Soykırımcı İsrail’de 26. Knesset seçimleri öncesinde siyasi tablo

Soykırımcı İsrail’de 26. Knesset seçimleri öncesinde siyasi tablo

Mustafa Mansur, 26. Knesset seçimleri öncesinde İsrail siyasetindeki karmaşık tabloyu, Netanyahu hükûmetinin karşı karşıya olduğu sorunları ve muhalefetin iktidar arayışını mercek altına alıyor.

İsrail’de 26. Knesset Seçimleri Öncesinde Siyasi Tablo

Mustafa Mansur / Fokus+


27 Ekim 2026’da yapılması planlanan 26. Knesset seçimleri öncesinde İsrail siyasetindeki karmaşık tabloyu tek kelimeyle anlatmak gerekirse, bu kelime “Başarısızlık” olurdu. Bu ifade hem Binyamin Netanyahu liderliğindeki mevcut hükûmet hem de farklı siyasi ve ideolojik görüşlere sahip olmalarına rağmen aşırı sağcı hükûmeti eleştirmekten vazgeçmeyen muhalefet için geçerli.

Hükûmetin başarısızlığı, Netanyahu’nun seçimleri erteleme ya da sekteye uğratma girişimlerinin sonuçsuz kalmasında görülüyor. Netanyahu, Gazze ve Lübnan’daki savaş hâlini sürdürerek askerî gerilimi artırmaya çalıştı. Bununla birlikte ABD ile İran arasındaki ateşkesi başarısızlığa uğratmak için sürekli girişimlerde bulundu. Lübnan’la ateşkesin uygulanmasını da yalnızca kendi çıkarlarına hizmet eden ve savaş hâlinin devam etmesini sağlayan bir çerçeve anlaşma ortaya çıkana kadar geciktirdi. Netanyahu, bu anlaşmayı yeni bir zafer olarak sunmayı amaçladı.

Ancak tüm bu girişimlerine rağmen Netanyahu, İsrail’in ulusal güvenliğini savunmak için savaşların yönetimine odaklanılması gerektiği gerekçesini kullanarak seçimleri ertelemeyi ya da iptal ettirmeyi başaramadı.

Öte yandan muhalefet, Netanyahu’nun iktidarda bulunduğu süre boyunca hükûmeti düşürmeye ve erken Knesset seçimlerine gidilmesini sağlamaya çalıştı. Muhalefet liderleri ittifaklar kurdu; toplumdaki sert gerilimleri, giderek kötüleşen ekonomik tabloyu ve farklı cephelerde açık bir hedef ya da kesin bir zafer olmadan sürdürülen savaşları gündeme taşıdı. Savaşların sonuçları ve ülkeyi nereye götürdüğü İsrail toplumunda ciddi tartışmalara yol açsa da muhalefet hükûmeti düşürmeyi ve seçim tarihini öne çekmeyi başaramadı.

Seçim takvimi hem hükûmet hem muhalefet için sınav

Seçimlerin normal tarihinde yapılacak olması hem hükûmet hem de muhalefet açısından önemli bir sınav niteliğinde. Bununla birlikte Netanyahu hükûmetinin zamanından önce düşürülememesi, sınırlı da olsa Netanyahu açısından bir zafer sayılabilir. Netanyahu’nun seçim kampanyası boyunca bu durumu siyasi başarı olarak sunmaya çalışacağı açık.

Ancak Netanyahu da bu zaferin eksik kaldığını biliyor. Çünkü önümüzdeki seçimler ciddi riskler taşıyor ve Netanyahu’nun siyasi geleceğini sona erdirebilecek bir maceraya dönüşebilir. Netanyahu, İsrail’i bu savaşlara sürüklemeden önce verdiği sözlerin hiçbirini yerine getiremedi. Savaşlar, bütün dosyaların çözümsüz ve açık kalmasıyla başladığı noktaya geri döndü.

