Soykırım ekonomisi ve küresel suç ortaklığı

Mehmet Rakipoğlu, Albanese’nin BM raporları üzerinden Gazze’deki şiddetin hukuki, yapısal ve ekonomik boyutlarıyla kurumsal bir soykırım düzenine işaret ettiğini aktarıyor.

Mehmet Rakipoğlu / Fokusplus

Gazze Soykırımı ve Akademi- IV

Gazze soykırımı sadece akademik yazında yer bulmakla kalmamış, mevcut uluslararası sistemin temel yapı taşı olarak kabul edilen Birleşmiş Milletler (BM) ve buna bağlı kurumsal mekanizmalarını da etkilemiştir. 7 Ekim 2023 sonrası dünya, BM yapısının kurumun içinden eleştirildiği, İsrail merkezli şiddet ve terörün gün yüzüne çıktığı yeni bir döneme girmiştir. Tam da bu noktada Siyonist saldırganlığın Gazze’yi karanlığa çevirdiği ve bu “Karanlıktan Doğan Tanıklık” isimli kitap önemli bir yer edinmiştir.


A Moon Will Rise from the Darkness: Reports on Israel’s Genocide in Palestine, sıradan bir akademik monografi olarak doğmamıştır. Aksine, kitabın varoluş gerekçesi bizzat içinde bulunduğu siyasi konjonktürün ürünüdür. Uluslararası hukuk uzmanı ve BM Özel Raportörü Francesca Albanese’nin Mart 2024 ile Haziran 2025 arasında BM İnsan Hakları Konseyi’ne sunduğu üç resmi raporu bir araya getiren bu derleme, kurumsal belgeler için alışılmadık derecede geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmayı hedeflemektedir. Dolayısıyla bu eser BM arşivlerinden hareketle ispatlanan İsrail soykırımını ele almaktadır.

Albanese’nin entelektüel biyografisi, kitabın içeriğiyle derinden örtüşmektedir. Georgetown Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Albanese, Filistinli mültecilerin uluslararası hukuktaki statüsü üzerine kapsamlı çalışmalar yapmış; 2022’den bu yana BM Özel Raportörü olarak 1967’den bu yana işgal altındaki Filistin topraklarındaki insan hakları durumunu belgelemektedir. Kitabın editoryal kadrosu da bu tarihsel birikimi yansıtmaktadır: Lex Takkenberg, UNRWA’da otuz yıl görev yapmış kıdemli bir uzman; Mandy Turner ise çatışma ve barış çalışmaları alanında tanınan bir araştırmacıdır. Önsöz ise daha önce aynı görevi üstlenmiş üç eski BM Özel Raportörü — Richard Falk, John Dugard ve Michael Lynk — tarafından kaleme alınmış olup Albanese’nin raporlarını onlarca yıllık kurumsal bir soruşturma geleneğinin içine yerleştirmektedir.

Kitabın yayımlanma kararını hızlandıran iki kritik siyasi gelişme ön söze yansıtılmıştır. Birincisi, ABD’nin Temmuz 2025’te Albanese’ye yaptırım uygulamasıdır — bu, bir BM yetkilisine karşı atılmış tarihsel açıdan emsalsiz bir adım olarak kayıt altına alınmaktadır. İkincisi ise ABD’nin UNRWA’yı feshetme niyetini açıklamasıdır. Bu iki gelişme, kitabın bir susturma girişimine karşı kolektif bir direniş pratiği olarak biçimlendiğini ortaya koymaktadır. Kitaptan elde edilen tüm telif gelirleri UNRWA’ya bağışlanmaktadır. Başlık ise Filistinli şair Mahmut Derviş’in dizelerinden ilham alınarak seçilmiştir:

“Karanlıktan bir ay doğacak” — en derin kırılganlık anında bile umudun sürdürülebilirliğine dair sembolik bir tutum alış.

Soykırımın anatomisi: Hukuki eşiği aşmak

Kitabın birinci bölümü, “Bir Soykırımın Anatomisi” başlıklı raporu (A/HRC/55/73, Mart 2024) barındırmaktadır. Bu rapordan oluşan bölüm, 7 Ekim 2023 sonrasının ilk altı aylık dönemini konu alarak Soykırım Sözleşmesi çerçevesinde soykırımın hukuki eşiğinin aşılıp aşılmadığını sorgulamaktadır. Albanese, sistematik öldürme, kitlesel yerinden edilme, altyapının kasıtlı olarak tahrip edilmesi ve Filistinlilerin insanlık dışı söylemlerle hedef alınması gibi pratikleri 1948 Sözleşmesi’nin kriterleriyle tek tek karşılaştırarak soykırımın salt bir şiddet eşiği meselesi olmadığını; aynı zamanda bir niyet meselesi olduğunu vurgulamaktadır. Bu analizde en kritik kavramsal gerilim, “kitlesel kıyım” ile “soykırım” arasındaki ayrımda düğümlenmektedir; Albanese, belgelenen örüntülerin rastlantısal değil, sistematik bir imha niyetine işaret ettiğini öne sürmektedir. Bu bölümde Albanese yalnızca bir dönemin fotoğrafını çekmekle kalmamış; aynı zamanda devletlere uluslararası hukuktan doğan yükümlülükleri — Soykırım Sözleşmesi, Roma Statüsü ve Cenevre Sözleşmeleri — hatırlatarak harekete geçme çağrısında bulunmaktadır.

Sömürgeci silme olarak soykırım

İkinci bölüm, “Sömürgeci Silme Olarak Soykırım” başlıklı rapora (A/79/384, Ekim 2024) ayrılmıştır. Bu metinde Albanese, çerçeveyi genişleterek 7 Ekim’den önceki dönemde İsrail’in sistematik soykırım, etnik temizlik ve işgal politikalarına odaklanmaktadır. BM Genel Sekreter’i António Guterres’in ‘7 Ekim’in bir boşlukta değil, Filistin halkını boğan 56 yıllık işgal ortamında meydana geldiği” minvalindeki ifadelerine benzer biçimde bu bölümde temel olarak Gazze’de yaşananların, özgün bir savaş dönemi trajedisi olarak değil; onlarca yıllık işgal, toprak müsaderesi, demografik mühendislik ve kimlik silme pratiklerinin mantıksal devamı olduğu argüman edilmektedir. Bu noktada Albanese, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ü de kapsama alarak bu şiddetin coğrafi olarak genişleme potansiyeline dikkat çekmektedir.

Bu bölümün en kritik hukuki müdahalesi, İsrail’in “meşru müdafaa hakkı” söylemine yönelik sistematik itirazıdır. Albanese, İsrail’in işgalini yasa dışı ilan eden Uluslararası Adalet Divanı’nın Temmuz 2024 tarihli danışma görüşüne dayanarak bu söylemin hukuken sürdürülemez olduğunu savunmaktadır. Bu anlamda yasa dışı bir işgali sürdüren İsrail’in uluslararası hukuk çerçevesinde meşru müdafaa iddiası kendisi içerisinde tartışmalı bir zemine barındırmaktadır. “Sömürgeci silme” kavramı, Albanese’nin analizindeki merkezi teorik ve kavramsal çerçevedir. Buna göre, İsrail işgali tarihi Filistin toprakları üzerindeki salt bir toprak uyuşmazlığını değil, bir halkın varlığını, tarihini ve kimliğini ortadan kaldırmaya yönelik yapısal bir projeyi tanımlamaktadır.

İşgal ekonomisinden soykırım ekonomisine: Kurumsal suç ortaklığı

Kitabın üçüncü ve en özgün bölümü, “İşgal Ekonomisinden Soykırım Ekonomisine” başlıklı raporu (A/HRC/59/23, Haziran 2025) içermektedir. Albanese bu bölümde odağını askeri operasyonların ötesine taşıyarak şiddetin ekonomi politiğini ele almaktadır. Raporda Google, Microsoft, Lockheed Martin ve Amazon dahil altmıştan fazla çok uluslu şirket, Filistinlilere yönelik politikalarla doğrudan ya da dolaylı bağlantılı kurumsal aktörler olarak tespit edilmektedir; bu listenin temsili bir örneklem olduğu ve gerçek ağın çok daha geniş olduğu vurgulanmaktadır.


BM Özel Raportörü Francesca Albanese

Bu çerçeve, kitabın soykırım tartışmasına en özgün katkısını oluşturmaktadır. Albanese’nin “suç ortaklığı (complicit)” kavramı, yalnızca devlet aktörlerini değil, akademik kurumları, silah tedarikçilerini, teknoloji şirketlerini ve ticaret örgütlerini de kapsayacak biçimde genişlemektedir. Buna göre soykırım, yalnızca tetikçinin ve emreden komutanın değil; bu yapıyı kârlı bulan, sürdüren ve olanaklı kılan tüm kurumsal aktörlerin sorumluluğunu gündeme getiren kolektif bir suç olarak kavramsallaştırılmaktadır. Bu bölümde Albanese cesur bir çağrı ile iş dünyası liderlerine doğrudan bir uyarı yaparak İsrail işgaline ortak olmamalarını dile getirmektedir. Nitekim uluslararası suçlarla bağlantılı faaliyetlerden çıkar sağlamak, hukuki yaptırım riskini beraberinde getirmektedir.

Sonuç olarak, kitabın soykırım tartışmasında öne çıkaran en önemli nokta, İsrail’in varlığını Filistin’de devam eden soykırım, etnik temizlik ve ilhak-işgalle özdeştirmesidir. Bu anlamda A Moon Will Rise from the Darkness’ın temel sorunsalı, soykırım kavramının tarihsel derinliği, hukuki tanımı ve ekonomi politiğiyle eşzamanlı olarak ele alınmasıdır. Albanese, üç raporda birbirini tamamlayan üç eksen kurmaktadır. Birincisi, soykırımın hukuki eşiğinin karşılandığına dair sistematik kanıt; ikincisi, bu şiddetin onlarca yıllık sömürgeci silme pratiğinin ürünü olduğuna dair yapısal çözümleme; üçüncüsü ise soykırımı olanaklı kılan kurumsal ağların ekonomik anatomisi.

Kitabı alanındaki diğer çalışmalardan ayıran birkaç etken vardır. Her şeyden önce raporlar, BM sistemi içinde üretilmiş belgelerdir; dolayısıyla uluslararası kurumsallık içindeki diyaloğun hem ürünü hem de nesnesidirler. Öte yandan kitabın belgeleme pratiğini bizzat bir siyasi eylem olarak konumlandırması açısından takdir edilmesi gerekmektedir. Bu anlamda kitabın BM raporları ve BM Raportörü’nün doğrudan tanıklığını içermesi mevcut uluslararası düzenin geldiği noktayı ortaya koymaktadır. BM içerisinde BM’nin ve özellikle BMGK’nın sorunlu yapısı, İsrail istisnacılığına karşı somut adımın atılamıyor olması, gelinen noktada küresel yönetişim krizini ve asimetrik güç dengelerini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Son olarak, kitabın yayımlanma koşulları — ABD yaptırımları, UNRWA’nın tasfiye tehdidi, Albanese’nin görevinin uzatılması — kitabı salt akademik bir metin olmaktan çıkarmakta; onu, süregelen bir mücadelenin somut bir belgesi ve müdahalesine dönüştürmektedir. Sonuç olarak Albanese’nin raporlarından oluşan ve Gazze soykırımını inceleyen akademik literatür içinde yer alan bu derleme, kurumsal arşivin kamuyla buluşma noktasını temsil etmektedir; gelecekte yapılacak hukuki kovuşturmalar, tarihsel hesap verebilirlik çalışmaları ve uluslararası hukuk tartışmaları için birincil kaynak değeri taşımaktadır.

Yorum Analiz Haberleri

Eşyanın esiri değil emiri olmak: Teknoloji ve denge
Potansiyeli heba eden eğitim düzeni
Doğu Türkistan’ı anlayabilmenin yedi zorluğu
Ailedeki kırılmanın telafisi olur mu?
Batı medyasında tarihi kırılma anı