Silikon Vadisi’nin katliam aparatları

Ersin Çelik, yapay zekâ teknolojilerinin etik maskesi altında, işgal ve suikast politikalarının en etkili infaz aracına dönüştürüldüğünü ifade ediyor.

Yeni Şafak / Ersin Çelik 

Zekâ tabanlı giyotin: Canımız mı kariyer mi?

Teknolojik cihazların nasıl kitle imha silahlarına dönüştürüldüğünü, 2024 yılının Eylül ayında Lübnan’da, Hizbullah üyeleri dahil yüzlerce kişinin iletişim kurmak için kullandıkları çağrı cihazlarının eş zamanlı olarak patlatılması ile görmüştük. Dokuz kişinin hayatını kaybettiği, 200’ü ağır olmak üzere 3 binden fazla kişi yaralandığı bu saldırının olağan şüphelisi tabii ki İsrail’di. Çağrı cihazları dağıtıma girmeden, yani tedarik zinciri aşamasında, cihazların içine çok küçük patlayıcı düzenekler yerleştirilmişti. Bu cihazlar daha sonra uzaktan gönderilen bir sinyalle ölümcül birer mühimmata dönüştürüldü.

Dünyayı şoke eden saldırılardan sonra hemen herkeste, cep telefonlarının da benzer düzeneklerle patlayıcıya dönüştürülebileceği korkusu oluştu. Uzmanlar bunun teknik olarak mümkün olduğunu söylese de Apple ya da Samsung gibi dev markaların üretim bantlarına fiziksel müdahale gereksinimi ihtimali zorlaştırıyor. Ancak asıl acı gerçek şu: Artık telefonları fiziksel bir bombaya dönüştürmeye gerek kalmadı.

İsrail’in Gazze’deki soykırım sürecinde ve bölgedeki suikast operasyonlarında, sosyal medya şirketlerini ve yapay zekâ platformlarını birer “dijital izli mermi” olarak kullandığı biliniyor. Hedef alınan isimlerin oturdukları kanepede, ellerindeki telefonun yaydığı "sinyal istihbaratı" sayesinde güdümlü füzelerle vurulması artık bir sır değil.

Daha korkunç olanı ise son İran savaşında, Amerika merkezli yapay zekâ şirketlerinin birer “katliam aparatlarına” dönüşmesi ile ortaya çıktı. ABD ve İsrail’in saldırılarında, Anthropic şirketine ait “Claude” modelinin belirleyici bir rol üstlendiği günlerdir konuşuluyor. Milyonlarca kullanıcının -Gemini ve ChatGPT’de de yaptıkları gibi- hikâye yazdığı, senaryo geliştirdiği bu "maharetli asistan", İran’daki hedeflerin belirlenmesi, değerlendirme ve simülasyon süreçlerinde algoritmasını vahşete buladı.

Örneğin, savaşın başladığı 28 Şubat’ta, 160 çocuğun katledildiği Minab şehrindeki kız okuluna 40 dakika arayla yapılan iki füze saldırısı Claude’ın Pentagon’a sağladığı; uydu görüntüleri, saha raporları ve sinyal istihbaratından gelen veri setlerini analiz edip, hedefi tespit etmesiyle gerçekleştirildi. Katliam kararını “insan komutanlar” verse de o masum çocukların koordinatlarını, bizlerin de ceplerindeki “asistanlar” belirledi.

Dünya kamuoyu aylardır, yapay zekânın işlerimizi elimizden alıp almayacağını tartışıyor. Oysa yaşananlar gösteriyor ki yapay zekâ, kariyer avcılığını bir kenara bırakarak doğrudan insanları hedef listesine ekleyen “zekâ tabanlı giyotine” dönüştürüldü.

Silikon Vadisi’nin çok övündüğü “etik algoritmaların” sadece şiir yazarken devreye alındığı, bu teknolojilerin aslında nasıl “infaz aracı” olduğu trajik şekilde kanıtlandı. O sabilere ağıt yakacak “içimizdeki şair” ise çoktan ölmüştü.

Sıranın hangi ülkede, liderde, okulda veya askeri tesiste olduğunu ise yapay zekâ platformlarının gücünü “ele geçiren” liderlerin işgal politikaları belirleyecek.

Çünkü dünyanın geri kalanını dehşete düşürmesi gereken asıl gerçek, bahsi geçen şirketlerin Pentagon ile yaptığı anlaşmaların satır aralarında gizli.

Anthropic ve OpenAI (ChatGPT), askeri iş birlikleri deşifre olunca kullanıcılardan gelen yüksek tepki ve boykotları minimize etmek için “kırmızı çizgilerini” açıklarken “sadece ABD vatandaşlarını kitlesel gözetimden muaf tutacaklarını” garanti ettiler. Bu ticari manevranın tercümesi şudur: “Amerikan sınırları dışındaki her sivil, bizim algoritmalarımız için meşru birer veri setidir. Siz isterseniz hedef alabilirsiniz.”

Anlayacağınız, yapay zekânın bizi işsiz bırakmasından çok daha hayati bir sorunumuz var: Bizi hayatta bırakıp bırakmayacağı!

Yorum Analiz Haberleri

İran, ABD'nin USS Abraham Lincoln uçak gemisini seyir füzeleriyle hedef aldı
İnsanlığın özlemi: İsrailsiz bir dünya
Dinden çıkanlar neden dinden çıkamıyor?
Değer krizinin aynası: Çocuk suçlular
Teolojik referanslarla çocuk katliamlarını meşrulaştırmak