Gazze halkı, maruz kaldığı yıkıma ve soykırım savaşına rağmen hâlâ kendi topraklarında bulunuyor. Gazze halkının yerinden edilmesine yönelik plan başarıya ulaşmadı. İslami Direniş Hareketi Hamas’ın oluşturduğu tehdidin etkisi azalmış olsa da tamamen ortadan kalkmadı.

Lübnan’da ise Hizbullah varlığını sürdürüyor. Dahası örgüt, Lübnan siyasetindeki güç denkleminde hâlâ göz ardı edilemeyecek bir unsur. Hizbullah’tan kaynaklanan tehdidin de tamamen ortadan kalktığı söylenemez.

İran ise Netanyahu’yu denklemin dışına çıkardı ve Netanyahu’nun bölgedeki destekçisiyle doğrudan müzakere etmeye başladı. Hatta Donald Trump bile 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş öncesinde olduğu gibi Netanyahu’yu dinlemiyor. İkili arasındaki ilişkilerde yaşanan gerilim, Trump’ın Netanyahu’nun askerî operasyonları yönetme biçimini sert şekilde eleştirmesine kadar vardı.

İsrail’de seçimler 38 yıl sonra ilk kez zamanında yapılacak

Seçim tarihi artık kesinleşmiş ve değiştirilmesi zor bir gerçek hâline gelmiş durumda.

Knesset çalışmalarını yakından takip eden gazeteci, ekonomi ve siyaset yorumcusu Zvi Zerahia’nın aktardığına göre, İsrail’de seçimler 1988’den bu yana ilk kez, yani 38 yıl sonra, başlangıçta ilan edilen tarihte yapılacak. Seçimlerin 27 Ekim 2026’da düzenlenmesi, yeni Knesset üyelerinin ise 10 Kasım’da yemin etmesi planlanıyor.

Netanyahu hükûmeti aynı zamanda 1974’ten bu yana, yani 53 yıl sonra görev süresini tamamlayan ilk İsrail hükûmeti olacak.

Knesset Genel Kurulu’nun bu süreçte çeşitli kesimlere yönelik bir dizi yasayı kabul etmesi bekleniyor. Bunlar arasında Tevrat öğrenimini düzenleyen temel yasa, askerlikten kaçan dinî öğrencilerin tutuklanmasının dondurulmasına ilişkin yasa, kaşrut olarak bilinen dinî gıda uygunluğu onayında hahamlığın tekelinin yeniden kurulmasını öngören yasa, başsavcılık makamının bölünmesine ilişkin düzenleme, yayıncılık yasası ve seçim yasaları bulunuyor.

Knesset Hukuk Müşaviri Avukat Sagit Afik, birkaç ay önce yaptığı değerlendirmede, seçimlerin resmî tarihi olan 27 Ekim’de yapılması durumunda Knesset’in 17 Temmuz’da feshedilmesi gerektiğini belirtmişti.

İktidar koalisyonu ise kısa süre önce seçimlerin bir gün öne alınarak 26 Ekim’de yapılmasını talep etti. Bu talebin arkasında, Değişim Bloğu partilerinin seçim kampanyalarında “7” rakamı ile “Ekim” kelimesini yan yana kullanmasını önlemek ve seçmenlere 7 Ekim katliamını hatırlatmamak bulunuyor.

Knesset’in feshedilmesiyle birlikte hükûmet, görev süresi sona ermiş bir geçiş hükûmetine dönüşecek. Bu durumda hükûmet, üst düzey görevlere yapılacak atamalarda daha ölçülü hareket etmesini gerektiren kurallara tabi olacak.

Netanyahu İsrailli seçmeni nasıl ikna edecek?

Knesset’in feshedilmesinden yeni üyelerin yemin etmesine kadar seçim takviminin tamamı belirlenmiş durumda. Peki, Netanyahu bu gerçekle nasıl başa çıkacak? İsrailli seçmene ne sunacak? Hükûmetinin bütün zorluklara rağmen hem askerî hem de ekonomik başarılar elde ettiğine seçmeni nasıl ikna edecek?

