"Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye elbette kadirdir"

"Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye elbette kadirdir"

Kendilerine savaş açılan Müslümanlara, haksızlığa uğramış olmaları sebebiyle savaşma izni verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye elbette kadirdir. Hacc/39

Bu ayet (39), hicretten sonra birinci yılın Zil-Hicce ayında savaşmaya verilen iznin yer aldığı ilk Kur'an ayetidir. Daha sonra H. 2. yılın Recep ve Şa'ban ayında Bakara Suresi'nin 190, 191, 193, 216 ve 244. ayetleriyle de savaş emri verilmiştir.

"... şüphesiz Allah onlara yardım etmeye kadirdir." Bu teminat, o dönemde savaş güçleri çok zayıf olan -Medineli müslümanlar ve Muhacirlerle birlikte en fazla bin kişi- müminlerin cesareti için gerekliydi. Diğer taraftan Kureyş'in gücü ise çok büyüktü. Bunun yanısıra diğer bütün müşrik Araplar da onları destekliyordu. Daha sonra Yahudiler de onlara katılmıştı. Bu nedenle bu teminat çok zaruriydi ve kafirlere yapılan tehdit de çok önemliydi. Çünkü bu, onların az sayıdaki müslümanlarla değil, Allah'la savaştıklarını söylemek demekti.

​İbn Kesir (Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm) tefsirinde bu ayeti özetle şu esaslarla açıklar:

​1. Nüzul Sebebi (İniş Nedeni)

​Mekke Dönemindeki Durum: İbn Kesir, İbn Abbas (r.a.) ve müfessirlerden nakille aktarır ki; Mekke döneminde müşrikler Müslümanlara eziyet ve işkence ederken, Müslümanlar Hz. Peygamber’e gelip şikâyet eder, karşılık vermek için izin isterlerdi. Hz. Peygamber ise onlara: "Ben sabretmekle emrolundum, henüz savaşmama izin verilmedi" buyurur ve onları sabra davet ederdi.

​Hicret ve İznin Çıkışı: Müşriklerin baskıları dayanılmaz boyuta ulaşıp Müslümanları Mekke’den sürgün etmelerinden (Hicret) sonra bu ayet nazil oldu.

​Hz. Ebû Bekir’in Tepkisi: Hz. Ebû Bekir (r.a.), Müslümanlar Mekke’den çıkarıldığında: "Peygamberlerini çıkardılar! Şüphesiz helak olacaklar"İ demiş, bu ayet inince de: "Anladım ki savaş meydana gelecektir" buyurmuştur.

​2. Ayetin Tefsirindeki Temel Vurgular

​İbn Kesir, ayette geçen "İzin verildi" ifadesinin, İslam tarihinde savaş hususunda indirilen ilk izin ayeti olduğunu belirtir. Bu ayetten sonra Bedir Savaşı ve müteakip gazvelere giden süreç başlamış, savaşın hükmü netleşmiştir.

​Mazeret ve Sebeb: Zulme Uğramış Olmak: Ayetteki "haksızlığa uğramış olmaları sebebiyle" buyruğu, savaş izninin keyfî olmadığını; Müslümanların yurtlarından çıkarılması, işkence görmesi ve inançlarından dolayı zulme maruz kalmalarının meşru bir savunma hakkı doğurduğunu gösterir.

​İlahi Yardım Sözü: "Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye elbette kadirdir" kısmı, Müslümanların sayıca veya imkânca az olsalar bile, haklı davalarında Allah'ın yardım ve zaferine mazhar olacaklarının teminatıdır.

​Özetle İbn Kesir’in Yaklaşımı

​İbn Kesir’e göre bu ayet, Mekke’deki "pasif direniş ve sabır" döneminin sona erip, Medine’deki "meşru müdafaa ve hakkı müdafaa" döneminin başladığını ilan eden tarihi bir dönüm noktasıdır.

İBNİ KESİR TEFSİRİ


Zemahşerî’nin bu ayetle ilgili öne çıkardığı temel hususlar şunlardır:

​1- Müsamaha Döneminden Kıyam (Savaş) Dönemine Geçiş

​Zemahşerî, ayette gizli/hazfedilmiş bir ifadenin bulunduğunu belirterek (hazif sanatı) ayetin takdirî anlamını şöyle açıklar:

​Eski Hükmün Yürürlükten Kalkması: Mekke döneminde Müslümanlar kendilerine yapılan işkence ve baskılara karşı sabretmekle, af ve müsamaha göstermekle yükümlüydüler.

​Cihat İzninin Doğuşu: Bu ayetle birlikte önceki "affetme ve sabretme" hükmü kaldırılmış ve Müslümanlara meşru müdafaa hakkı tanınmıştır.

​2- Savaş Sebep ve İlletinin Belirtilmesi

​Ayette geçen بِأَنَّهُمْ ظُلِمُوا (bi-ennehum żulimû) ifadesindeki بـ (bâ) harf-i cerini inceleyen Zemahşerî, buradaki sebeplilik vurgusunu şöyle detaylandırır:

​Savaş izni nedensiz veya sebepsiz bir hiddetle verilmemiştir; iznin gerekçesi ve illeti, Müslümanların haksız yere zulme uğramış, yurtlarından sürülmüş ve baskı altına alınmış olmalarıdır.
​Bu ifade, Müslümanlara sunulan iznin bir adalet ve hakkı teslim etme eylemi olduğunu gösterir.

​3- Vaad ve İlahi Güç Vurgusu

​Ayetin sonundaki "Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye elbette kadirdir" kısmını değerlendiren Zemahşerî, şu hususlara dikkat çeker:

​Bu cümle, Müslümanların yüreğine su serpen ve zihinlerdeki endişeyi gideren bir vaad (va'd-i ilâhî) niteliğindedir.

​Müslümanlar o esnada sayıca az, silahsız ve zayıf durumdaydılar. Zemahşerî'ye göre Cenâb-ı Hak bu ifadeyle, zaferin sayı veya askeri üstünlükle değil, Kendi kudreti ve yardımıyla gerçekleşeceğini haber vererek müminlerin cesaretini pekiştirmiştir.

​Özetle Zemahşerî’nin Yaklaşımı

​Zemahşerî, İbn Kesir gibi tarihi nakillerden ziyade Metin Dil bilimi (Edebî-Belâğî analiz) önceliğiyle hareket eder. Ona göre bu ayet; affetme yükümlülüğünün sona erip, zulme uğrayan tarafa meşru savunma hakkının tanındığı hukuki ve dili mükemmel şekilde örülmüş bir kırılma noktasıdır.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir