geldiğinde; saygınlık çağrıştırmayan, zafer getiremeyen, başarılarıyla anılmayan, karizması yerine eksantrik kişiliği ile öne çıkan bir figür olabildi. Ukrayna ise Trump nazarında, Filistin ve başka yerlerde de olduğu gibi,saldırı altındaki koca bir ülke ve halk değil, bir oyuncak veya piyon. Tüm bu dengeler bir araya geldiğinde aslında konu ne Ukrayna, ne Rusya; yalnızca Trump'ın kişiliği. Böyle bir profil sunan Trump, gerek başkanlığının ilk döneminde, gerekse ikinci döneminde seçimi kazanırken belki de kendi başarılarından çok hamasetin ve hasımlarının başarısızlığının ekmeğini yiyordu. Özü itibarıyla ABD'nin iç siyasetinin konusu olan bu dengeler, diğer ülkeleri olduğu gibi Ukrayna'yı da kendi kader ve iradesine yabancılaştırıyor. Tüm bunların üzerine Ukrayna ile Rusya arasında Trump'ın dayatabileceği bir barış veya ateşkes; zayıf temelli, adaletsiz ve zorlama olması halinde kalıcı olma ihtimali taşımıyor.