Buna karşılık farklı siyasi çizgilere sahip muhalefet partileri Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırmak için nasıl bir performans sergileyecek? Muhalefet, hükûmetin icraatlarına yönelik güçlü toplumsal eleştirileri ve devlet kurumlarına duyulan güvenin azalmasını nasıl kullanacak? İsrailli seçmenin ülke yönetimini kendisine teslim etmesi için nasıl yeni bir siyasi teklif ortaya koyacak?

Şimdiye kadar yapılan kamuoyu araştırmaları, seçimlerin geleceğine ilişkin gerçek bir gösterge sayılabilir mi?

Netanyahu’nun kampanyasının merkezinde savaş olacak

Netanyahu’nun aşırı sağcı hükûmeti açısından savaş hâlinin bu seçimlere damga vuracağına şüphe yok. Bu seçim, Netanyahu’nun şimdiye kadar girdiği en zorlu siyasi mücadelelerden biri olacak.

Savaş nedeniyle ertelenen önemli meseleler birikmiş durumda. Netanyahu’nun liderliğini yaptığı Likud Partisi içinde bazı ayrılıklar ortaya çıktı. Öte yandan rakipleri, özellikle askerlikten muaf tutulmaları konusunda Haredilere tamamen boyun eğmekle suçladıkları Netanyahu’ya karşı çıkıyor.

Netanyahu hükûmeti, siyasi stratejisi doğrultusunda İsrail’in düşmanlarından kaynaklanan sürekli tehdit anlatısını öne çıkarmaya çalışacak. Bu anlatıya göre İsrail’in ulusal güvenliğinin korunması için ülke içinde ya da dışında bulunan düşmanlarla mücadeleye her zaman hazırlıklı olunması gerekiyor.

Hükûmet ayrıca başlattığı savaşların, muhalefetin iddia ettiği gibi kişisel hesaplarla alınmış tercihler değil, yerine getirilmesi gereken kutsal bir görev olduğunu savunacak. İsrail yönetimi, söz konusu düşmanlara karşı büyük zaferler elde ettiğini ve bu güçleri tamamen ortadan kaldırmamış olsa bile oluşturdukları tehdidi önemli ölçüde azalttığını öne sürecek.

İsrail vatandaşları, savaş harcamalarının yol açtığı devasa mali baskılar nedeniyle toplumsal ve ekonomik açıdan büyük sıkıntılar yaşamış olsa da hükûmet, vatan savunmasının bütün kesimlerin fedakârlık yapmasını gerektirdiğini ileri sürecek.

Netanyahu’nun seçim kampanyasının dayandığı bir başka önemli unsur da İsrail’i ve vatandaşlarını koruma kapasitesi olacak. Netanyahu cephesi, mücadeleci tavrının ve düşmanlarla karşı karşıya gelme konusundaki cesaretinin İsrailli seçmeni yeniden kendisini ve yeni koalisyonunu desteklemeye yönelteceğine inanıyor.

Netanyahu’nun rakiplerinde bu özelliklerin bulunmadığı savunulacak. Çünkü söz konusu rakipler savaşlara karşı çıkmış ve Netanyahu’nun kesin bir askerî caydırıcılık hedefine ulaşmasından önce, esir takası meselesinde olduğu gibi, defalarca müzakerelerin kabul edilmesi çağrısında bulunmuştu.

Bennett ve Lapid Netanyahu’ya karşı birleşti

Muhalefet ise bu seçimleri Netanyahu’dan ve aşırı sağcı hükûmetinden kurtulmak için önemli bir fırsat olarak görüyor.

Eski Başbakan Naftali Bennett bu yaklaşımı açık biçimde dile getirdi. Bennett, eski Başbakan ve İsrail muhalefetinin lideri Yair Lapid ile yaklaşan seçimlerde Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırmak amacıyla ittifak kurduğunu açıkladı.

İki lider, “Birlikte” anlamına gelen “Beyahad” adlı ortak listeyle seçimlere katılacak. Bennett, The Times of Israel gazetesine verdiği röportajda şu ifadeleri kullandı: “Varlığımız açısından kritik bir dönemdeyiz. Bu hükûmetle dört yıl daha geçirirsek ekonomimiz de toplumumuz da kalmayacak. Harediler meselesi hepimizi yok edecek. Uluslararası alanda hiçbir itibarımız kalmayacak. Bu nedenle şimdi harekete geçmek zorundayız.”

Bennett, Netanyahu’nun Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich’in açıklamaları ve eylemleriyle İsrail’e uluslararası alanda büyük zarar verdiğini bildiğini de söyledi. Bennett’e göre söz konusu açıklamalar İsrail’in gerçek çıkarlarına hizmet etmiyor, yalnızca önemsiz siyasi hesaplardan kaynaklanıyor.

Bennett sözlerini şöyle sürdürdü: “Netanyahu yalnızca bu alanda değil, birçok alanda zafer kazanma kapasitesini kaybetti. Örneğin yedi cepheli bir savaş olarak adlandırdıkları sürecin içindeyiz. Yeterli sayıda askerimiz yok. Buna rağmen Netanyahu, aşırı dinci kesimlerden 20 bin askeri orduya katamıyor.”

“Uzun süreli savaş hiçbir zaman İsrail’in temel ilkelerinden biri olmadı. Uzun savaş İsrail toplumunu, yedek askerleri ve ekonomiyi zayıflatıyor. Aynı zamanda uluslararası konumumuza ciddi zarar veriyor.”

Bennett, seçilmesi hâlinde nasıl bir İsrail hedeflediğini ise şu sözlerle anlattı: “İsrail’e ilişkin vizyonum, İsrail topraklarında Yahudi halkı için güvenli ve örnek bir devlet kurulmasıdır. Davranışlarımızla da örnek olmalıyız. Ancak bugün bundan çok uzağız. Şu anda birçok kişi bizden nefret ediyor. Bunun önemli bir bölümü haksızlık. Daha önce de söylediğim gibi, 8 Ekim, hükûmet bütün bu aptallıkları yapmadan önceydi.”

Bennett, bütün vatandaşların eşitliği konusunda da şu ifadeleri kullandı: “Bana oy verenlerin de vermeyenlerin de başbakanı olacağım. Arapların, Dürzilerin ve Haredilerin de başbakanı olacağım. Vatandaşlarımın hiçbirinden nefret etmeyeceğim. Bugün İsraillilerin yarısının hissettiği gibi, İsrail’de hiçbir vatandaşın benim kendisine karşı olduğumu hissetmesini istemiyorum.”

Gadi Eisenkot anketlerde Netanyahu ve Bennett’in önünde

Netanyahu seçimlerde yalnızca Bennett ve Lapid liderliğindeki “Birlikte” listesiyle karşı karşıya kalmayacak.

Seçim denklemine, İsrail’de son dönemde yapılan kamuoyu araştırmalarında hem “Birlikte” listesinin hem de Likud Partisi’nin önüne geçtiği görülen bir başka güçlü isim daha girdi. Bu isim, eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot.

Haaretz gazetesinin yayımladığı, Kanal 12 tarafından yaptırılan ve 13 Temmuz 2026 Pazartesi akşamı açıklanan kamuoyu araştırmasına göre Gadi Eisenkot liderliğindeki Yashar Partisi 23 milletvekilliğiyle gücünü koruyacak.

Araştırma, İsrail’in önde gelen araştırma ve kamuoyu yoklama kuruluşlarından Midgam Enstitüsü tarafından gerçekleştirildi. Manu Geva’nın başkanlığındaki enstitünün telefon ve internet üzerinden yaptığı araştırmaya 504 kişi katıldı. Araştırmanın hata payı yüzde 4,4 olarak açıklandı.

