Kendisini “bağımsız devlet” olarak tanıtan ancak uluslararası alanda tanınmayan Somaliland bölgesinin lideri Abdirahman Mohamed Abdullahi, İşgalci İsrail’e resmi bir ziyaret gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Ziyaret kapsamında, işgal altındaki Kudüs’te bölgeye ait sözde bir temsilcilik/büyükelçilik binasının açılışına katılacağı bildirildi.
Siyonist rejimin basınına göre ziyaret, işgalci İsrail’in Somaliland’ı geçen yıl fiilen tanımasının ardından bu düzeyde yapılan ilk üst temas olacak. Programda işgalci İsrail'in Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Dışişleri Bakanı Gideon Saar ve Binyamin Netanyahu ile görüşmeler de yer alıyor.
Ziyaretin, İşgalci İsrail ile Somaliland arasındaki siyasi yakınlaşmanın son halkası olduğu belirtiliyor. Daha önce Siyonist İsrail’in Hargeisa’ya diplomatik temsilci atadığı, Somaliland’ın da Tel Aviv yönetimine temsilci gönderdiği aktarılmıştı.
Geniş çaplı tepki ve kınamalar
Söz konusu adım, uluslararası hukuk ve Filistin meselesi açısından sert eleştirilere yol açtı. Somali federal hükümeti, Somaliland’ın Somaliland’ın Somali topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak bu tür girişimleri “egemenliğin ihlali” olarak nitelendirdi.
Çok sayıda Arap ve İslam ülkesi de işgalci İsrail’in bu adımını ve Somaliland ile geliştirdiği ilişkileri “işgal politikalarına meşruiyet kazandırma girişimi” olarak değerlendirdi. Türkiye, Mısır, Katar, Ürdün ve Pakistan’ın da aralarında bulunduğu ülkeler sürece açıkça karşı çıktı.
19 İslam ülkesinin ortak açıklamasında, işgal altındaki Kudüs’te “sözde bir büyükelçilik” açılmasının uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler kararlarının açık ihlali olduğu vurgulandı.
İşgalci İsrail’in stratejik açılımı
İşgalci İsrail tarafı ise Somaliland ile ilişkilerini güvenlik, ekonomi, teknoloji ve su kaynakları gibi alanlarda “karşılıklı çıkar” temelinde geliştirdiğini savunuyor. Ancak eleştirmenler bu adımı, Siyonist İsrail’in bölgesel izolasyonu aşmak için uluslararası hukuku ve devlet egemenliği ilkesini ihlal eden bir hamle olarak değerlendiriyor.
Somaliland yönetimi ise bu temasları, 1991’den bu yana sürdürdüğü bağımsızlık iddiasına uluslararası meşruiyet kazandırma çabası olarak görüyor.