Ankete göre Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi’nin oyları gerileyecek ve parti 22 milletvekilliği kazanacak.

Muhalefet bloğu, Kanal 12’nin bir önceki araştırmasına göre sandalye sayısını artırarak 69 milletvekilliğine ulaşırken, iktidar koalisyonundaki partiler 51 sandalyede kalacak.

Bununla birlikte son dönemde yapılan diğer kamuoyu araştırmalarında da görüldüğü üzere, Yahudi muhalefet partilerinin Arap partileri olmadan parlamentoda çoğunluk elde etmesi mümkün görünmüyor.

Anketlere göre partilerin sandalye dağılımı

Kamuoyu araştırmasına göre Naftali Bennett liderliğindeki Birlikte Partisi 16 milletvekilliğini koruyacak.

İsrail Evimiz Partisi bir sandalye kazanarak 10 milletvekilliğine ulaşacak. Demokratlar Partisi de 10 sandalye elde edecek.

Otzma Yehudit Partisi bir sandalye kaybederek sekiz milletvekilliğine gerileyecek. Şas Partisi ile Birleşik Tevrat Yahudiliği Partisi de sekizer milletvekilliği kazanacak.

Dinî Siyonizm Partisi’nin beş sandalye elde etmesi bekleniyor.

Hadash-Ta’al listesi, yani Barış ve Eşitlik İçin Demokratik Cephe ile Arap Değişim Hareketi ittifakı, bir sandalye kaybederek beş milletvekilliğine düşecek. Ra’am, diğer adıyla Birleşik Arap Listesi de beş milletvekilliği kazanacak.

Bazı partiler ise seçim barajını aşamayacak. Seçim barajı, herhangi bir partinin ya da seçim listesinin Knesset’e girebilmesi için geçerli oyların en az ne kadarını alması gerektiğini ifade ediyor. İsrail’de bu oran hâlen geçerli oyların yüzde 3,25’i seviyesinde.

Yedekler Partisi Başkanı Yoaz Hendel ile milletvekili Hili Tropper’in partisi yüzde 2,9’da kalıyor.

Benny Gantz liderliğindeki Mavi-Beyaz Partisi yüzde 1,4; Balad, diğer adıyla Ulusal Demokratik Birlik Partisi ise yüzde 0,9 oranında oy alıyor.

Bu üç parti, son kamuoyu araştırmalarının hiçbirinde seçim barajını aşamadı.

Seçimlere yabancı müdahale riski

Son olarak seçim sürecine ilişkin bir başka önemli boyut daha bulunuyor.

Haaretz’in önde gelen siber güvenlik muhabirlerinden Omer Benjakob’un, Devlet Denetçisi raporuna ilişkin analizinde belirttiğine göre yaklaşan seçimler yabancı ülkelerin müdahalesine açık olabilir.

Devlet Denetçisi’ne göre yabancı etki ağları yaklaşık on yıldır İsrail’de faaliyet gösteriyor. Ancak hükûmetin bu ağlarla mücadele etmek için etkili bir politikası ya da mekanizması bulunmuyor.

Devlet Denetçisi raporunda, İsrail İç Güvenlik Servisi Şin-Bet’in seçimlere yönelik yoğun hazırlıklara ancak geçen ocak ayında başladığı belirtildi.

Öte yandan Ulusal Güvenlik Konseyi ile Ulusal Siber Güvenlik Müdürlüğünün Ağustos 2025’te konuyla ilgilenmeyi bıraktığı kaydedildi.

Hazırlanan tek ulusal eylem planı ise bir yıl boyunca Başbakanlık makamında bekletildi ve hiçbir zaman incelenmedi.

Ayrıca Knesset Devlet Denetim Komitesi’ne bağlı bir alt komisyon, ulusal güvenlikle ilgili gerekçeleri öne sürerek raporun tamamının yayımlanmasını engelledi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir